Monday, December 05, 2016

A Bigger Splash..

Oysa ki keyifli bir film için her bir anahtar unsur yerini almıştı; yakışıklı mı yakışıklı erkeğimiz, tarz mı tarz hem rock yıldızı kadınımız ve İtalya'nın özgün doğallığının arka planı oluşturduğu muhteşem ada manzarası. Ama gel gör ki ha bişiler olacak, heh şimdi bi konu oluşacak, düğüm atılacak, o da olmadı aşk tutku olacak derken, sen son yarım saat absürd bi hadise ile halahop terayağlı ballı ekmek diyip bizi mök gibi bırakarak bitmez mi film! Resmen koskoca bir hayal kırıklığı ve vakit kaybı olarak vuku buldu.
60'ların La Piscina adlı filminden uyarlamaymış bi de. Peh. Sakın izlemeyin derim. Çocuğun yakışıklığını ve kadının tarz mı tarz giyimini izlemek eksiğiniz olsun, koşarak uzaklaşın..
Meraklısına Not: Ancak tabii ki filmşn geçtiği İtalyan adası Pantelleria'ya vurulmadım değil. Dehşet gitmek istiyorum. Hele ki o gittikleri orijinal restoran ve adının Venus's Mirror olduğunu öğrendiğim göl, resmen ölmeden önce gidilmesi gerekenler listesine kafadan girer. Şu resimlere bi bakın..


Friday, December 02, 2016

Wiener Dog..

Yine bir çok ama çoook garip bir filmle karşı karşıyayız sayın seyirciler! Hatta bütünlüğünü oluşturan parçalı öykülerden ilki üzerinde ilerlenseymiş çok vurucu bir kurgu ortaya çıkardı diye düşünmedim değil. Çünkü ilk öyküdeki aile, özellikle anne karakteri o kadar çarpıcı ki inanmazsınız. Sabahları Clemex kullanan!, Mercedes'ten başka arabaya binmeyen, çocukların sonraki dünya ilgili sorularına çat çat en kötü ama doğru, acıtıcı cevapları veren, çocuğuna gronola bar yediren, karı koca yogaya giden vb. bilimum çağcıl ama garip çekirdek aileyi çok etkili kurgulayan bir öykü.
Diğerleri ile birlikte tümden işlenen konu ise yalnız Amerikalı birey ve yaşamı!
Kopuk aile ilişkileri, iyi ama yalnız genç bireyler, hasta-zengin-amaçsız ve yapayalnız yaşlılar, uyuşturucu ve ünlenmek amacı güden gençler, kısırlaştırılmış! down sendromuna sahip bir çift ve filme ismine veren wiener cinsi köpek üzerinden anlatılan tüm bu hikayeler. Ve tabii evcil hayvanlara yönelik eğilim!
Çok orijinal, düşündürücü ve kesinlikle çok garip, enteresan bir film. Biraz daha uğraşılsaymış sanki bir başyapıt olabilirdi izlenimini verdi bana. O yüzden eksiklerine rağmen bi bakın derim. ;)

Monday, November 28, 2016

Indignation..

Çok ama çok ümitliydim, şöyle geçen senenin Brooklyn'i tarzında (bu arada müjdeler olsun ki dizisi çekilecekmiş) bir 60'lar dönem filmi izleyeceğim diye sevinçliydim. Ancak kanaatimce yine bir edebiyat uyarlaması felaketinin sonucu olarak başarısızlıkla sonuçlandı. Neden derseniz, içerisinde çok yerinde tespitleri var ancak koskoca bir kitap, küçücük bir filme tıkıştırılınca hepsi azıcık azıcık kalıyor, şöööyle yüzeysel olarak dokunulabildiğiyle kalıyor. Ki nitekim bunda da öyle olduğunu düşünüyorum.
Mesela sırf o, dekan-öğrenci konuşmasını (ki bizde asla öyle bir sahnenin bir kurmaca filmde bile geçebilme olasılığı sıfır!) içeren sahne için izlemenizi salık vereceğim gibi, o sahnede geçen müthiş konuşma, altında yatan gerçekler, ancak o gerçekleri savunan gence yöneltilen bireyseliğine dair eleştirinin altında yatan gerçek de bir o kadar vurucu. Ailenin yaşadığı, dönemin Vietnam kuşağı, gidilmese de kalınsa da yaşattığı savaşa dair korkular, çekirdek aile, kadına yönelik bakış, ev kadınının tutsaklığı, adamın dükkanındaki kapana kısılmışlığı, gençliğin iki uçtan birinde olması, ortada bi yere konuşlanamaması... ve daha nice önemli konu barındırmasına rağmen hepsi geçiştirildiğiyle kalıyor. Olan yine bize oluyor, mök gibi kalıyoruz!
Çünkü kızın o duruma gelmesine neden olab çok büyük ailevi sorunların olduğu, annenin yaşadığı çok büyük ızdıraplar olduğu, çocuğun kendine dair çözemediği problemleri olduğu çok bariz. Ve biz hiçbirini öğrenemiyoruz. Ancak buna rağmen bakayım derseniz, yine de bir şey kaybetmezsiniz, çünkü o efsane dekanlı konuşmayı dinlemiş olursunuz ;)
Tüm bu durum da bende, kitabı okuma arzusu uyandırdı, orası da ayrı, umarım sıra gelir.

Humble Brush / Bambu Yumuşak Diş Fırçası..

Eğer siz de benim gibi doğa dostu, organik kişisel bakım ürünlerini tercih edengillerdenseniz sizi Humble Brush ile tanıştırmak istiyorum. Ben geçen yaz tesadüfen, organik diş fırçası araştırmam esnasında kendisiyle karşılaştım. Markette denk gelince alırım diyip kalınca, taaa bu zamana kadar uzadı kavuşmam. Neyse ki Lilakutu sayesinde, bir süre önce sahip olma şansını yakaladım. Ve elime geçer geçmez de kullanmaya başladım. Ve evet, çok ama çok memnun kaldım.
Bir kere gönül rahatlığıyla kullanabiliyorsunuz. Ekolojik anlamını, aşağıda, kendi marka bilgisiyle bire bir paylaşıyorum. Benim açımdan kullanımı konusunda ise şunları söyleyebilirim. Ben çok bastırarak fırçalamayı sevmiyorum, fırçası sert olanları çok can acıtıcı buluyorum. Başlığın da arkalara uzanacak kadar normal bi küçüklükte olmasını yeyliyorum. Humble da tüm bunları, tam istediğim gibi sağladı. Belki fiyatı biraz pahalı ancak sağladığı sosyal sorumluluk çok yerinde. Dolayısıyla bir alıyor ama birini de bir ihtiyaç sahibine hediye etmiş oluyorsunuz. Afili olup organik olmayan muadillerini daha da zengin etmektense çok daha yerinde bir harcama oluyor. Hem benim için bambu sapı ve renkleri çok estetik. Daha çok tercih sebebim. Deneyin derim zira bir şey kaybetmez, bir harcama ile bile birilerine çok şey katabilirsiniz.
Humble Brush'ın alışılageldik diş fırçalarına kıyasla hiçbir dezavantajı bulunmamaktadır. Ekolojik bambu fırça, seri üretim plastik fırçalarla aynı süre dayanıklılığını korumaktadır. Humble Brush ergonomik bir tutuş sağlayan pürüzsüz ve her daim şık tasarımıyla her banyonun olmazsa olmazı mükemmel bir aksesuardır. 
Humble Brush, yetişkinler için yumuşak, çocuklar için ekstra yumuşak diş fırçaları üretmektedir. Ayrıca BPA (Bisfenol A) içermediği kanıtlanmış fırça kıllarına sahiptir. Fırçaların kullanımında tavsiye edilen 3 aylık kullanım ömrüne sahiptir. Bitki bazlı başka bir materyal içermemektedir. Fırça sapları % 100 doğada çözünür bambudan üretilmektedir. Humble Brush fırçaları, şeffaf, doğada çözünür, tamamen bitkilerden üretilmiş paketler içerisindedir. Paketler %100 geri dönüştürülmüş malzemeden elde edilmiştir. 
Humble Brush yalnızca doğaya karşı duyarlı değildir. İhtiyaç sahibi insanlara da duyarlıdır. Her satılan diş fırçası için, ağız sağlığı ihtiyacı olan bir kişiye diş fırçası ya da alternatif ağız bakım ürünü bağışlamaktadır. Bağışlar, 'Humble Smile Vakfı' tarafından yürütülmektedir. 
Humble Brush diş fırçaları, Almanya'da 2016 yılının 'En İyi Sağlık Ürünü' ödülünü almıştır. Aynı zamanda 2015 yılında 'En İyi Organik ve Doğal Ürünler' ve 'En İyi Doğal Yaşam ve Ev Ürünü' ödülünün sahibi olmuştur.
'Basit bir gülümsemenin sebep olabileceği tüm iyilikleri asla bilemeyiz.' Rahibe Terese.

Wednesday, November 23, 2016

Bridget Jones's Baby..

Veee bekarların kraliçesi Bridget Jones, bu sefer bebeğiyle karşımızda! Yine tam bir Bridget hikayesiyle bizi, rahat iki saat eğlendiriyor. O bildiğimiz şapşallığı , sakarlığı, aşkolikliği ama bir şekilde başarılı haliyle bizi mutlu ediyor. Evet, denildiği gibi ablamız biraz yaşlanmış ancak çok normal, olmasa garip dururdu zaten. Sadece estetiği biraz garip durmuş ama o kadar kusur kadı kızında da olur diyip çok üstünde durmuyorum. Hikaye ise daha önce blogda da yer verdiğim Mad About The Boy kitabını okuduysanız (ki doğrusunu söylemek gerekirse, bu filmden çok daha iyiydi!) şimdiden söyleyim, film o kitabım filmi değil! Kitaptaki konunun bir önceki safhasına odaklanıyor. Ancak böyle bir odaklanmayı yapıp aynı dönemde geçen o kitabı yapmak istediklerinde nasıl yapacaklar onu da merak etmiyor değilim. Çünkü teknolojik açıdan bir tık geride geçmesi gerektiği kanısındayım. Zira kitap, twitter çağıyla başlıyordu! Onu da çemkirip geçtiysem son yorumumu yapabilirim! İlk film kadar çok güldürmese de çamur sahnesi ve son hastahaneye gitme sahnesi dehşet komikti. Bi de Bridget'tan ziyade Darcy çoook yaşlı ve tutuk geldi. McDream sankim pek uymamış, oturmamış gibiydiy de ancak son kertede geyik bir sinema gecesi için izleyebilirsiniz ;)

Monday, November 21, 2016

Demolition..

Tam bir çağcıl dönem borsacının, aslında kısırlaşmış hayat döngüsünün farkına varışının çok hüzünlü bir hikayesi var karşımızda. Diğer bir ifadeyle, çok hüzünlü bir hikayenin insanın gözlerini açmasını sebep oluşunun, kendine has ve kanımca orjinal bir şekilde ifade edildiği bir film var karşımızda.
Öncelikle itiraf etmem gerekir ki bu filmle artık kesinlikle karar vermiş bullanmaktayım ki bence bu Jake G. amca inanılmaz karizmatik, kendine has bir çekiciliği olan bir erkek ve erkek karakter! Evet hafif bir psikopatlığı, serseriliği ve kendi içine kapanıklığı var ancak tüm bunlar onu çekici kılıyor, onu da söylemiş olayım :) Ve işte tam bu noktada da böyle bir karakteri, bence ondan başka hiç kimse bu kadar güzel oynayamazdı. Onun bu karaktere cuk oturuşu da filmin bizi içine almasına ve kendisi de sürükleyici kılmasına, inanılmaz etki ediyor.Evet son kertede film çok Amerikanvari, evet senaryo tam Amerika'da olabilecek bir senaryo ve evet film tam bir Hollywood filmi ancak bence yine de kendine has bir kumaşı var ve bu niteliği de içinde bulunduğu sürede onu farklı bir örnek olarak öne çıkarıyor. Bu yüzden de bence bir göz atmanızı ve sakin bir gecede izlemenizi hak ediyor.

BiKutuMutluluk Sinema kutusu..

Ta taaam ve ne zamandır heyecanla beklediğim sinema konseptli BiKutuMutluluk kutusu karşımızda! SinemaÂleminin film yazıları ile kafanızı şişiren, timeline'nınızı dolduran naçizane benim bu kutuyla nasıl mesut olduğumu sanırım taayül edebilirsiniz :) Tam da mutluluk ekibimizin dediği gibi, sonbahar ile birlikte artan ve çok yakında ödül sezonuyla tavan yapacak olan sinema gecelerinin biricik yoldaşları olacak olan musmutlu mutluluklara hemen vakit kaybetmeden geçiyorum ;)
Tabii ki bilenlerin bildiği üzere bir bez çanta/cüzdan (ve bilimum türevlerinin) manyağı olarak bir yüzü 'show must go on' yazılı, bir yüzü uyan gözler çizimli tote clutch'a öldüm bittim. Boyu inanılmaz iyi. Tam en lazım olacakları bir araya toplamalık. Hep dediğim gibi 'az bez çanta diye bir şey yoktur'! :))
Gelelim ikinci güzelliğe. Oldum olası ışık seli mini lambaları çok ama çoook sevmişimdir. Yılbaşı dönemi gelmeden asar, bittikten aylar sonra anca kaldırırım, istemeye istemeye. Zaten geçen dönem ince bakır kablolu olanlarını (ismi fairy lights imiş meğer, ne tatlı dimi, peri ışıkları:) ) aldığımdan beri paso kullanıyodum. Ama bunların 6 mt. oluşu! inanılmaz güzel. Artık astım mı bi daha zor indiririm :)
Bi de onlara edecek festival bayrakları da çok keyifli. Artı ben her birine güzel bi söz ya da sevdiğim filmin ismini de yazarım diye düşünüyorum :)
Bir diğer mutlu objemiz ise film şeridi çerçevelik. Bence çok iyi fikir, zira ben kendim için, yeğenlerimin komik karelerini dizicek bir yer arıyodum. Sanırım tam da istediğime kavuştum. Hem illa bir yere yapıştırma, asma derdi olmadığı için çok pratik. Koy masaya, koy yere köşeye. Süpperrr..
Altta diy aktivitesi olarak günümü renklendiren film küpü ise çok keyifli çok eğlenceli. Bana çocukluğumuzun tuzluk oyununu hatırlattı :) deli severim. Hele ki kesmeli biçmeli yapıştırmalı ise ;)
Ayyy esas olayı söylemeyi unutuyorum. Bir sonraki film posterine geberdimmmm. Çünkü bendeniz vakti zamanında gittiği tüm sinemaların biletlerini saklayan (sonra o kutu kayboldu ne yazık ki:( ( sonra, her izlediğini posteriyle günlükleyen, sonra o da başını aşınca sırf kendine not etmek için blog açan :) biri olarak daha önce nasıl oldu da düşünemedim diye hayıflandığım bu postere resmen aşık oldum! Çok ama çok yaratıcı, sevimli ve en önemlisi faydalı benim için. Ve yıllar sonrası için nostaljik bir sinema scrapbook'um olmaya şimdiden aday. Ancak heyecanımı dizginleyip yeni yılı bekleyip 2017'in ilk filmini yazarak başlamanın hayalini kuruyorum. Çok ama çoook keyifli bir heyecan. Nasıl süsleyeceğim kim bilir ;) Hatta sadece etiketlerle, poster mini kartlarla değil, festival bayraklarını da dediğim gibi favori filmlerimin ismiyle donatıp onu da üzerine madalyon süs yapabilirim! Size de fikir olsun derim ;)
Gelelim sinema gecesi kapı askısına :) onun çizimini yerim bennn. Çok tatlı, çoook sevimli. Bir sinema aşığının odasına asmaktan deli mutlu olacağı tam bir BiKutuMutluluk keyfi..aşk aşk..
Ayın motto kartı ve BiMutluDergisi de yine her ayın konseptine dair cicilikleriyle mutlu etmeyi başarıyor. Özellikle dergideki film önerilerinde çok keyifli, hiç izlemediğim filmlere denk gelmiş olmak çok mutlu etti. Ve hemen izlencekler listeme girdi bile ;) yaşasın keyifli sinema geceleri...

Friday, November 18, 2016

Julieta..

Tam bir Almodovar filmiydi ve ben, özellikle ilk yarıyı soluksuz seyrettim. Öyle ki öncelik birbirinden farklı pek çok kadın karakterin ön planda olması, çekimlerin renkleri, mekan kullanımı, müzikleri ve konuya dair önemli satır başı (tanıdık) detaylarıyla program program anlata var kokan bir filim idi. Zira yönetmeninin kim olduğunu duymamış biri filmi izlerse çok rahatlıkla bunun Almodovar filmi olduğunu söyleyebilecek kadar karakteristik bir yapım olmuş, kanımca.
Bu arada ilk yarısını, gerçekten kelimenin tam anlamıyla soluksuz seyrettim; 45 -50 dakikanın nasıl geçtiğini anlamadım. Çünkü öyle bir kendinizi kaptırıyorsunuz ki resmen nefesimi tutarak ne olacağını hiç espri merak ederek ilk yarıyı seyrettim. Ancak ikinci yarıda konu bir anda öyle bir ivme kazandı ki, hüngür hüngür ağlamasam da, verilen detaylar ile çok ama çok hüzünlendim. İçime oturdu bile diyebilirim kolaylıkla. Bu ağaçtan evet film benim üstü ancak son kertede çok güzel bir yapım seyretmiş oldum.
Ayrıca mutlaka belirtmem gerekiyor ki başroldeki kadın inanılmaz güzel bir kadın. Güzellik ve çirkinliği pek vurgulamam, kullanmaktan da kaçırırım ama gerçekten bunun vurgulanması gerekecek kadar güzel bir yüzü, yüz hatları ve bakışı vardı. Yönetmenin böyle bir karakteri bulmuş olmasının ve çizdiği karakterine cuk oturmuş olmasının inanılmaz büyük bir şans olduğunu düşünüyorum. Bu arada esas oğlanın da hiç de yabana atılır bir tarafı yoktu. Onun da yakışıklılıktan da öte inanılmaz bir çekiciliğe sahip olduğunu da söylemiş olayım ;)
Kısacası zaten yönetmenin hayranı iseniz izleyeceksinizdir ve izlediğinizde de çok iyi bir filmine şahitlik etmiş olacaksınız. Ancak hiç seyretmediyseniz de; orjinal bir yapım izleme arzusu taşıyorsanız izlemeniz gerektiğini düşünüyorum çünkü gerçekten iyi, hoş vd keyif veren, renkli bir film var karşınızda.

Wednesday, November 16, 2016

Hunt for the Wilder People..

Ödül dönemi için şimdiden çok konuşulan bir film olduğu için erkenden izlemek istedim, çok da memnun kaldık. Öyle ki oldukça enteresan ve ilginç bir film idi. Bir kere Yeni Zelanda'da geçiyor ve inanılmaz güzel orman manzaralarıyla karşılıyor bizi. O üsten yapılan çekimler çok ama çok büyülü. Sürekli aklıma Avatar geldi durdu ve yeniden dehşet şekilde Yeni Zelanda'ya gitme arzusu uyandırdı resmen.
Ve kesinlikle dile getirmem gerek ki, çocuk oyunca çok ama çok iyi idi. Hem çocuğun kendisi, hem oynadığı karakter çok farklı ve çok iyi idi. Acayip de iyi oynamış, kanımca.
Ayrıca hikaye boyunca, araya serpiştirilmiş espriler de acayip orijinal geldi. Komik tipler de zabası. Kısacası öyle ahım şahım bir öyküsü olmamasına rağmen kendini ilk dakikasından itibaren bağladı, meraklandırdı ve sürekledi gitti. Aslında hafif bir festival filmi havasında olduğunu da söyleyebilirim. Değişik, orijinal filmler seviyorsanız izleyin derim ;)
SPOILER
Sadece sonu keşke az daha orijinal olsaydı. Öyle tahmin edildiği şekilde yakalanmaları ve az vakit sonra, hiçbir şey olmamış gibi yine dağa taşa vurmaları garip geldi.
SPOILER END

Tuesday, November 15, 2016

The Strap Saver..

Önce bu minik zavazingonun ne olduğunu söyleyim; kendi kısaltma çengeli yeterli olmayam askılar için daha da kısaltma imkanı sağlayan bir çift çengel! Tam olarak nasıl anlatacağımı bilemediğim için olayın nasıl vuku bulduğunu söylemem en iyisi sanırım. Şöyle ki:
Bu sene ilk kez, bu güne kadar ihtiyaç duymadığım bir gereklilik içerisine girdim. Normal bedeni yine aynı olan iç çamaşırlarımdan yeni aldığım birkaç tanesinin askısı, en sona getirmeme rağmen büyük/uzun kaldı. Ben de kesip biçmekte iyi değilim, yapan bir terzim de yok, kaldı ki bi de ona delice para vermek istemiyorum minicik bir olay için, artı bir de beğenmezsem kesileceği için geri dönüşü de yok. Öyle ki internette de arattığınızda (nasıl askı kısaltılır vb diye) hep dikiş nakış işleri, dikiş makineli-iğneli çözümler çıkıyor.
Şaşırtıcı olansa, ilk böyle bir ihtiyacım olduğunda, daha doğrusu olduğunun farkına vardığımda, ay nasıl olacak diye hayıflanırken bir anda kafamda ışık yanmış ve 'kesin buna çözüm olacak bir obje icat etmiştir bu Amerikalılar, zira her şeyin bi şeyini buluyolar, buna da kesme biçmeye gerek kalmadan, takılıp kısaltmalık bir şey yapmışlardım' dedim ve araştırmaya giriştim. Ancak şoke oldum. Zira hangi anahtar kelime ile aratırsam aratayım hep karşıma o dedim kesmeli dikmeli çözümler çıktı, onlara dair uygulama videoları çıktı durdu. Sadece Google'da değil, direkt ne Amazon'da ne ebay'de hiç ama hiçbir şey çıkmadı!! Şoke oldum resmen.
En son bir gün, neredeyse bir aylık google search'ten ve etrafımda bulduğum tüm yerli yabancı kadınlara sormaların ardından (onlar da hiç böyle bir şey görmedikleri iletti!) tesadüfen bir siteye denk geldi. O da bu "TheStrapSaver.com" oldu! Tam birebir işlevin karşılığı olan ismi ile!
Bir de baktım ki tam da o ismi, marka adı ile tescili alınmış ve sitede de sadece ve sadece bu ürün satılıyor! Siyah rengi, altınımsı ten rengi ve mat gümüşümsi rengi ile 3-4 farklı (inch/mm olaraktan) boyutları dışında hiçbir şeyi yok! Sadece siteden satışı var ve tek çiftini, kargo hariç 15a satmıyorlar mı! Birkaç çift alırsan birim fiyatı düşüyor o kadar!
Sonra şoku atlatınca, dur dedim mutlaka bunun muadilini, taklidini yapmış, daha ucuzunu satışa sunmuşladır dedim. Ancak gel gör ki bir şok daha. Nasıl bir ürün/marka tescili ise bir tane değil, yarım tane bile bulamadım! Resmen şoke oldum.
Demek ki neymiş, benim gibi deli çokmuş, böyle bir ihtiyacı olan başka manyaklar da varmış ve bunu yakalayıp süper bir tek marka olmayı başaranlar da varmış. Helal olsun dedim. Ve ilk siparişimi, içim gide gide, resmen paraya kıyıp, kendimi 'olsun çıkarır çıkarır hangisini kullanırsam ona takar' diye ikna ederekten verdim :) Bir hafta sonra bu minik kesede elime ulaştı. İçerisinden minik bir kartonetteki 'nasıl kullanılır?' şeması çıkmasına rağmen çok zor çözebildim. Hoş ben böyle şeylerde pek el becerisine sahip değilimdir. Dream catcher örgüsünü bile yüz kez video izleyip onbin resim inceledikten sonra beş kez söktükten sonra çözebilmiş biriyim. O yüzden bunu da youtube'ta bulabildiğim sadece bir iki videoyu evire çevire izlememe rağmen kendi çabamda çözdüm. Zira ne içinden çıkan şema ne de o videolar, hiç tam açıklayıcı olmadı. Çok hızlı, çok atlamalı, hiç doğru düzgün gösterici olmadı, değildi. Çok şükür ki deneye deneye buldum ve vuslata erdim!
Evet resmen işe yaradı. Çok basit bir çengel tipi, şak diye soruna çözüm oluverdi. Kısacası moda alemi için küçük ama benim için, jalenin alemi için çok büyük bir adım oldu! Sadece taktıktan sonra, askının yapımında öyle bir ekstra kıvırma mevzu bahis olmadığı için o noktalarda kıvrımın oturması ve çengel-tokayı attırmaması için, iz yapana kadar biraz kullana kullana vakit geçirmek gerekliliği oluyor onu da dipnot olarak söylemeden geçmeyim.
Ancak sizin de böyle bir sorununuz var ise, kesme biçme yapmadan çözmek isterseniz ve paraya kıymaya hazırsanız sizi benim gibi 1 ay normal araştırma + 1 ay da muadilini arama olmak üzere 2 ay gibi bir vakit kaybından kurtarmak için paylaşmak istedim. Hoş, ben aldığımdan beri bi dört ay geçmiştir. Şu an durum nedir, ben aramalarımla belki de siteyi aramalarda üst sıralara taşıdım mı :), tesciline rağmen muadilleri çıktı mı bu arada hiç bilmiyorum. Yok eğer benim bilmediğim başka bir çözüm biliyorsanız, siz de bana onu iletirseniz çok ama çok sevinirim.
İşte böylesi minik bir durumun benim için fazla büyüyen hikayesi budur :)

Sunday, November 13, 2016

Captain Fantastic..

Evet efendimmmm sonunda iyi bir filmle karşınızdayım! Imdb puanlarını ve şimdiden ödül döneminin banko adaylığı beklentilerini sonuna kadar hak eden, çok keyifli, orijinal ve güzel bir film Kaptan Fantastik. Çağcıl döneme, çağcıl ailelerin çekincelerine çok güzel ayna tutan, kendimizi şöyle bir manzaradan uzaklaşıp uzaktan kendi kendimizi gözlemlememize fırsat veren bir yapım.
Hepimizin o çocuklara dair elektronik bağımlılığı, eğitim sistemi stresleri, doğal yaşam, organik beslenme takıntılarımızı çok güzel bize gösteren ve her şey aslında nasıl bir dengede olması gerektiğini, kanımca, sorgulatan, tam da zamanının filmi.
Hiç vakit kaybetmeden, adaylıkları açıklanmadan, hemen izleyin derim. Çünkü düşünmek isteyeceğiniz çok husus olacak, sizi izledikten sonra da çokça düşünmeye gark edicek, benden söylemesi ;)

Saturday, November 12, 2016

Love & Friendship..

Neredeyse altı aydır izlemeyi çok istediğim ve sonunda başarabildiğim :) bir film olan Love & Friendship ne yazık ki öyle çok beklentime karşılayamadı. Film, konu anlamında tatmin etmedi ancak kabarık etekler, büyük afizeler, kurdelalar, tüller anlamında kısacası ışıltı ve renk olarak ise evet doyurdu diyebilirim :)
Klasik bir Jane Austen filmi olarak fazla dolambaçlandırıldığını düşünüyorum. Yani o kişilerin birbiriyle bağlantısı, kolayca anlaşılsın diye yapılan yazılı açıklamaları ile tam tersi şekilde kafamı fazlasıyla karıştırdı ve bende onları çözmem zorunluluğu yarattı. Filmden keyif alacakken bulmaca gibi, önce kim kimin nesi oluyo muhabbetini çözmekle uğraştırdı.
Neyse efendim, her zaman dediğim gibi, dönem filmi seviyorsanız, kabarık etekler dönemi hastasıydanız izleyin ancak pek bir şey de beklemeyin derim ;)
Bu arada büyük bir dipnot girerek bahsetmek istediğim bir detay var. O da filmde karşılaştığımda beni gördüğüme çok sevindiren Baumgarten alıntısı! Öyle ki kendileri, yüksek lisans tezimin baş aktörü idi. Hayatımın önemli bir zaman zarfı süresince onla, onun sözleri ile geçti. O yüzden de onu ve esas argümanını, estetik içeren bir filmde görmek çok ama çok keyif verdi. Ben de bu vesileyle onu ve tezimi (kısa adı 'Estetik Pazarlama' olan) anmak, az da olsa kısa bir not iliştirmek istedim, yeri gelmişken bu paylaşımıma.
Öncelikle tam adıyla Alexander Gottlieb Baumgarten (1714 - 1762), Halle ve An Der Oder Üniversite’lerinde profesör olarak görev yapmış Alman filozoftur. İnsan doğasında içkin bir kavram olan estetik, günümüzdeki anlamıyla ilk kez onun tarafından 1750 yılında kullanılmıştır. İnsanın mantıksal akıldan farklı bir yetisini temel alan Yunanca aisthetikos sıfatından türeterek 'Aesthetica' ismini verdiği eseri ile Baumgarten, estetiğin bir bilim dalı olarak kabul edilmesini sağlamış ve söz konusu bilimin sınırlarını çizmiştir.
Aesthetica, estetiğin bir bilim dalı olarak ilk kez tescillendiği eser olmakla birlikte, yazar estetik sözcüğünü bir bilim dalını niteler şekilde ilk kez 1753 tarihli 'Kalıcı Şiir Üzerine Bazı Felsefi Düşünceler (Meditationes Philosophicae de Nonnvillis ad Poema Pertinentibus)' isimli doktora tezinde kullanmıştır. Anlam içeriklerinin duyusal bir biçimde iletildiği somut bilgi alanını belirtmek için estetik sözcüğüne başvurduğu söz konusu eserinde Baumgarten, güzelliğe ilişkin yargılarda duyuların belirleyici rol oynadığını söyleyerek estetik isimli bir bilimin varlığının mümkün olduğundan söz etmektedir. Bu bağlamda Baumgarten’ın, Aesthetica ile estetik biliminin kuramsal temellerini attığını söylemek mümkündür. 
Bu noktada da filmde genç bir papaz, Frederica'ya Baumgarten'ın ismini de iliştirerek estetiğe dair şöyle küçük bir anektod paylaşmaktadır:
As Frederica speaks there to the young curate, Thomas Edward Braddock, he makes some interesting remarks to her, both in the film and in the book, that she finds comforting:
"The superb Baumgarten has outlined the aesthetic trinity as ‘Truth,’ ‘Beauty,’ and ‘Good.’ ‘Truth’ is the perfect perceived by reason; ‘Beauty’ by the senses; and the ‘Good’ by moral will."

Friday, November 11, 2016

Before The Flood..

Nasıl bir belgeselle, nasıl bir durum anlatımıyla karşılaşacağımı ve yine yeni yeniden üzüleceğimi bilmeme rağmen izledim; izlediğimde de düşündüğümden çok daha karamsar bir tablo ile karşılaştım :( En acısı; artık bizim bireysel olarak bir şeyler yapabilmemizin bir fark yaratabileceği evrenin geçilmiş olduğunu öğrenmek oldu. Yani ampulümüzü değiştirmek, ışıkları söndürmek, bisiklet kullanmak gibi aktivitelerin artık kâr etmediği; şirketler, kurumlar ve ülkeler bazında büyük adımlar atılması gerektiğinin altı çizildi. Bu bağlamda da ancak bu konuda bilinçlenip harekete geçilmesi adına talepte bulunulması ve yeme tercihlerinde bilinçli olmanın yapılabilecek yegane şey olduğu vurgulandı.
Benim sanırım sadece konuya dair söylemem gerekenler bunlar olabilir, öyle ki sizin, herkesin izlemesi ve izlettirmesi gerekiyor kanatindeyim ki bu da bilinçlenme yolunun belki de ilk adımı. Hoş, daha önce ilgili konudaki belgesellerden izlemediyseniz ve okumadıysanız.
Bu arada bilinçlenme noktasında aslında geçmişe kıyasla bi tık ileride olduğumuzun farkına varışın mutluluğu da bir nebze kursağımızda kalıyor. Zira şirketlerin ve Amerika nezdinde kongre-senato üyelerinin, ucu kendilerine dokunduğu için dünyanın yok olmasına göz yumduklarını bir kez daha görmek çok üzücü :( Ayrıca kendi açımdan, cahilliğime vererek ifade etmek isterim ki 'pine oil' denilen yağı hiç bilmiyordum. En fenası da onun için yağmur ormanlarının resmen yakılıp alanlarının düm düz edilip pine tarlaları haline getirildiğini öğrenmek çok ama çok acıttı :( mahvoldum resmen.
Son kertede yine dediğim bilinçlenmede bi tık önde olmamız bağlamında şirketlerin ve en tepelerin de bunun farkına varıp bizi engellemek, bir yapılabilmenin önüne duvar örülmek için Trump'ı seçtiklerini düşündürmedi değil! Öyle ki yine kanımca, Leo da aynı korkuya sahipti ki son sahnede Obama'ya ya siz gittikten sonra gelen aynı düşüncede değilse, tüm yaptıklarınız çöpe mi gidecek diye soruyor! O, hayır gidemez çünkü kıyı şeritleri bağlamında, artık bir ulusal güvenlik tehditi meselesi diye cevap verse de, bence o noktaya tıkı tıkına yanaşana kadar pek kaailece alınmayacak :(
Ah be dünya keşke koruyabilseydik seni...

Wednesday, November 09, 2016

Harry Potter and the Cursed Child.. / Jack Thorne, J.K. Rowling ve John Tiffany

Yıllar sonra çok iyi tanıdığın bir sevdiğin arkadaşını yeniden görmek kadar keyifliydi Harry'le yeniden buluşmak. Evet bazıları ona olan sevgimizi garip karşılıyor ve anlam veremiyor ancak ben çok iyi biliyorum ki bazı seri kitapların gerçek dostları, onu sevmeseler de bu bağlılığı anlıyor kanımca.
Neyse efendim, öyle veya böyle, tek yazarlı değil de üç yazarlı olsa da, yazım stili alıştığımız roman yarzında değil de tiyatro oyunu senaryosu şeklinde olsa da, artık çocuk ya da genç değil, olgun bir Harry ile buluşmuş olsak da bence bu kavuşma çok ama çok keyifliydi.
Hatta sonlarına yakın bayağı heyecan ve merak doruk yaptığında kendimi zor tutarak frenledim ve bitirmemek için okumamı yavaşlattım desem. Çünkü belki daha kaç sene bekleyeceyiz ya da hiç olmayacak, bilemiyoruz ki. Her ne kadar pazarlama motiviyle mutlaka olacağını düşünsem de hemen okuyabileceğim bir diğer Harry kitabı olmadığı için resmen yudum yudum okudum desem yeridir.
Sonuç nedir derseniz de evet beğendim ancak o orijinal yazım, sanırım sadece Rowling'in yazmamış olmasından ötürü, yoktu. Aralardaki, özellikle ilk bölümdeki çok büyük zaman aralıkları, o zaman atlamaları fazla uzun ve niceliksel olarak da fazla uzun geldi. Biraz rahatsız etti. Ben alışmışım uzun uzun okuyum, ince ince kafamda resimleyim. O yüzden garipsedim ancak her şekilde, bir Harry hikayesi olduğu için sevdim keratayı yine :)
Hiç okumadıysanız bence başlayın çünkü böyle bir hayal gücü ile tanışmak çok büyülü bir güzellik..

Monday, November 07, 2016

ABM Messy Box aboneliği..

ABM Messy Box Mail... April 2016 ayına ait kutu:
Öncelikle sanırım şunu belirtmeliyim: (aynı ABM'in diğer aboneliği Happy Mail için ve diğer bazı aylık yabancı abonelik kutularına -Yogi Surprise, Birchbox- dair yazılarımda da belirttiğim gibi;
Ayları geçmiş sen neden yazıyorsun derseniz şöyle bir durum var. Evet ne yazık ki bir türlü yazamadığım için bu kadar gecikti ancak yıl içinde ara ara sürpriz yapıp geçmiş kutular, çok daha uygun fiyattan satılabiliyor. İşte bu nedenle, hem o dönem geldiğinde bu aylar aklınızda olsun diye, hem de A Beautiful Mess'in iki aboneliğinden büyüğü olan Messy Box kutuları nedir nasıldır görmek okumak isterseniz diye de geç de olsa yazmak istedim.

Bu bağlamda öncelikle, geçmiş Nisan 2016 kutusundan çıkanları listeyecek olursam:
3 adet tek taraflı baskılı kağıt (her biri 9″ x 12″ inch boyutunda)
2 adet yazılı (sıfatlı, tanımlı, cümleli, tamlamalı vb) etiket koçanı (her biri 4″ x 6″ inch boyutunda)
1 adet sayılar ve harflerden oluşan etiket koçanı (4″ x 6″ inch boyutunda)
1 adet kelimeli, tamlamalı rulo mühür baskı [roller stamp] (örnek ifadeler; “Coffee Break”, “Date Night” ve “Weekend To Do List”)
8 adet çift taraflı baskılı kartpostal tipi baskılı kart (her biri 3″ x 4″ inch boyutunda)
12 adet çift taraflı baskılı kartpostal tipi baskılı kart (her biri 3″ x 3″ inch boyutunda)
4 adet çift taraflı baskılı kartpostal tipi baskılı kart (her biri 4″ x 6″ inch boyutunda) [tam kartpostal büyüklüğünde olanlar]
1 adet epoksi "weekend" ("haftasonu") yazılı etiket (3″ inch uzunluğunda)
9 adet tek taraflı baskılı kartpostal tipi baskılı kart (her biri 1.75″ x 1.75″ inch boyutunda)
1 adet ince parşömen tipi (vellum), mini yuvarlak tasarımlı etiket koçanı (3″ x 4″ inch boyutunda)

Her kutuda yer alan,
benim gibi kırtasiye manyaklarını ve de instagram karelerine bu tip yazılı objeleri/kartları/etiketleri seven, ayrıca ajanda-günlük yazma alışkanlığı olup sayfalarını bilimum etiketlerle, washi tape'lerle, çeşit çeşit mühür baskılarıyla süslemekten dehşet zevk alan :) tiplerdenseniz
bu tip parçaları buralarda, hem bulmam hem fiyatları açısından muadillerine erişimim pek/çok/iyi olmadığı için her seferinde yeni bir çeşitle karşılaşmak çok keyifli.
O yüzden aslında aylık fiyatı [tek ay almak isterseniz 24.99$] + bizim için eklenen 3 dolarlık uluslararası kargo işlem ücreti de eklenince (ki çoğu yurt dışı alım için uluslararası kargo bulmak çok zor, ya da acayip pahalı), (ki bazı sitelerde 15-20 doları bulurken) biraz fazla oluyor ama dediğim noktalar düşünülünce uygun aslında. Ucuz değil ama pahalı da değil. [Altı aylık ve 12 aylık abonelikte kutu başı fiyat 19a kadar düşüyor, bu arada.] Kaldı ki her ay alınmak zorunda değil, ara ara değişiklik olsun diye, ya da elimizdeki malzemeler azaldıkça, bittikçe alınabilir. Ayrıca aklınızda olsun, çok sık acayip indirim kuponları oluyor. Böylece hem instagram hesaplarından ilettikleri, hem de gelen epostalarındaki kodla o ayı deneme fiyatı 5$ oluyor. [bizim için ise yine eklenen 3$ ile, tek bir kutu 8lık deneme fiyatına geliyor ki, bu çok iyi, esas 29,99lık fiyatı düşünüldüğünde!]
İşte tam bu noktada, Nisan 2016 kutusu da o şekilde edindiğim bir kutu oldu. Esas ayında, o zaman oralarda olduğum için de sadece beş dolar ödeyerek edindim. Daha önce ilk aldığım aşağıdaki kutuyu ise o zaman böyle indirimler yapmadıkları için, geçen sene Mayıs'ta aldığım ilk Messy Box kutusu ise aşağıdaki gibiydi. O zaman nedense full içine fotoğraflamayı atlamışım :( Ama dediğim gibi, özellikle bu aralar, her ay, o ayın hem Messy Box'ı hem Happy Mail'ı için, bize her şey dahil 8 dolara denk gelen kod-kampanyasını çok yapıyorlar, aklınızda olsun derim ;)
Sonuç itibariyle siz de benim gibi kağıt, kart, etiket, kalem vb. obje tutkunu iseniz bence denemeniz gereken bir uygulama ;) İsterseniz her ay link'ine girip sağdaki alt kolonda, o ayın zarfında neler olduğunu öğrenebilir, video'larından unboxing'ini izleyebilir, açılan bağlantı yerinden de 3 tip fiyatlandırmasını, uluslararası kargo ek işlem ücreti notu ile görebilirsiniz.
http://shop.abeautifulmess.com/messy-box
Daha önce de hepppp dediğim gibi, benden önermesi, yazması :)

Thursday, November 03, 2016

Elle..

Hani bazı filmler vardır, çok ama çok "garip", senaristin böyle bir şeyi nasıl olur da taayül ettiğine hayret edersiniz, aha işte bu da o filmlerden biri! Yani gerçekten, tek kelimeyle çok ama çok 'garip' bir film.
İyi ya da kötü diyemiyorum, bunu izlerken de bilemezken yine de sonunu merak ede duruyorsunuz. Ancak merak edilen bir noktası, açıklama beklenen, o düşündürten 'acaba mı?' sorusuna bi yanıt alabilsek, hani daha yere basar bir açıklamaya maruz kalabilsek aslında sanki çok daha iyi olacaktı. Sanki değil, hatta kesinlikle iyi olurdu ancak ne yazık ki alamıyoruz. Bir şey değil, olan yine bize oluyor. O soru işareti dolu dizi-film havuzumuza bir tane daha eklenmiş oluyor ya ben ona yanıyorum.. ama yine de vaktiniz varsa bi bakın derim, me hastalıklı beyinler var, birini daha görmüş olursunuz!

Sunday, October 30, 2016

Birchbox July 2016..

Haziran Birchbox'ının postunun ilk paragrafından alıntılıyorum ki;
Evet yine süresini çoktan geçirmiş bir post ile karşınızdayım :) Ancak hep dediğim gibi, geç de olsa yazma nedenim; ilgili ürünlere dair naçizane fikrimi söyleyip aklınızda bunlara paralel bir alışveriş planınız varsa fikir vermiş olabilmek ;) Umarım az da olsa yardımcı olabiliyorumdur.
Bu bağlamda geçen Temmuz ayına ait Birchbox kutumdan çıkanları, kullanım deneyimlerim çerçevesinde şöyle sıralayabilmek mümkün:

amika marka kuru şampuan.. ne zamandır çok ama çok denemeyi istediğim, adını çoook duyduğum bir üründü. O yüzden heyecanla kullanmayı bekliyordum ve beklediğime de değdi! Zira çok memnun kaldım. Bi kere kokusu çok hoş. Saçın yağını alırken kendi texture'ı ile de ağırlaştırmıyor. Zaten kutu tasarımının şekerliği ile beni mest etmişti, şimdi de işleviyle. 

COOLA marka güneş kremi.. zaten Coola, organik yapısıyla en favori markalarımdan. Alsaydım kendim de bu markanın güneş kremini alırdım. Çünkü her şeyi geçtim, içerik en önemli tercih sebebim. Öyle ki kokusu, yağlı olmaması, hemen emilmesi, hiç sürmemişsin hissi de cabası. Bayıldım derim.

Shiseido marka, yaşlanma etkilerine karşı güçlendirici serum/krem.. kokusu ve sürerken ki texture hali çok güzel. Hiç yağlandırmıyor, şak diye emiliveriyor. Ancak marka, organik bir marka olmadığı için korkarım alım sebebim yok :(

Shiseido marka, kırışıklık ve mor halkalara karşı güçlendirici, göz çevresini aydınlatıcı göz serumu/kremi.. aynısının tıpkısı bu ürünü için de geçerli. Tamamı kopyala-yapıştır ;)

Smashbox X-Rated maskara.. ben kullanmadım ancak ablama vermiştim, o halen de kullanıyor ve çok ama çok memnun kaldığı, çok beğendiğini iletti.

Supergoop! CC krem.. 35 faktör güneş koruma içeren, dolayısıyla uva/uvb etkisinin yanı sıra ince çizgileri düzleştiren ve cildi parlaklaştırdığı şeklinde tanımlanan yapısıyla ..... gayet etkiydi. Öyle ki ben daha önce Coola'nın bir ton farkeden BBcream'ini denemiştim. Çok beğenmiştim. Evet pürüzleri kapamıştı ancak dediği gibi ten rengini bir ton koyulaştırmamıştı. CCcream'lerin böyle bi fonksiyonu olduğunu bilmiyordum. Öyle ki bunda sadece makyaj sabitleme diye yazıyor. Ancak dürünce bayağı bayağı cildimi bir ton koyulaştırdı, kusurları kapadı ve normalde cheek&lip tint kullanırım, onu kullanmama hiç gerek bırakmadı! Kendi cilt tonummul gibi hafif renk verip canlandırdı! Coola'nın BBcream'ine kıyasla çok ama çok az yağlı geldi sürerken ancak ciltte hiç öyle bir yağlandırma yapmadı. Onu da diyim ;)


Fotoğrafın üzerindeyken sağ klikle yeni pencerede açarsanız, yazılarını çok daha büyük okuyabilirsiniz. 



Friday, October 28, 2016

Birchbox June 2016..

Evet yine süresini çoktan geçirmiş bir post ile karşınızdayım :) Ancak hep dediğim gibi, geç de olsa yazma nedenim; ilgili ürünlere dair naçizane fikrimi söyleyip aklınızda bunlara paralel bir alışveriş planınız varsa fikir vermiş olabilmek ;) Umarım az da olsa yardımcı olabiliyorumdur.
Bu bağlamda geçen Haziran ayına ait Birchbox kutumdan çıkanları, kullanım deneyimlerim çerçevesinde şöyle sıralayabilmek mümkün:

dr. Brandt marka yüz temizleme jeli.. içindeki pütürcükleriyle peeling özelliğine de sahip. Kokusu da hafif naneli. Ben çok memnun kaldım. Hem gerçekten yağlanmayı azalttı, hem de cildimi kuru bırakmadı. Keşke az daha organik içeriğe sahip olaydı.

LOC marka kalem far.. benim için çok yeni bir ürün oldu. Zira cahilliğime verin, hiç daha önce kalem tipi fara denk gelmemiştim. Kullanım açısından çok pratik buldum, sevdim. 'Metallic pink shade' adlı rengi de tam benlik çıktı. Hem çok güzel, hem de çok güzel duruyor. Çok makyaj yapmadığım için pek kullanamıyorum ancak sevdiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.

PARLOR marka şampuan.. paraben ve sülfat da içermediği için, benim adıma baştan kazandı. Kokusu olay güzel, hatta duş aldığım gün tüm gece saçlarımdan kokusu çıkmadı. İnci beyazı, sedefli rengi de kullanırken çok keyifli. Gayet güzel temizlediği gibi krem varmışcasına yumuşak yaptı, saçlarımı. Düzleştirme nitekiği henüz bende tecahür etmedi :) keşke edeydi, tam benlik olurdu.

Supergood! Güneş koruması niteliğinin dışında makyaj sabitleme özelliği de olan bu ürünün çok hafif naneli bir kokusu var. Sonbaharda denediğim için güneş koruma niteliğini bilmiyorum ancak Coola gibi organik içeriğinden dolayı tercih sebebim olmuştur hep. Sprey şekliyle gözümü kapatarak uygulasam da nedense gözüme kaçar endişesiyle kullandım ancak bişi olmadı :) Çok vakit geçirmesem de yüzümde kaldığı süre zarfında (alışveriş + yürüyüş) sanki işe yaramış gibi geldi. Eve döndüğümde renkleriyle makyajım, her ne kadar ben çok hafif de yapsam, dağılmamıştı. Zira ürünlerim organik olduğu ve elimle yüzüme çok dokunduğum için hemen dağılır makyajım, o yüzden hoşuma gitti. Ve organik de olduğu için tam benlikmiş gibi geldi ;)

The Beauty Crop.. Tam bir kalem şeklindeki bu ruju çok sevdim! Tam bir smoothie kıvamında mis gibi kokuyor, yumoş mu yumoş. Çok kolay sürülüyor ve çok güzel duruyor. Hafif mat bir yapısı var, lip gloss gibi parlıklık vermiyor ancak insan her zaman da ışıltı aramıyor, doğal, net dursun istiyor. İşte bu noktada da çok işe yarıyor ;)

Fotoğrafın üzerindeyken sağ klikle yeni pencerede açarsanız, yazılarını çok daha büyük okuyabilirsiniz.





Wednesday, October 26, 2016

A Beautiful Mess Happy Mail aboneliği..

ABM Happy Mail... March 2016 - April 2016 ve geçmişten June 2015 ayına ait kutular/mektuplar:
Öncelikle sanırım şunu belirtmeliyim: (aynı Yogi Surprise kutularına dair yazımda da belirttiğim gibi)
Ayları geçmiş sen neden yazıyorsun derseniz şöyle bir durum var. Evet ne yazık ki bir türlü yazamadığım için bu kadar gecikti ancak yıl içinde ara ara sürpriz yapıp geçmiş kutular, çok daha uygun fiyattan satılabiliyor.
İşte bu nedenle, hem o dönem geldiğinde bu aylar aklınızda olsun diye, hem de A Beautiful Mess'in iki aboneliğinden ilki olan Happy Mail adlı mektupların (diğer abonelik Messy Box adını taşıyor) nedir nasıldır görmek okumak isterseniz diye de geç de olsa yazmak istedim.
Bu bağlamda kutulara geçicek olursam;

Mart 2016 tarihli, yukarıdaki resimde görülen zarftan çıkanları listeyecek olursam:
3 adet büyük boy kart, her birinin ayrı renk (düz renk) zarfı ile.
3 adet orta boy kart, biri hariç her birinin ayrı renk (düz renk) zarfı ile.
3 adet küçük boy kart, her birinin ayrı renk (düz renk) zarfı ile.
1 adet mini boy kart, her birinin ayrı renk (düz renk) zarfı ile.
1 adet kalın kartondan 'art print' dekor kartı (8x10 inch ebatında)
1 koçan, tekli kullanılabilir washi tape tarzı desenli, (küçük boy, çoklu) bant etiket
1 adet mini not defteri
* Kısacası 10 kart, 9 standart mektup zarfı, 1 art print, 1 koçan etiket ve 1 mini defter.

Nisan 2016 tarihli, yukarıdaki resimde görülen zarftan çıkanları listeyecek olursam:
3 adet büyük boy kart, her birinin ayrı renk (düz renk) zarfı ile.
3 adet orta boy kart, biri hariç her birinin ayrı renk (düz renk) zarfı ile.
3 adet küçük boy kart, her birinin ayrı renk (düz renk) zarfı ile.
1 adet mini boy kart, her birinin ayrı renk (düz renk) zarfı ile.
1 adet kalın kartondan 'art print' dekor kartı (8x10 inch ebatında)
1 koçan, kelimeli etiket
1 adet simli washi tape
1 mini paket, pembe düz fosforlu 'tag' paket / etiket-yazı kartı (içinde 5 büyük boy kart var)
* Kısacası 10 kart, 9 standart mektup zarfı, 1 art print, 1 koçan etiket, 1 bant ve 1 paket tag kartı

Her kutuda yer alan,
benim gibi kırtasiye manyaklarını ve de instagram karelerine bu tip yazılı objeleri/kartları/etiketleri seven, ayrıca ajanda-günlük yazma alışkanlığı olup sayfalarını bilimum etiketlerle, washi tape'lerle, çeşit çeşit mühür baskılarıyla süslemekten dehşet zevk alan :) tiplerdenseniz
bu tip parçaları buralarda, hem bulmam hem fiyatları açısından muadillerine erişimim pek/çok/iyi olmadığı için her seferinde yeni bir çeşitle karşılaşmak çok keyifli.
O yüzden aslında aylık fiyatı + bizim için eklenen 10 dolarlık uluslararası kargosu da eklenince (ki çoğu yurt dışı alım için uluslararası kargo bulmak çok zor, ya da acayip pahalı), (ki bazı sitelerde 15-20 ı bulurken) biraz fazla oluyor ama dediğim noktalar düşünülünce uygun aslında. Ucuz değil ama pahalı da değil.
Kaldı ki her ay alınmak zorunda değil, ara ara değişiklik olsun diye, ya da elimizdeki malzemeler azaldıkça, bittikçe alınabilir. 

Ayrıca aklınızda olsun, çok sık acayip indirim kuponları oluyor. Böylece hem instagram hesaplarından ilettikleri, hem de gelen epostalarındaki kodla o ayı deneme fiyatı 10$ oluyor.
İşte tam bu noktada, ifade ettiğim June 2015 kutusu, o şekilde edindiğim bir zarf oldu. Esas ayında, yani satışa çıktığı ay alamamış ancak art print'ini çok beğenmiş, sonradan tekli satışında fiyatının 10$ olduğunu görüp o fiyata koca zarfı almak vardı nasıl kaçırdım diye hafıflanmış, bu yaz da indirim bölümünde o ayın zarfının yeniden satışını görünce hemen dalmıştım. :)

Geçmiş, Haziran 2015 tarihli, yukarıdaki resimde görülen zarftan çıkanları listeyecek olursam:
3 adet büyük boy kart, her birinin ayrı renk (düz renk) zarfı ile.
3 adet orta boy kart, biri hariç her birinin ayrı renk (düz renk) zarfı ile.
3 adet küçük boy kart, her birinin ayrı renk (düz renk) zarfı ile.
1 adet mini boy kart, her birinin ayrı renk (düz renk) zarfı ile.
1 adet kalın kartondan 'art print' dekor kartı (8x10 inch ebatında)
1 koçan, tekli kullanılabilir washi tape tarzı desenli, (büyük boy, uzun) bant etiket
1 adet büyük boy not defteri
* Kısacası 10 kart, 9 standart mektup zarfı, 1 art print.

Sonuç itibariyle siz de benim gibi kağıt, kart, etiket, kalem vb. obje tutkunu iseniz bence denemeniz gereken bir uygulama ;)
İsterseniz her ay link'ine girip sağdaki alt kolonda, o ayın zarfında neler olduğunu öğrenebilir, video'larından unboxing'ini izleyebilir, açılan bağlantı yerinden de 3 tip fiyatlandırmasını, uluslararası kargo ücreti ile görebilirsiniz.
http://shop.abeautifulmess.com/happy-mail

Daha önce dediğim gibi, benden önermesi, yazması :)

Monday, October 24, 2016

Yogi Surprise July 2016 jewelery box..

Öncelikle sanırım şunu belirtmeliyim:
ayı geçmiş sen neden yazıyorsun derseniz şöyle bir durum var. Evet ne yazık ki bir türlü yazamadığım için bu kadar gecikti ancak zaten kutular bize ulaştığı gün de yazsam, o ayın kutusunun satışı çok önceden kapanmış oluyor. Yani ne yazık ki içindeki her şeyi gördükten sonra alma şansı bulunmuyor. Ancak yıl içinde ara ara sürpriz yapıp geçmiş kutular, çok daha uygun fiyattan satılabiliyor. İşte bu nedenle, hem o dönem geldiğinde aklınızda olsun bu ay {Temmuz 2016} diye, hem de Yogi Surprise nedir nasıldır görmek okumak isterseniz diye geç de olsa yazmak istedim.
Bu bağlamda kutuya geçicek olursam; çok şükür ki bu Yogi Surprise kutusu da beni memnun etti.
Kolye benim için çok orijinal ve tarz çıktı. Tam benim sevdiğim ve istediğim gibi çıktı. Hem cam şişe olayını, hem minik taş olayını çok severim.
Bileklik de her biri farklı renkte taşlar içermesi ve sandal ağacından olması nedeniyle acayip mutlu etti.
Her iki takının barındırdığı taşların isimleri ve etkileri kartta yazıyor.
* Fotoğrafın üzerindeyken sağ klikle yeni pencerede açarsanız, yazılarını çok daha büyük okuyabilirsiniz.
Her kutudaki gibi bundaki organik çikolata da benim için yepyeni idi. Çünkü hem bulmam hem fiyatları açısından muadillerine erişimim pek olmadığı için her seferinde yeni bir çeşitle karşılaşmak çok keyifli.
Bu arada her ayki kutudan çıkan tatlı sürprizi gibi aslında takılar da benim için bulmam zor olan ve bulduklarım da çok pahalı olan objeler. O yüzden aslında aylık fiyatı + bizim için eklenen 10lık uluslararası kargosu da eklenince (ki çoğu yurt dışı alım için uluslararası kargo bulmak çok zor, ya da acayip pahalı), (ki bazı sitelerde 15-20 ı bulurken) biraz fazla oluyor ama dediğim noktalar düşünülünce uygun aslında. Ucuz değil ama pahalı da değil.
Kaldı ki her ay alınmak zorunda değil, ara ara değişiklik olsun diye alınabilir.
Ayrıca aklınızda olsun, çok sık %10-25 ve hatta %60 indirim kuponları oluyor. Böylece gelen epostalardaki kodla o ayı deneme fiyatı 10$ oluyor.
Kısacası siz de benim gibi spiritüel taşları, takıları, farklı objeleri seviyorsanız; organik şekerdi, çikolataydı tercihiniz ise bence denemeniz gereken bir uygulama ;)
Benden önermesi, yazması :)