Friday, November 21, 2014

Lucy..

Hani bazı filmler vardır, çok beğenirsiniz konuyu, wow be amma şeyler düşünüyorlar, ne yaratıcı zekalar var ammaaa accık daha güzel çekselerdi, az daha uğraşsalardı be gülüm dersiniz, üzülür, hayıflanırsınız. İşte Lucy de benim için, ne yazık ki öyle oldu :( Yine çok methini duymuş, anam yeni bir Matrix izleyeceğim diye ekram başına koşturduğum bir filmdi. Ancak ne yazık ki ağzımı, Nurella gibi bülerekten kalktım :s 
Konu tam bizim gibi teknoloji dünyasının biricik üyeleri için biçilmiş bir kaftan ancak unutulan; biz Matrix ve Her gibi filmleri izlemiş ve kafaları vurcak yer bulamamış bir zümreyiz. Nitekim, emin yapanlar da bizim klandandır, ancak gel gör ki olmamış anam olmamış :( ve en fenası da böyle bir senaryo heba olmuş diye pek bir üzülüyoruz kuzucum :( yapmayın etmeyin be gülüm...

Wednesday, November 19, 2014

The 7.39 Train..

Bu aralar izlediğin en güzel film hangi sorusuna benim yanıtım olan 2 filmden biri işte bu, 7:39 Treni! 
Nasıl naif, nasıl kendi halinde, nasıl sakin.. Ancak evli olanlar açısından, uyarı niteliği taşıyan; SATC izleyicisinin hatırlayacağı gibi, evlilikte [hoş aslında tüm ilişkiler için geçerli, kanımca] o ışıltıyı hiç kaybetmemek gerektiğine dair notlarıyla, çok sevimli bir "ilişki" filmi.
Konuyu anlatarak spoiler vermek istemiyorum ancak gerçekten izlemenizi öneriyorum.
Özellikle siz de benim gibi trenlere, istasyonlara vurgunsanız ;) tam bizlik :)
Hali hazırda hayatımın istasyonlarına dair yazdığı postu olan bir blogger olarak bunu not ediyorum :)

Monday, November 17, 2014

Camdan Kale / Jeannette Walls..

Bu kitapta anlatılanlar gerçek olamaz! Şoke oldum, şok geçirdim, dumur oldum. Bu ne böyle.. Böyle bir zihniyet, böyle bir eziyet olamaz. Olmamalı. Çok ama çok üzüldüm, sinirlendim, öfkelendim. Çocuklara içim acıdı, adamla kadını dövesim geldi.
Nasıl ki Goldfinch için, gerçek olmayan bir hikaye bu kadar gerçekçi anlatılır, harbiden olmuş hissetirilir dediysem bu da tam tersi. Gerçek olan bir hikaye bu kadar gerçek dışı olabilir.
Bunun dışında ise; Türkçesi’ni okudum o yüzden orijinali de böyle moda mod mu, kısa kısa cümleler şeklinde mi yazılmış bilmiyorum ancak böyle bir hayat hikayesi de ancak böyle anlatılır zaten. Kendisi o kadar vurucu ki öykünün, cümleleri kelimeleri süslemeye gerek yok. Sağ sol çarpıp affallatıyor zaten.
Evet konuyu anlatmıyorum, çünkü bilirseniz devam edemezsiniz. Zira ben her bir sayfayı, yok birazdan değişecek bu durum, ha gayret şimdi şimdi diye diye okudum ve her seferinde yedi beni yedi..


4 çocuklu bu ailenin gerçek dışı gerçek hikayesi bakalım sizi ne edecek!

Wednesday, November 12, 2014

Life of Crime..

Sadece J. Aniston var diye izlediğim ve bin pişman olduğum, saçma sapan, ne idüğü belirsiz, inanılmaz klişe ve beklendik bir film! Bari giysileri güzel olsun ilham alalım diyorsunuz, yok anam o beklentimizi de yerle bir ediyor. O kadar saçma ki size anlatamam. Tam Türkçe adı gibi Baş Belası bir film, Bitsin diye dakika sayıyorsunuz, o kadar yani!

Monday, November 10, 2014

The Rover..


Sırf Robert P. olduğu ve hafif bir kara ütopik olduğu için izledim ancak çok istememe ve kendimi zorlamama rağmen beğenemedim :(
Sadece şunu mutlaka söylemem gerek ki Robert amca döktürmüş! O yakışıklı vampir tavırlarından, halinden eser yok ve o çirkinleştirilmiş tipiyle inanılmaz farklı ve garip bir karakteri, kanımca çok iyi oynamış. 
Ben takdir ettim resmen. 
Konu, ne idüğü belirsiz bir yerde, ne idüğü belirsiz bir zaman diliminde ve ne idüğü belirsiz bir insan topluluğunun içinde pat diye başlıyor. Ve aynı şekilde de pat diye bitiyor. Olayın, durumun başını asla anlamadığımız gibi neler olduğunu ve sonunda da ne olduğunu asla anlayamıyorsunuz! Şaka gibi ama öyle. Muallakta başlayıp muallakta bırakılan bir film resmen. Keşke az anlayabilseydim güzel olacaktı ama kısmet! Sanki az daha düşünüp bir daha çekseler olurdu ama napcan gari...


Friday, November 07, 2014

Birchbox Nisan 2014 kutusu..


Aldığım Birchbox’lar toplu halde elime ulaştığı için ben de ancak toplu halde, sonradan yazabiliyorum. Toplu halde gelince denemeye başlamam da geciktiği için yazmam da gecikiyor :( Ancak yine de, ürünlerin nasıl olduğunu paylaşmak adına yazmayı seçiyorum. Umarım faydalı olabiliyorumdur..

Nisan kutusu, Nisan yağmurlarıyla paralel bir konsept bağlamında çok cici mini aktivite kartları ile geldi :) Yağmurlu havalarda neler yapılabilir fikri veren 52 karttan biri ile taçlanan kutumda bana denk gelen; sanırım bir sine-fil’e gelebilecek en manidar kart olmuş :)

Yağmurlu günlerin en iyi arkadaşı çikolata sürprizi ise başta çok sevindirse de pek memnun etmedi :( Chirardelli'nin likörlü çikolata sevmeme rağmen ne yazık ki bunu beğenmedim, hatta 2. lokmamı bile yiyemedim ;( o kadar yani..

Nyakio yüz peeling’i ise organik olması bağlamında çok sevindirdi ve memnun bıraktı, ancak yoğun kahve kokusu biraz rahatsız etmedi değil!

Aynı markanın yüz yağı da çok iyiydi. Kokusunu sevdim, çok yağlı yapmaması da çok iyiydi.
TheBalm’ın bana denk gelen Pie cheek and lip krem anlığı ise çok güzelll… Tek derdi ise, benim açımdan, organik olmamasıydı. Ancak çok sevdiğim için bu sefer sonuna kadar çok severek kullandım..
Klorane kuru şampuan ise tek geçtiğim kuru şampuan olduğu için çok sevindirdi. Yine ilk Birchbox’larımdan biri sayesinde tanışmış ve ilk görüşte, hele ki organik olması sebebiyle katlanarak büyüyen memnuniyetimle bayılarak kullanan bir lovemark’a dönüştü. Diğer birkaç ünlü markanınkini de kullanmama rağmen Klorane’inki muhteşem!!

Cythia Rowley’in göz kaleminin ününü çok duydum ancak hali hazırda kullandığım ve çok memnun olduğum bir kalemim olduğu için henüz bunu denemedim. O yüzden bir şey diyemeyeceğim şimdilik..


Wednesday, November 05, 2014

Chef..

Çok eğlenceli, tam bir hafta sonu filmi! hani home tv, Turkmax Gurme izlerken hemen mutfağa giresiniz gelir ya bu filmde de öyle bir potansiyel var, baştan söyleyim :)
Bir de unutmadan, çocuğun Twitter, Foursquare ve bilimum sosyal medya ile yaptıkları çok ama çok çarpıcı ve bir o kadar eğlenceli :)
Adamımızın Twitter’la imtihanı ise süpper keyifli :)
Müzikler, yiyecekler, konu, oyunculuk… çok mu çok keyifli derim ;)

Monday, November 03, 2014

Blind..

Al işte bir ‘ha bir şey olacak ha bir şey olacak daha bekletip bir halt olmayan filmlerden’ biri daha! 
Bir kere ne kadar kendinizi verseniz, içine girmeye çabalasanız da asla anlayamıyorsunuz.. Yönetmen kendi anlamış çekmiş, anlaşılır mı diye bir saniye bile durup arkasına bakmamış.
Hele bir noktadan sonra iyice kafa karıştırıp hangisi gerçek hangisi hayal bildirtemiyor. Yok eğer amaç bu ise tamam, aferin başarmış. Ama yok amaç bu değilse, çok fena dağılmış.
Anlayacağınız, yine bir ‘kaçarak uzaklaşın’ vakası!


Friday, October 31, 2014

Birchbox Mart 2014 kutusu..

Her ürününü kullandığım ve her birinden deli memnun kaldığım bir Birchbox oldu! 
Öncelikle dudaklardaki, tırnaklardaki, ellerdeki, dirsek ve dizlerdeki çatlakları giderici olan Air Repair Rescue Balm’ın minik göründüğüne bakmayın zira bu onun orijinal boyu ancak boyundan büyük bir iş yapıyor ve çok ama çok az, saç teli ucu kadar sürülmesine rağmen gerçekten de hemencecik iyileştiriyor ve çatlağı gideriyor. Dudaklarım soğuktan çatlayınca lipgloss bile kötü göründüğü için hemen denedim ve hiç umutlu değildim ancak resmen gözlerime inanamadım! Hemen pürüzleri giderdi ve çok smooth bir şekilde parlatıcımı sürebildim.
Parlatıcı diyince, Birchbox sayesinde yine çok popüler bir markanın Stila’nın renk veren parlatıcısını da deneme şansı yakaladım. Hafif bir vanilya kokusu olan, altı çevirmeli çok pratik kullanım şekli ve yapay tüy gibi kıllı orijinal fırçasıyla çok rahat sürülebilen bir parlatıcı. Ancak 90’larda deli popüler olan o parlatıcıların da vakti zamanında yaşattığı şeyi yine 2000’lerde yaşıyor ve verdiği ışıltılı güzelliğe kanıp sürüyoruz ancak rüzgarlı havada o saçlar gelip şap diye yapışıyor! O yüzden ancak esintisiz durgun havada ya da kapalı mekanda tercih ediyorum.
Jergens body bb cream’i ise bir harika! Çok ama çoook hafif bir ton veriyor ve inanılmazzz güzel kokuyor. Ben özellikle yazın, etek-şort olaylarına girdiğimde kullandım. Hele ki silk-epil sonrası benekli eşeğe dönem bacaklarımı :) dehşet pürüzsüz ve ışıltılı kıldı. Bazen de sırf kokusu için sürdüm :)
Supergoop ise yine son dönemin chemical-free tarzı ünlü markalarından. O yüzden çok merak ediyordum. Bu da sunscreen serumu. 30 faktörüyle hem güneşten koruyor hem de makyaj altı temeli için iyi bir başlangıç olarak yer alıyor. Hiç kokusu da yok.
Harvey Prince’in Cherie Blossom parfüm tester’ı ise çokkk şeker… Harbiden şekerli, cici mi cici bir kokusu var. Bu tarz kokuları sevenlere birebir :)

Wednesday, October 29, 2014

Grace of Monaco..


Hani geçen sene Diana filmi için Naomi Watts’a yönelttikleri tonla eleştiri var ya bence esas onları komple bu filmdeki haliyle Nicole Kidman’a söylemeleri gerek. Zira o eleştirilerde söyledikleri her şey bence bu filmdeki rolüyle Kidman için geçerli. 
Normal bir prenses bile bu kadar burnu havada olmaz! Bence ilk kez karaktere asla girememiş. Olmamış. Gerçeği böyle olamaz. Olsa bile bu kadar yapmacık oynanamaz. 
Bir şey değil, harbi Grace’e karşı nötr olan tavrımı resmen negatife çevirdi! O kadar diyim yani. Kadından hoşlanmaz kıldı beni! Ay bir de tutmuşlar gül gibi A. Hopkins’i de verdikleri minik rolle işe alet etmişler. Ay atıcam kendimi, yok artık!
Kurgu, hikaye, oyunculuk… bari müzik ve giysiler, manzaralar güzel olsun di mi.. yok anam onlar da feci…
Kaçarak uzaklaşın derim...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...