Thursday, April 23, 2015

Lilakutu Mart 2015 kutusu..

Hemen ama hemen söylemek istiyorum ki bu ayki kutuya bayıldımmm bittimmmmm. Ne burada ne Birchbox'ta falan ben böyle güzel ve iyi bir kutu görmemiştim. Her bir sürprizi deli sevdim. (Biri hariç, onu da anlatıcam)
Bir kere neredeyse tüm kutu organik! Tam benlik yani..
En en en sevdiği baştan söyleyim: Mavala oje! İsmini duymuş ancak hiç görmemiş, denememiştim. Bi kere şişesi inanılmaz şekerrt, yiyesim geldi, rengine ise öldüm bittim. Ne zaman ki tırnağı nefes aldırdığını, paraben vb.'ni içermediğini öğrendim, o an vuruldum kaldım! Hele ki rengini, tek evet şaka gibi ama tek dürüşte verdi ye amanin boooo. Keşke fiyatı daha ucuz olaymış, 25! Yoksa düzerdim bütün renkleri.
Ama sonradan ojeci olmuş biri olarak şu an için tek geçerim derim, o kadar. 
Organik pedlerin sonunda başka markalarla da bizim pazara girmesi çok iyi, çok sevindim. Naturale mi ne bi onu denemiştim, çok aşık olmamıştım ama Masmi'yi bayağı beğendim. Normallerinden hiçbir farkı yok. Çok memnun kaldım.
Anti-aging kreminin de çok aşık olmamakla birlikte kokusunu sevdim. Hissini de beğendim, öyle ki yağlı bir yapısı var gibi olmasına rağmen öyle yağlı yağlı değil. Hemen emiliyor ve çok yumuşak hissettiriyor.
Yüz temizleyicisinin organik IDA.KEW olması çok mutlu etti, zira o markayı denemeyi çok istiyordum. 
Kitoko organik saç yağına da çok sevindim. Kokusuna öldüm bittim, ilk günden beri kullanıyorum. Detangler kullanmama gerek olmadan (ki normalde saç kremi de kullanmam, sevmem) saçımı yumuşacık yaptı ve kolayca açılmasına yardımcı oldu. Hem de çok ama dehşet az bir miktar kullanarak.
Yüz maskesi de gayet güzeldi. Maskeleri seviyorum. Kokusu, kullanım sonrası verdiği his çok iyi.
Organik pamuk olayına da çok sevindim, ablamdan bildiğim iyi bir marka. 
Petal Fresh organik şampuanın da kokusu çok iyi. Kremsiz olmasına rağmen kremli hissi yaratıyor, çok memnun kaldım.
Organik delisi biri olarak ben bu kutuya dehşet sevdim, çok teşekkürler Lila. Ve yine sayende organik olan ve çok iyi markalarla tanıştırdı. Yepyeni süper ürünler öğrendim.. 

Tuesday, April 21, 2015

Bikutumutluluk Masal kutusu..

Ben bu bikutumutluluk'a daha ne diyim, ne diyimm. Öldüm bittim mahvoldum! Yine beni teee kalbimden vurdu! Bu kadar mı ince düşünülmüş, bu kadar mı tatlı olur bir kutu. Nasıl tatlı ayrıntılar, biz kadınlarım küçücükten sevdiği, halen ucundan anıp anıp durduğu o unutulmaz masalları öyle cici, öyle güzel versiyonlarla postmodern bir görünüme kavuşturmuşlar, bi de üstüne üstlük deli cici çizimlerle bir kutuya koymuşlar ve beni mutluluktan uçurmuşlar!
Hangi birini sayayım ki; hep gördüğüm, ilk gördüğümden beri çok sevdiğim üzerinde kitaplardan baskı olan eşarplardan hep çok istiyor ancak ebatları istediğimden büyük olduğu için almıyordum. Öyle güzel bir şekilde, uzunlamasına fular şeklinde, böylelikle saç bantı olarak da bağlanabilecek bir eşarp olarak tasarlamışlar ki... Kalp kalp kalp...
Rapunzel saç bantı ise tam benlik çıktı! Zira taç, bant çok severim ancak hep kullanırken bazıları başımı ağrıttığından büyük umutlarla alıp çekmece bekleyen bantım çoktur. Ancak bu bant hem başımı hiç öyle deli gibi sıkmadı hem de hiç kaymadı! Zira baş ağrıtmadan sonra ikinci saç bantı handikapı da kayma olayıdır. O açıdan bu süper! Ve ben tabii ki hemen bileklik olarak da kullanmaya başladım. Zira ince bileklerime hep bol gelirlerken bu tam geldi! Ve bileklik olarak da deli şık oldu! Kalp kalp kalp...
Küçük Prens olayı ise çoook tatlı! Ben vakti zamanın da zar zor arayıp Can Yayınları baskısını bulmuş ve yeğenime vermiştim. İlk okuduğumuz an dün gibi aklımda. O yüzden kütüphaneme geri dönmesi çok cici bir sürpriz oldu...
Ayakkabı süsü ise inanılmaz yaratıcı! Ayakkabı ile ilgili bir sürpriz olacağı tüyosu verildiğinde kullanamayacağım bir şey olacak da aklım kalacak diye içim gitmişti! Zira bilen bilir, sadece kendi postallarımı giyinebiliyorum. Son dönemde de renkli bağcıklarla onu süslemeye başlamıştım. Tam da önüne takabileceğim böyle bir süs olunca çıldırdım :)) siyah rengime uyan, Beşiktaşımın renklerinde hemi de :))) kalp kalp kaaaalp..
Ayna olayı ise deli tatlııı. Hemen göz kalemimin ekürisi oldu bilem :)) 
Yani işin özü her ay olduğu gibi 4.'de de beni tam on ikiden vurdu gitti... Sizi seviyorum ben... Sizi de mutluluklarınızı da... 

Monday, April 20, 2015

Mr. Turner..

Tamam çok ünlü bir ressam, tamam tabloları paha biçilmez, ancak çok özür dilerim ama adam gerçekte de böyle idiyse vah o kadınlara, vah o ailesine, vah o çevresindekilere.
Film açısından ise bir tane ana fikir, verilmek istenen mesaj göremedim, bulamadım, zira aradım da ancak yok! Vardıysa da ben hiç göremedim, onu diyim!
Ne bileyim ya ben alışmışım, sektörce de alıştırılmışım, hep biyografik filmlerde bir öz, bir ders verilmez miydi, ben mi yanlış biliyorum. Bundan ben hiç ama hiçbir şey alamadım kuzucuklarım! Tek bana verdiği, bu adamın ne kadar .... biri olduğu, ona karşı nötr ötesi nötr iken şimdi adamdan nefret eder duruma soktuğu!
Tek beğendiğim unsur şu motelci kadın. Nasıl bir kabulleniş, nasıl bir tek başına ayakta duruş, ne istediğini biliş. Helal olsun...

Filmi de gördüğünüz yerde bırakın ve kaçın!
Meraklısına: 2015 Oscarları'nda sinamatografik başarı dalında adaydı.

Friday, April 17, 2015

Mommy..

Çok garip, çok enteresan ancak böyle olup sıkıcı olan filmlerin aksine oldukça heyecan ve merak uyandırıcı bir öyküye sahip bir yapım olmuş Mommy. Ancak heyecandan kastım öyle koşturmaca, aşk, korku, aksiyon değil; hiç görmediğim bir hikayenin nasıl sonuçlanacağına ve o sonuca nasıl bir yoldan gidileceğine dair yarattığı duyguyu kastediyorum. 
Annemize de tabii ki çok üzülüyoruz, hafif kızıyoruz ancak hak veremeden de edemiyoruz; çocuğa ise tabii ki de hiç kızamıyoruz, kaderin cilvesine kahroluyoruz.

Yine ip ucu falan vermiyorum, bence izleyin diyorum. Allah korusun biz öyle bir durumda kalsak ne yapardık üzerine en azından düşündüren bir öykü. Ancak ne kadar düşünsek de inanılmaz zor bir durum olduğunda takılıp kalacağız :(
Meraklısına: Kanada'nın 2015 Yabancı Film Adayı idi ancak shortlist'e kalmadı. Ne yazık :(

Wednesday, April 15, 2015

Inherent Vice..

Wild Tales filmini ne kadar sevdiysem bunu da o kadar sevmedim! O kadar sevmedim ki, bir filmi sevmesem de sonuna değin izlemeye kendimi zorlama manyaklığım yüzünden, 15dk.'lara bölerek! evet anca öyle dayanabildim! izleyebildim! 
Allah'ım bitmek bilmedi, beni benden etti, öldü gebertti, deli etti, sinir etti. Ne bir komedi, ne bir dram, ne bir macera, ne bir heyecan.... hiç mi bir şey olmaz kaaaardeeeşimmm. Yok anam yok bir halt yok! Belki ben böldüğüm içindir ancak kişileri, konuları asla tam birleştiremedim! Asla içine sokamadı ki beni birleştirebileyim.
Nasıl Altın Küreler'de adı geçmiş, oralara kadar çıkmış anlamadım ben. Sırf Jacquin abi yüzünden olamaz, olmamalı, yazık bize günaaaahh.

Anacım gördüğünüz yerde kaçarak uzaklaşın, arkanızı dönüp bakmayın bile o kadar yani!

Sunday, April 12, 2015

Relatos Salvajes.. / Wild Tales..

Aşağıda kısmen spoiler'lık biraz bazı şeylerden bahsedeceğim ancak benim size tavsiyem, hakkında hiç ama hiçbir şey okumadan direkt filmi bulup izlemeniz! Aslında genel olarak öyle yaparım ve hep de bu kararımdan memnun olurum, zira belki de doğrusu budur; bunda da sadece adını ödül törenleri sezonunda duyduğumdan beri listemde olduğu için aynı şey oldu ve çok ama çok iyi oldu.
Neyse heyecanıma verin, yine lafı uzattım. Hiçbir şey demiyorum, okumayın hiçbir şey ve direkt izleyin anacım!
KISMEN SPOILER:
Efendim, film şöyle normal bir ötesi bir şekilde başlıyor ancak daha beş dakika olmadan 2. dakikasında falan öyle bir dumur ediyor ki böyle ahanda ağzınız beş karış açık kalıyor! Siz daha anam dur noluyo, neredeyiz, nereye gidiyoruz demeden diyemeden, daha o şoku sindiremeden, idrak edemeden, daha ağzımızı kapayamadan size öyle bir tokat atıyor ki o açık ağzınız yamuluyor bu sefer! Ve bu durum, filmin sonuna kadar tekrarlamaya ve sizi o daldan o dala atmaya çok feci devam ediyor. Ve tüm bunları o kadar normal insanlar, senin benim gibi karakterler, olağan ötesi hikayeler ve kurgular içerisinde, gayet sıradan bir yaşam akışında bom diye önümüze bırakıveriyor! Daha ben ne diyim!

Meraklısına: Arjantin meğer ne çok benziyormuş bize! Amanin booo..

Fifty Shades of Grey..

Amanin boooo bu kadar tantana bunun için miydi! Yok anam hemen ennn baştan diyiverem: olmamış! Üç kitaba dair postlarıma bakarsanız, evet ben seriyi beğenmiştim. Her ne kadar beğenim, ilkinden üçüncüye doğru azalan bir eğriye göstermiş olsa da film çok fenaydı ya!
Zaten oyuncular ilk belli olduğunda, özellikle Mr. Grey beyimizin hiç kafamda canlandırdığım gibi olmadığını görünce sinir olmuştum. Kızımız su kaldırır ancak yine de ikisi de kesinlikle benim kafamda çizdiğime uymuyordu, uymadı da.
Olur böyle şeyler diyeceğim ancak karşımda tonla örnek var. Hele hele ki bir Harry Potter örneği var ki, dillere destan. Tüm seriyi okumuş biri olarak, ilk filmin fragmanını izlediğimde sinemada ağzım harbi beş karış açık kalmıştı! Tam ama tam kafamda çizdiğim gibiydi, tüm ama tüüüüüm karakterler, tüm detaylar, her şey ama herrrrr şey tam zihnimdekinin copy paste haliydi.
Tabii bunda Harry gibi edebi anlamda da kuvvet olduğunu düşündüğüm, inanılmaz detaylı bir seri söz konusu iken Grey serisi, kanımca bir eğlence, laylaylom, sabun köpüğü eseri. O yüzden de böyle bir casting cuku beklemek yanlış olur. Zira bu film de kitap gibi tamamen bir popüler yapım, o yüzden de normal.
Hoş bazı sahnelerde, bazı karelerde, bazı bakışlarında yüzlerinin şekli tam kafamdakine uydu, ahanda dedim işte bu tam Grey, tam Anastasia. Ancak sadece o kadar. Birkaç sahne o kadar..
Ayrıca yine kitap uyarlamalarının handikabı ne yazık ki burada da işlemiş ve birçok nokta havada kalmış kanımca, aynı son dönemde Gone Girl [kitabı] ve az da olsa Wild [kitabıörneğinde olduğu gibi. Adamın neden böyle olduğu, kızın niye son dakka da kaçtığı, o gizemli olayın öylesine sıradan ve hiiiççç merak uyandırmadan verilmesi, Ana'nın arkadaşıyla olan ilişkisinin saçma sapan verilmesi, o hediyelerin verilme hallerinin öööölesine aralara serpiştirilmesi, mezuniyette saçmalanması, o malum sahnelerdeki tutkusuzluk, şehvetsizlik  e bilimum kitapta olup filmde olmayan duygusuzluklar, anlamlandırılamayan hareketler, temeli verilmediği için muallakta kalan aksiyonlar ..... ve daha neler neler neler... kitapta beni çok eğlendiren güldüren ve tam kızsal mevzular olup sevindirik yapan mutlu eden hiçbir ama hiiiiçbir detay yoktu filmde. Eğer kitabı okumamış olsaydım yüzde bi milyon çok sıkılır ve on kat sıkıcı bulurdum. Okumuş biri olaraksa sadece nasıl olmuş bi bakem mantığı ile izledim ve yine de çoook sıkıldım. Adamın o kitapta bile iç gıcıklayan yırtık jean muabbeti bile aktarılamamış ben öyle diyim! Ne adama yakışmış, ne seksilik havası verilmiş! Yuh yani onu yapaydılar bari.

Sonuç olarak ne desem boş, zira bu kadar tantana koparan bir yapımı eli mahkum izleyecez, izleyeceksiniz, ee izlemelisiniz de gari :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...