Friday, February 27, 2015

Interstellar..

Evet biraz astronomi bilgim olsaydı ve bu tarz konulara daha rahat basan bir aklım, tabii ki çok ama çok daha keyifli olurdu.
Zira bana sürekli, doktora formasyon dersinde; herkesin kendi bölümünden sunum yaptığı seminerlerde, astronomiden olan çocuğun 3 saat boyunca, beş yaşındakine anlatır gibi sabırla, basit ötesi cümlelerle göreli zaman kavramını vb anlatmaya çalışması ve bizim halen bomboş gözlerle ona bakmamızı anlamlandıramıyor olması geldi!
Neyse efem, filmde paso bu his oluyor ancak az da olsa anlayabildiklerimle dahi, bundan öte bir keyif veriyor. Kaldı ki anlatılan, aynı geçen sene Her'de yaşatılan his gibi hiç de olmaz olmaz gelmiyor. Dünyaya yapılanlar ve gelinen noktalar, her bir anı bir noktada onuyor.
Biraz uzun, biraz yavaş, Gravity kadar ateşli heyecan yaratmıyor ancak yine de sizi bambaşka evrenLERe! götürüp götürüp getiriyor. Etkiliyor, ufkumuzu açıyor. Hem dünyanın, hem sinema aleminin nelere kadir olduğunu pat diye önümüze koyuyor.

 

Thursday, February 26, 2015

Lilakutu Kış kutusu..

Veee sonunda Lilakutu, aylardır beklediğim yepyeni bir kutu yaptı. Beklediğime değdi mi derseniz, eh işte! Kötü bir kutu değil, asla bunu söyleyemem. Çok baba ürünler var, hem de bayağı bayağı büyük, hatta full size olarak. Ancak benim, tekil olarak sorunum, benim şu an ihtiyaç duyduğum ürünler (bir tane hariç) barındırmaması o kadar. Yoksa parasının hakkını veren dolulukta ve kalitede olmuş.
Öncelikle ihtiyacım olan üründen başlayım; doğal koltuk altı deodorantı deneme mendili. Keşke ürünün kendisi olsaydı, çünkü daha geçenlerde Lilakutu sitesinde, şu an benimkilerin sonuna geldiğim için yenisi arayışına girdiğim ve eleyerek ikiye indirdiğim 2 markadan biriydi. O yüzden kutuda görünce inanamadım, en çok ona sevindim ve sanırım beğendim. Ancak tek bir kez kullanabildiğim için çok emin olamadım ama iyiydi. En çok ya kokusu çok ağırsa diye endişelenmiştim, bir de ona dair yorumlar okuyunca meraklanmıştım ancak hiç öyle bir şey olmadı. Bilakis çok hafif ve güzeldi.
Onun dışında şampuan, doğal olmasa da tester diye denedim ve bayağı beğendim, kokusu da çok güzeldi, çok da iyi temizliyor. Organik takıntınız yoksa çok rahat alabilirsiniz.
Bir de aynı şekilde yüz kremi de olağanüstüydü. Keşke organik de olaydı. Çünkü hem çok etkili, hem kokusu süpperr hem de hiç yağlandırmayan cinsten. Onu da aynı şekilde organik takıntınız yoksa çok rahat alabilirsiniz.
Pco'nun koyun plesantasından yüz maskesi, daha önceki bir kutuda da vardı ve çokkk memnun kalmıştım, o yüzden onu da gördüğüme çok sevindim.
Etiket tırnakların başka bir rengi daha önce Vanilya Kutu'dan çıkmıştı ancak benim rengim olmadığı için denememiştim. Bundaki tam benlik olduğu için heyecanla hemen denedim ancak hayal kırıklığı yaşadım! Yaparken kesmede çok zorlandım ve istediğim gibi de ne boyutu uydu tırnaklarıma, ne iyi yapıştı, ne güzel kesildi. Kesilen de kenarda alüminyum alüminyum durdu. Çok çabuk da üzeri çizildi ve rengi gitti, onlar da alüminyumlaştı. 2 günde bitti gitti ama giderken de beni benden aldı, inanılmaz zor çıktı ve delirtti!
Bir de son olarak kakao butter'ı denedim. Kokusu çok eğlenceli, yağlı ama yağlatmıyor enteresan bir şekilde. Çok ağır bir kakao aroması da yok ve bayağı da kalıcı. Ancak yine ve yeniden organik olmaması beni uzaklaştırıyor :(
Organik ozon yağı ve yine organik masaj kremine deli sevindim. Kullandığım ürünler zaten. Bu markalar değil ama. Şu ankiler bitmediği için henüz deneyemedim ancak full size ve organik böylesi ürünler konmuş olması deli sevindirdi.
Aynı şekilde farın da organik bir markadan olması 'helal olsun' dedirtti.
İşte böyleydi Lila'ın kış kutusu. İnşallah süper bir bahar kutusu da yaparlar, zira ben her ay yapmamalarından dolayı çok üzülüyor, hayıflanıyor, eski yılları arıyor ve Birchbox gibi olamamalarına çok ama çok üzülüyorum :(
Haydi Lila yapabilirsin, seni seviyor ve sonuna kadar destekliyorum…

Wednesday, February 25, 2015

Into the Woods..

Önce, Maleficent gibi bir şey izleyecekmişim gibi geldi. Film başladı, anaa bi baktım müzikal! Ve ben üzgünüm ancak çok sevmem, hay bin kunduz dedim, beğenmeyeceğim her halde. Sonra çok değişik bir yön aldı, aldı aldı, bi baktım bayağa keyif alarak izliyorum, su gibi akıyor, hiç sıkmıyor.
Sonra ortalara doğru, aha dedim toparlıyorlar, iyi güzel bitiyor. Aaa bi baktım film tam bu noktadan bambaşka bir eğim alıp yepyeni bir film gibi devam ediyor! Ve çok hoş, çok orijinal, çok değişik bir şekilde bildik hikayeler birbirinin içinde eritilerek ve yine her şeyi birleme noktasındaki spiritüel anlayışı çok saf bir şekilde tasarlayarak tamamlanıyor. Tüm bunları hiç sıkmadan, cici bir keyifle veriyor ve beni bir değil pek çok kez şaşırtarak yapıyor. Tam bir masal.. Tam bir hikaye.. Bilmem, ben pek sevdim :) 

Monday, February 23, 2015

FikriMühim Nestle Coffee-Mate kampanyası..

Vee sonunda aylardan sonra yepyeni bir FikriMühim kutum oldu. Hem de bir kahve delisi olarak Nescafe temalı ;)
Hemen olaya gireyim :) Metal bir kutuda olması, geçen seferki gibi dandik bir karton kutuda gelmemesi güzeldi. Bir de 1₺'lik poşetlerde değil de, esas ürünün büyük boy, ya da daha doğrusu orta boy bir poşette olması iyiydi. Ancak arkadaşı kahvenin yine mini boyda gelmesi şaşırttı!
Bir de geçen sefer kırmızı bardak olmamasına çok hayıflanmıştık ancak anlaşılan sesimizi yine duymamazlıktan gelmiş Nescafe, zira yine bunda da yoktu!
Neyseki marketlerdeki kırmızı bardaklı kutulardan geçen hafta aldığım için artık bir kırmızı Nescafe bardağım olduğundan dolayı, sinirim bu sefer tavan yapmadı!
Ancak kartondan da olsa bir bardak altlığı, minik bir obje bişi bişi beklerdim, aradı gözlerim ama nafile.
Neyse canları sağ olsun...
Gelelim ürüne; evet normaline kıyasla daha bir köpüklü oluyor ancak kanımca, öyle anlı şanlı bir köpük olayı söz konusu değil! Belki o süt köpürtme aparatıyla karıştırılmış daha bir coşar ancak bende öyle bir şey yok!
Tadı da bana aynıymış gibi geldi. Yine kanımca, bir fark varsa da bu bence fark edilmeyecek kadar az!
Demem o ki az daha çalışın ve organik kahve ve mümkünse süt tozu olayına girin.
Özellikle de organik, hiç olmadı fair trade kahve yapın bari.
Zaten seviyoruz, bari harbi LoveMark'larımızdan ol, Nescafe'cim ;)
Ps. Thanx FikriMühim... xox

Sunday, February 22, 2015

Bikutumutluluk Aşk kutusu..

Bir kahve manyağı olarak Şubat kutusuna, tabii ki tapındımmmm. O çok sevdiğim çizimlerinden çok mu çok beğendiğim bir halini çok cici bir kahve fincanına basmaları ve ne zamandır tadını merak edip denemek istediğim Cafe Breno ile anlaşıp beş denem poşetini, yine o tatlı mı tatlı keselerinden birine koymaları, yanına da biz kahve delilerinin mottosuna dönüşen "all we need is coffee"nin orijinalini bastıkları bardak altlıklarını eklemeleri beni benden aldııı...
Çift olmadığım için paylaşıma gidemesem de :) Mrs. ve Mr. Right yastık kılıflarına ise harbiden bittimmm. Ben yine de hazırlayıp salona yerleştirdim :)
Çerçevelerimi ise hemen yeğenlerimin şirinlik muskası :) pozlarıyla süsleyip buzdolabı kapısına monte ettim bile :)
Bileziği de aslına bakarsanız deli sevdim ancak benim bilekler fazla ince olduğu için her bileklikte yaşadığım sorun temelli olaraktan büyük geldi bana ne yazık ki :( şimdilik obje olarak kullanıyorum ;)
Ve şimdiden, mimoza konseptli olacağı bildirilen Mart kutusu heyecanı sardı beni :) Zira doğum gü hediyem olacak :))

Friday, February 20, 2015

Still Alice..

Önceden de dediğim gibi ben bu sene kadın Oscar'ımı Jennifer Aniston'a veriyor, her ne kadar aday değilse de, ancak bu filmle Julianne Moore da alsa üzülmem. Zira kadın, kendine delice güvenli, ayakları dibine kadar yere basan bir kadınının dönüşümünü inanılmaz iyi bir şekilde yansıtıyor. Nasıl iyi, gerçekçi oynamış hayrete düşürüyor. 
Film ve oyunculukla, karakter ve konusuyla zaten olay sizi sizden ediyor. Delice hüzünlendiriyor, hayıflandırıyor ve tabii ki düşündürtüyor.
Sen ne kadar çabalarsan çabala bazı şeylerin asla elimizde olmadığını, olamadığının, tek kalanın kabullenmek olduğunun bir göstergesi olarak yer alıyor.
Bilmiyorum, özellikle kendim gibi düzeni, düzenliliği, yerli yerindeliği seven, isteyen biri olarak çok etkiledi beni :(

Güzel bir film kısaca.. Çağının filmi ne acı ki..

Wednesday, February 18, 2015

Cake..

En baştan uyarıyorum; anne olanlar, hala olanlar ve tabii ki teyze olanlar izlememeli! Zira ortaya koyduğu konu çok hüzünlü. Ancak ben yine, sinefil yapımla, konusunu bilmediğim filme badozlama dalma huyumla izlemiş bulundum, orası ayrı :/
Gel gör ki J. Aniston hayatının rolünü oynamış. Nerede o rom-com kızı. Acayip iyi oynamış, Altın Küre’yi dibine kadar hak etmiş ve Oscar adaylığında resmen hakkını yemişler. Zira aday olup kesinlikle o kazanmalıydı.
Tamam Still Alice’de J. Moore da iyi oynamış ancak bir hastayı oynamak bence daha kolay, paso acı ve depresyon içinde olan bir kadını oynamaktan. Evet Wild ile Reese W. da aday ama o da normal bir rol kanımca. Dediğim gibi fiziksel değişimi vb. çok iyi yansıtmış ancak yapımın başarısı yine kanımca.
Neyse efem film çok hüzünlü, 3 tane baba ‘ne alaka şimdi’ noktası var [tren-kekçi kız-Riverside] ancak yine de içine hemen alan bir yapısı ve dediğim gibi Aniston’ın harbi iyi oynanmış muhteşem dönüşümü var işin içinde. En baştaki kriterde değilseniz kesin bakın derim.. 

Monday, February 16, 2015

The Imitation Game..

Ne kadar acı, ne kadar üzücü.. Sen istediğin kadar zeki ol, bütünün iyiliğini düşün, kendini hiçe say ve inanılmaz ötesi büyük bir başarı kazan, sonra gel bir kendini bilmezin algısı ve kendini ispat etme çabası yüzünden kalan hayatını da çöpe at!
Bill Gates ve Steve Jobs’un, kanımca mesleki babası sayılan bir adam varmış da yine aynı basma kalıp önyargılar yüzünden bilememişiz. Kendimden utandım, bırakın öyle bir adamın yaptığını, varlığını ve adını bile hiç duymamışım! Rezillik ötesi.. Filmi bile görememiş adam :(
Filme gelince ise keşke daha etkileyici olabilseydi. Konu, olay, adam.. her şey çok iyi ama yok olmamış, olamamış. Bu da en az o adamı tanımamam kadar üzdü beni. Keşke daha iyi olaydı da adamın büyüklüğü daha da iyi anlatılabilseydi.
Neyse cicim, siz sırf adamı bilmek için bile izleyin derim. Sonuç da öyle veya böyle yapımı, en iyi filme aday olmasını sağlamış.. 

Friday, February 13, 2015

The Lego Movie..

Hemen acilen söylüyorum, film son virajında büyüklere, Lego sever büyüklere çok fena koyuyor! Ya da ben üstüme alındım, bana acayip koydu! Yeğenime dediklerimi, yaptıklarımı hatırladım ve feci utandım, yerin dibine girdim, çok üzüldüm. Hay bin kunduz olaydı da yapsaydım, demeseydim.
Filmi gelirsek, tabii ki farklı olmanın ve sıradan da olsak her birimizin çok özel olduğunun bir vurgusu da, deli bir Lego dünyası içinde verilmiş.
Tasavvufi konular Lego aleminde bile vukuu buluyor ya ben ne diyem :)
Bir şey dememe gerek yok, animasyon ya da Lego severseniz zaten izlersiniz, en iyi animasyon adayı olduğu için de ilginizi çekmiyorsa da pas geçilebilir diyorum. Sonuçta öyle çok möhem bir anime değil!
Ps. Kediye bayıldımmm :)  

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...