Wednesday, April 01, 2015

St. Vincent..


Hiç kimsenin aslında göründüğü gibi olmadığını, herkese bir şans hatta bir kaç şans verilmesi gerektiğini, herkesin hiç bilmediğimiz ve belki de asla öğrenemeyeceğimiz bir hikayesi olduğunu, o hikayenin onu şu anki noktasına getirdiğini o yüzden de hiç kimseye tabii ki kızmamamız ve önyargılı olmamamız gerektiğini, ve toplamda her ne olursa olsun gerçekten de her şeyde bir hayır olduğunu bir kez daha bize anlatan bir film. Hem de çok tatlı, keyifli, hüzünlü ama eğlenceli, bir o kadar da farklı bir hikayeyle anlatan, çok tatlı, tam bir postmodern öykü.. Ben çok keyif alarak, gülerek eğlenerek, tabii ki üzülerek de ve hüzünlenerek de izledim. Adamın her şeyi olduğu gibi kabullenmesi karşılığında da utandım.

Monday, March 30, 2015

Book of Life..

Şahsen bu animasyondan da çok ümitliydim. Dedim ki yaşamın anlamını, çocuk diliyle, rengarenk bir dünya içinde verecek. Ancak gel gör ki öyle karmaşık ve öylesine fazla renkli bir dünyada verdi ki yeğenlerime öneremedim bile! Bir kere öykü çok ama çok fazla karmaşıklaştırılmış. Kaldı ki verdiği karakterlerin öyküsü bana çok da düzgün ve çocuklara uygun gelmedi. Bir kere ben bile hem sıkıldım, hem çözemedim, hem de hoşlaşmadım. 
Renkler ise renkli olacağım diye öyle fazla abartılmış ki fazla yapılmış makyaj gibi rahatsız edici olmuş. Yordu beni, gözlerimi rahatsız etti. Çok çizim, çok renk bıktırdı resmen, izlerken.
Sonuç; çok üzülerek söylüyorum ki beğenmedim :/ ve Oscar'ı da bu noktada hak etmediğini düşünüyorum. Zira favorim 6 Heroes idi ancak olmadı, olduramadılar, kısmet.
En çok da böylesi renkli, cıvıl cıvıl bir filmi yeğenime seyrettiremeyeceğim için :/ 

Friday, March 27, 2015

Foxcatcher..


Öncelikle söylemek isterim ki aynı American Sniper gibi, hatta ondan daha fazla bir şekilde, bu filmin en iyi film Oscar'ı adayları arasına nasıl olup da girdiğini anlayabilmiş değilim! 
Evet çarpıcıydı, evet hüzünlüydü, evet sınırda da olsa iyi bir oyunculuk vardı (kanımca çok konuşma olmadığı için Polat karakteri mimiklerinden öte değildi!) ancak anlamsız bir yavaşlığı vardı. İyi olduğu sürece yavaşlıkla ilgili bir sıkıntım olmaz filmlerde ama bunun ki manasızdı. Şu bizim dizilerde süre uzatmak için bakışmaları yavaştan alırlar ve saçma bir şekilde uzatırlar ya, bunda bakışma da yoktu işin kötüsü! 
Ve yine kanımca, hatırlayamayacağım kadar uzun bir süredir, bir çıkarımda bulunmayan, bir ders, bir fikir vermeyen bir film görmemiştim! Ee noldu şimdi, tamam bu bu oldu ama sonuç nedir? Biz şimdi bundan ne almalı, ne anlamalı, ne ders çıkarmalıyız?
Evet adam manyak, ancak biz onu daha ilk sahnelerde anladıydık! 
İşin ama en en en fenası da bu hikaye ne yazık ki gerçekten olmuş! Aradaki zamanlar, sonradan okuduğumdan öğrendiğimle daha geniş bir zaman diliminde vuku bulmuş ancak öyle veya böyle olmuş :( en üzücüsü ve kahredicisi de o.. 
Allah herkesi böylelerinden uzak tutsun inşallah.. Çok acı..

Wednesday, March 25, 2015

Words and Pictures..

Bazen, özellikle de Cuma ya da Cumartesi geceleri şöyle yağmur çiselerken, elinizde çilekli yoğurdunuz yorganın içinde, az açık abajur ışında bir aşk filmi izlemek ister ya.. Öyle ağlatmayan, aralarda düşündüren, alışılmışın dışında bir modern hikayesi olan, öyle sakin sakin, cici cici, keyifle izlemek ister ya.. İşte bu film onlardan biri. 
Türkiye'de hiç olmayan, olmayacak olan, en azından benim ömrümün görmeye yetmeyeceğini (ne acı ki) düşündüğüm bir eğitim sistemi dahilinde aynı şekilde Türkiye'de hiç olmayan, olmayacak olan, en azından benim ömrümün görmeye yetmeyeceğini (ne acı ki) düşündüğüm öğrenciler ve de öğretmenler ve de okul müdürleri ve de okul yönetimi ve de toplum dahilinde vuku bulan iki öğretmenin çok güzel bir hikayesi, aşkı, ilişkisi söz konusu..
İzleyin, feyz alın ve siz de benim gibi hayıflanın a dostlar..  

Monday, March 23, 2015

Not That Kind of Girl / Lena Durham..

Çok normal bir kitap, ancak bu normallik negatif ya da kötüleme anlamı taşımıyor. Benim görüşüm, kitabın çok sizden bizden birinin hayat hikayesi olarak yer alması. Şu an kendi kitlesi çapında oldukça ünlü olan ve gıpta edilen bir kişiliğin de bizim gibi normal bir yaşamı olduğunu, bizim gibi korkular taşıdığını çok tatlı ve espritüel bir dille bizlere gösteriyor, anlatıyor.
Bu anlamda herkesin onun gibi başarılı bir yazar-yapımcı vb olabilme potansiyeli olduğunu, özellikle de genç kitle bazında, çok güzel göstermiş oluyor.
Ben keyif alarak, sıkılmadan ve severek okudum. Ancak öyle yerlere yatacak kadar gülmedim ve delicesine aşık olmadım. Zaten Lena'nın da öyle bir amacı olduğunu sanmıyorum. 
Ben de bestseller olduğu, çok konuşulduğu ve kızı sevdiğim için aldıydım zati.
Bu arada bir parantez açmam lazım, hoş instagram'da bahsetmiştim ancak bir kez daha paylaşılmayı hak ediyor. Öyle ki kitabın inanılmaz güzel bir baskısı var! İnşallah Türkçesi de aynı güzellikte olur da beni şaşırtırlar ancak hiçççç sanmıyorum. O bebek mavisi iç kapak bez cildi, kapartmalı dış kağıt kapak, hele o içerlerdeki miniğinden büyüğüne çizimleri beni mahvetti. Enn tatlısı da iç kapaktaki renkli duvar kağıtımsı kağıt iç kapak! Aşık oldum resmen..
Darısı bizim Türkçe kitaplara, en azında Pucca ve Pink Freud'unkiler tam böyle bir muameleyi hak ediyor kanımca.
Neyse demem o ki tam bizim tipimiz bir kızın, bizim gibi hikayesi, çok şeker bir kız diliyle anlatılmış ;) 

Friday, March 20, 2015

Big Eyes..

Ne mutlu ki sinema diye bir alan var ve ben de bilmediğim, kaçırdığım, özellikle de internet öncesi dönemde vuku bulduğu için çok öğrenemediğim olayları öğreniyorum.
İşte bu film sayesinde de altmışlarda yetmişlerde olan bir olayı ve resmi hayal meyal de olsa bildiğim ancak ressamını bilmediğim bir sanatçıyı tanımış oldum.
Kadınım durumu bana Boyhood'daki kadının halini hatırlattı ve çok üzüldüm, hüzünlendim, içim acıdı. İkisinde de kadınlar yetenekli ve ekonomik bağımsızlığına sahip olan bir potansiyel sergilese de böylesi erkek baskısı altına alınıyor ya o beni çok üzüyor.
Neyse filme gelelim. Hiç sıkılmadan zevkle merakla izlettiriyor, empati kurdurup içine çekiyor. 
Tabii ki Tim Burton'ın çok fazla olmasa da araya serpiştirdiği o görsel estetik numaraları çok keyifliydi.
Adamın inanılmazlığı hele ki o kibrit sahnesi beni mahvetti! Gerçekten inanamadım çok ama çok üzüldüm.
Bir Cumartesi gecemi çok keyiflendirdi. Sizin de keyifle izleyeceğinizi düşünüyorum ;)


Wednesday, March 18, 2015

Bikutumutluluk Mimoza kutusu..

Vallahi kutuyu deli bir heyecanla bekledim ve elime aldığımdaysa, itiraf etmem gerekirse, elime hafif geldiği için kısa bir hayal kırıklığı yaşadım! Kısa diyorum çünkü açtığımda hangisine mutlu olacağımı, hangisine daha çok sevineceğimi şaşırdım! 
Birini açıyorum bakıyorum jawdropping oluyorum, onu bırakıyorum öbürü neymiş diye bakayım diyorum ağzım daha da açılıyo derken her birine aşık olarak şoke oluyorum!
Zaten bir tote bag delisi ve koleksiyoncusu olarak çantaya tabii kiiiiiiii taptım! Zaten şu kız desenlerine, tiplerine hasta oluyorum, kendimi görüyorum her bir tip çiziminde. Bu çantanın üstündekine de baaayıldımmmmm.
Küpe olayı ise kopardı beni! Zaten bu tarz takıları ilk gördüğümden beri, etsy'de ilk rastlamıştım sanırım, çok beğeniyorum ve yaratıcılığına, fikrin doğuşuna hayranlık duymuştum. Ve böyle bir şeyi çok istiyordum. Hele ki mimozalı şekline, küpe tipine çok sevindim, çok beğendim.
Anti parantez, paketleme şekline, kağıdın tasarımına da hassssta oldum!
Sabunun kokusuna ise hiç değinmiyorum, öldüm bittim kudurudum. Zaten yasemin en sevdiğim çiçek, kokusu da en sevdiğim çiçek kokudur. O yüzden naturally hastası oldum sabunun..
Yeşillik tohumları fikrini ilk, geçen sene Bardabas kutusunda görmüş ve bayılmıştım. Bikutumutluluk'un kendi tarz çizimleriyle süslediği kaplarına ve bir değil üç tane tohum olayına da bittimmmm.
Doğadaki tazelenmeye eş değer kişisel bakım ürünleri de o pembiş baskılı kesesiyle beni musmutlu etti...
Yaaa ben sizi seviyorummmm çok tatlısınızzzz...bikutumutluk..
Masal adını vererek de Nisan için beni resmen knock out ettinizzzz bilesinizzzz....

Friday, March 13, 2015

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku..

Evet müzikleri bir harikaydı.. Bayıla bayıla dinletti, hatta şu an bu postu hemen onu dinlerken yazıyorum! Albüm bir harika..
Nam-ı diğer Behzat Ç.'miz de bir harikaydı. (Adamın üstüne bu isim yapıştı kaldı ya, ben bişi demiyorum!)
Neyse efem, o geniş mi geniş omuzları, aslında güzel olmayan belki de ancak en azından bana, inanılmaz çekici ve yakışıklı gelen haliyle bir içim aşktı. Ee öyle bir adama böyle tutkulu, şairimsi bir karakter tabii ki de, özellikle kadın hedef kitle için tam biçilmiş kaftan. Hatta film, kitap uyarlaması olmasa onun için yazılmış, o düşünülerek yaratılmış bir karakter, kurgulanmış bir hikaye diyebilirdim. Ki böyle kadınlar düşünülerek yapılan kurgulara, yurt dışında çok rastlıyoruz.
Kadın karakterimiz desek, zaten ben o kadını o büyük büyük gözleriyle pek bi beğenirim. Tam kadın kadındır. Ben de erkek olsam öyle bir kadın isterdim. Al işte bu noktada da erkek hedef kitle tam 12den vurulmuş!
Dediğim gibi, müzik de işin sosu olmuş. Vıcık vıcık olmayan bir aşkımsı hikayede fon. 
Öyle delicesine vurulmadım filme ancak hiç sıkılmadan ve gerçekten severek, beğenerek izledim. Tam hafta sonu, yağmurlu gece sineması keyfi için biçilmiş kaftan diyorum ve bitiriyorum.. :)
Meraklısına: Koray Candemir düeti "Muhteşem Bir Son" şarkısıyla filmi ilk duymuş, eski bir Kargo hayranı olarak bayılmış ve filmden daha çok bu şarkıya aşık olduğumu da not düşeyim, eksik kalmasın :)

Monday, March 09, 2015

This is Where I Leave You..

Çok söylenecek bir şeyi yok! Üzgünüm. Çünkü geçen seneki August County'den bir farkı yok kanımca. Hatta bence o daha iyiydi. Bu bana hiçbir şey vermedi, veremedi. Oysa ismini birçok yerde okumuş ve çok ümitlenmiştim. Tam bir hayal kırıklığı oldu. Öööle vakti mi yedi bitti gitti.. :/ sorry guys..

Friday, March 06, 2015

Under the Skin..

Çok ama çok üzgünüm ancak benim için 2. bir Holy Motors vakası! Çok ama çok methini duydum, o kadar yazısını okudum ve doğal olarak delice ümitle koyuldum izlemeye ancak gel gör ki başından sonuna, tek bir saniyeyi bırakın salisesinden zevk almadım, alamadım, anlamadım, anlamlandıramadım :( Doğrudur, sinema kuramı vb yeterliliklerim olmadığı için olabilir ancak anlamayı az da olsa, çok isterdim.

Sonuç olarak hiçbir şey diyemiyorum dostlar :( yazık bana, günaaah...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...