Frantz..

Baştan söyleyeyim, bir radyo-tv öğretmeni ya da sinema kuramlarını veya François Ozon’ın yönetmenlik anlamındaki karakteristik özellikleri bilen biri olarak değil, tamamen kendi çapımda bir sinema izleyicisi olarak yorumumu ifade edeceğim. Öyle ki her zaman için yorumlarımı zaten bu çerçevede ifade ediyorum.
Ve işte bu noktada da belirtmek isterim ki, bir François Ozon filminden ziyade olağan bir film olarak izlediğim Frantz’ı ben çok beğendim... bana şiir gibi geldi, roman gibi geldi.. öylece akıp gitti, resmen büyüsüne kapıldım gittim. Sanki Flaubert’ın Madam Bovary’sinde 2.5 sayfa boyunca anlattığı kaldırımlar, kaldırım taşlarını capcanlı karşımda buldum. Bir 18. yüz yıl klasik romanlarından birini okuyormuşum gibi geldi. Hatta şu yeni tip, dehşet bayıldığım, üç boyutlu, çizimli öykü kitapları gibi, bir romanı, kanlı canlı karşımda izleyerek okuyormuşum gibi izleye koydum kendimi. Bilmem doğru ifade ediyor muyum ancak hissettiklerim, filmin, bu filmi izleme deneyimimin bana hissettirdikleri bunlar oldu.
O sadelik, naiflik, süzülür gibi akan öykü-karakterler-sahneler vd. beni huşu içinde bıraktı. O kabullenişin ağırlığı, çaresizliğin sessizliği, tüm bunları sadece bakışları-mimikleri-vücut dilleri ile olağanüstü bir performansla aktaran oyuncular.. Sürprizini bozmadan ifade edecek olursam, filmin 3 farklı anında vuku bulan çok cici ve minik çekim sürprizleri.. son ana kadar beni meraklandıran, heyecanlandıran, aynı, dediğim gibi klasik bir roman okur gibi meraklandıran yapısı-akışı-kurgusu.. beni çok mutlu etti, çok beğendim. Tüm bu katmanların başarısının, benim çapımdaki başarısının kanıtı ise, sona geldiğimde yaşattığı his oldu. Sanki gerçek hayatta o karakterler yaşamış, o hayatlar yaşanmış gibi içime oturan his, duyguların yoğunluğu, bende yaşattığı etti.
Hiç öyle siyah-beyaz olmasına, 1. Dünya Savaşı sonrası geçen bir öyküyü konu almasına bakmayın, bence çok keyifli bir kitap gibi okunacak bir film, Frantz.
Meraklısına:
SPOILER
Dayanamayıp küçük bir spoiler paragraf ifade edicem :) Öyle ki, kesinlikle adamın çocuğu öldüren kişi olduğunu hiç düşünemedim. Belki çocuğun tipindendir bilmiyorum ama bana hep ikisinin bir ilişkisi varmış da onu saklıyor, söyleyemiyormuş gibi hissettim. O yüzden de öğrendiğimde ağzım bi karış açık kaldı resmen. Bir de sonunda çocukla olmamasına ve Paris’te kalmasına kızın, dehşet üzüldüm :( Resmen kendimmişim gibi içime oturdu. Çok üzüldüm, hüzünlendim, içim acıdı. Kısacası sonu, içime oturdu :(
SPOILER END

Popular Posts