Sunday, October 19, 2014

The Affair.. [süper bir yeni dizi]

Dexter komple bitti, Masters of Sex sezon finali yaptı, Downton Abbey de tek başına kesmiyor, vampirliler de The Strain ile iyice cıvıdı diyengellerdenseniz size müthiş bir haberim var: The Affair!
Aylar öncesinden ShowTime'ın deli gibi reklam yaptığı, bizi manyak gibi meraklara gark ettiği dizi sonunda geçen Pazar start verdi. Bin şükür. Ve pilot bölümüyle, en azından beni, çok ama çok tatmin etti. Her dakika yüreğimi ağzımı getirdi, tam istediğim ve ne yazık ki hiçbir Türk dizisinin yapamadığı şekilde (hoş bu da ayrı bir post konusunu, zira üniversitede senaryo dersinde, bizzat kendimde tecrübe ettiğim üzere bence toplum olarak bizim böyle bir yeteneğimiz yok, ne yazık ki:( hep klasik o bildik Türk filmi klişelerine dönüyoruz :( ) bir sonraki adımını tahmin edemeyeceğimiz şekilde kurgulanmış harika bir yapım olarak yer aldı. Umarım ABD'de bu gece yayınlanacak ve muhtemelen yarın da bizdeki sitelere düşmüş olacak 2. bölümü de böyle olur ve hep bu şekilde devam eder.
Demem o ki, hazır 2. bölüm daha yayınlanmamışken hemen ilk bölümden olaya bodozlama dalın ve Dexter'cığımızla kaybettiğimiz ve o çok özlediğimiz heyecanı bir nebze de olsa yolunda başında yakalayın derim ;)

Friday, October 17, 2014

The Two Faces of January..

Allah'ım bu kadar kötü bir film olabilir mi! Resmen 1.5 saatimi yedi yedi, iliğimi kuruttu. Demek ki neymiş Hollywood da berbat filmler yapabiliyormuş, hem de sene 2014 ve Her gibi bir film çıkarmış bir endüstride!
Yok böyle bir film. Thriller diye türünü etiketlemiş bir de. Bırak gerilimi, herhangi ama herhangi bir duygunun d'sini hissettirmedi desem az söylemiş olurum, o kadar yani.
Son saniyeye kadar ha bir şey olacak, yok bu adam şöyle çıkar kesin, olmadı kadın aslında böyledir, ha şuraya bağlanacak dedim dedim durdum ama bir halta bağlanmadı.
60'lar İstanbul'unun kapalı çarşısı son yarım saatinin mekanıydı. Tamam iyi hoştu İstanbul'u görmek ama acaba dedim; Türkiye'de bağlarken Türk filmine mi bağladılar! Hoş bu kadar kötü Türk filmi bile artık çekilmiyordur. Anam kaçın kurtarın kendinizi, bir dakikasını bilem izlemeyin..

Good People..

Olur da bugün sinema planı yapar, geçen hafta gösterime yeni giren Good People'ı izlemeye falan kalkarsınız, mazallah diye, şimdiden uyarım dedim; sakın! aklınızdan bile geçirmeyin! Çok sıkıcı, çok banel, klasik ünlüleri ile pompalanmış kötü bir senaryo! James Franco sever iseniz bir sahnesi bilem yok bakmalık (ki ben değilim), konu deseniz safsata ötesi klişe, mekan deseniz almışlar Amerikalı'ları koymuşlar İngiltere'ye.. hiç vaktinizi harcamayın.. gidin Filmekimi'ne, en azından kötü bile çıksa festival filmi izlemiş olursunuz anam..

Thursday, October 16, 2014

CHANEL N°5: The One That I Want - The Film

Sizi bilmem ama ben Chanel No.5 parfümünün yeni reklam filmini çok mu çok beğendim! Konu biraz anlaşılmaz olsa da görsellik ve detaylar o kadar güzel ki! Tabii ki hepiciğine de sahip olasımız geliyor :) 
Özellikle de altta ekran görüntüsünü paylaştığım küçük kızın üstündeki yıldızlı tütü ve o çok ünlü binlerce dolarlık, geçtiğimiz yazın 'it bag'i sırt çantasına taptım! Bir de, izlerken görüceksiniz, kızımızın kabarık salık saçlı ve saç bantlı hali dehşet güzel olmuş.. 

biri yeni yazılım mı dedi?!

Sizi bilmem ama ben meğer pek geç kalmış, Apple'ın dünya harikası Mac'lerimiz için yepiz yeni :) bir software çıkaracağı haberini kaçırmışım! Belki de iyi oldu, en azından bekleme stresini yaşamadım çünkü Yosemite adını alan yeni OSX'in tanıtımı bugün yapılıyor! Türkiye saati ile akşam 20.00'de Apple.com'a tıklarsak biz bilem :) canlı izleyebileceğiz ve bir haftaya kalmaz, ücretsiz olarak da cicilerimize yükleyebileceğiz! Aman yarabbim, heyecan bastı :) Siz en iyisi mi akşama kadar beklerken https://www.apple.com/osx/preview/ 'dan özelliklerini inceleyebilirsiniz ;) Hadi bu da benden bugünün sürprizi olsun (bilmeyenlere) :)
Meraklısına: Artık Mac'lerimizden bile, çalan iPhone aramalarına cevap verebileceğiz! Şaka gibi... büyüksün Apple..

Wednesday, October 15, 2014

The One I Love..

Al bir garip ötesi film daha. Allah'ım bu konuları nereden buluyorlar hiç bilmiyorum. Ama şöyle ki izlemeyin bence, ben sıkıldım, bir şey vermedi bana. Tam sonunda sanırım bir kabullenişin huzru zuhur edecek derken o da olmadı. Oldu mu sana kendini bilmez, saçma, fazla paranormal, hatta hayal ürünü bir olgu. Olmamış üzgünüm :( otur sıfır :)

Tuesday, October 14, 2014

daha kalıcı bir parfüm kokusu aşkına..

Siz de benim gibi sabah sürdüğü parfümün tüm gün misler gibi kokmasını ve kalıcılığını sürdürmesini isteyengillerdenseniz yeni öğrendiğim bir bilgiyi hemmen paylaşıyorum :)
Meğersem parfümü sıkacağımız noktalara (bilek ve boyun gibi) önce, çok az vaselin sürürsek koku hapsolup tüm gün yenilenmeye gerek bırakmıyormuş! Bence denemeye değer ;)

Monday, October 13, 2014

The Face of Love..

Çok garip, acayip enteresan, evet evet bayağı garip bir film.
Yine Amerikalıların, özellikle de çocukları 18'inden sonra postalamış, emekli, hali vakti yerinde orta yaş üstü Amerikalıların filmi. Durum dramı diyeyim ben size (durum komedisinden öykünerek).
Kadının hiç olmayacak bir şey yaşaması ama bu yaşadığına kendini fazla kaptırıp gerçeklikten kopması ve gerçeği kabul ettiği andaki huzuru üzerine. Ve bu kabullenişin ne kadar zor olduğu üzerine..
Filmde Robin Williams'ı görmek, en fenası da gerçekten üzerinde bayağı bir hüzün bulutu var bir şekilde görmek çok acıydı. Adam bence harbi bunalımdaymış, dip dalmış ve kimse fark etmemiş :(
İşte aslında bir nevi, film de o, oralarda kimsenin birbirindeki hüznü, acıyı fark edememesinin nedenini gösteriyor. O kadar yüzeysel, kendilerine dönük bir hayatlarını var ki karşısındakinin hayatı kendisini etkilediği sürece ilgi çemberine dahil olabiliyor.
Filmdeki Robin W. karakterinin, gerçektekinin de hüznünün nedeni bu bence.
Aslında belki de Amerika'ya özgü değildir, genelleyip stereotipleştirerek hata yapmış olabilirim; aslında sorun herkes için aynı belki de, o cümle o yüzden doğru ve klişe belki de.. herkes yalnızdır..

Thursday, October 09, 2014

Jale'nin Âleminde ÇEKİLİŞ ZAMANI..

Tüm hediyelerin sahibi, çekilişle belirlenecek tek bir kişi olacaktır.

a Rafflecopter giveaway

Çekiliş Kuralları
  1. Çekiliş; 15 Ekim 2014'te başlayıp 30 Kasım 2014'te bitecektir.
  2. Rafflecopter ile çekilişe nasıl katılabileceğinizi görmek için lütfen tıklayın. Bu şekilde çekilişe katıldığınızda birden fazla çekiliş hakkınız olacaktır. 
  3. Yukarıdaki maddeleri inceleyerek katılımı doğru yaptığınızdan emin olun.
  4. Facebook, Twitter, Instagram, Pinterest, Google+, Tumblr ve blog üzerinden çekiliş sonucu iletilecektir. Lütfen takipte kalın. :)
  5. İki gün içinde kazananlar adreslerini iletmediği taktirde haklarını kaybetmiş oluyorlar ve yeni kazananlar seçiliyor.
  6. Tüm çekilişler Türkiye için geçerlidir, yurt dışı adrese gönderim yapılamıyor.
  7. Kargo ücreti bana aittir.
  8. Çekilişe katıldığınızda yukarıdaki şartları kabul etmiş olursunuz.
Çekiliş Hediyeleri

TONI&GUY kuru şampuan, TONI&GUY deniz tuzu spreyi, FLORMAR oje, WONDER GLOSS oje, ALEX AVIEN oje, COLOR CLUB oje (2 adet), KAJAL göz kalemi, VICTORIA'S SECRET göz kalemi, CYNTHIA ROWLEY göz kalemi, LNC simli eyeliner, CECILE göz farı, COASTAL SCENTS göz farı paleti, NYX maskara, NYX lipgloss, PASTEL lipbalm, INCOCO yapıştırma oje, COSMED mini güneş koruyucu krem, DESSERT ESSENCE diş ipi, REFECTO kaş boyası (mini poşet), CYRENE deneme poşeti güneş koruyucu krem, mini makyaj aynası ve makyaj çantası.

Wednesday, October 08, 2014

Deliduman / Emrah Serbes..

İşte kesinlikle okunması gereken bir kitap! Bu kadar hüzünlü bir dönem bu kadar uzaktan, bu kadar güldürerek, gülmekten işeterek anlatılır! Sağ gösterip aslında sola çalışan, kızım sana söylüyorum ama asıl hedefte gelinim sen varsın diyen bir öykü. Küfrün biri bin para ama bu kadar mı komik olur.
Bir çırpıda okudum, yaş taşım birinin böylesine güzel bir kitap yazmasıyla guru duydum, bayıldım.
Şiddetle tavsiye...
Ps. Neler yaşadık bee..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...