Downton Abbey ve 1900-1920 modası..

Downton Abbey dizine ilk bölümünden itibaren tapıyorum. Ee bloğumda ‘dönem filmleri’ diye bir bölümüm olan biri olarak öyle olacağı gün gibi aşikardı zaten. İlk nasıl haberim oldu da izledim hiç hatırlamıyorum ancak ilk bölümü izler izlemez hemen 2. bölümü yüklediğimi, ve uykum gelmese daha da izleme isteği duyduğumu çok iyi hatırlıyorum. Şu an içinde olduğumuz yıllar dahil, her dönemin kendine özgü tarzını çok seviyorum, dolayısıyla Downton’ın da. İşin içinde zarafet, incelik, asalet, aristokrasi, stil.. büyük avizeler, ışıltılı boncuk/Chanel tarzı uzun kolyeler, saten kumaşlar, estetik harikası çiçek motifleri ve daha nice ayrıntı olunca şahsen benim vurulmamam elde değildi. Ki hemencecik öyle de oldu.
Bu vesileyle de bir Downton Abbey postu, bir Downton Abbey ve moda postu, bir Downton Abbey ve 1900lerin başının modası postu hazırlamam farz oldu :)
Öncelikle bilenlere, bilmeyenlere hatırlatmakta fayda var ki;
Downton Abbey’de vuku bulan olaylar (hali hazırda yeni biten 4. Sezonuyla birlikte) 1912 ve 1922 yılları arasında geçiyor. Bu bağlamda serinin
1. sezonu (1912–1914)
2. sezonu (1916–1919)
3. sezonu (1920–1921)
4 sezonu (1922-1923)* yıllarını kapsıyor.
* Küçük bir dipnot: 4. Sezon bitmiş olsa da her sezon olduğu gibi bir Noel Özel bölümü önümüzdeki Aralık’ta bizi bekliyor. [alttaki fotoğraf da ilgili Christmas bölümün yeni yayınlanan ilk ve (şimdilik) tek görseli!.. Kayınvalidenin yine ABD'den ziyarete geldiği ve yeni iki karakterin girdiğinin de habercisi;)]
İş böyle olunca moda tarihi açısından da 1900’lü yılların ilk iki onar yıllık dönemlerine bakmak gerekiyor. [onu etkileyen ve şekillendiren tüm toplumsal, siyasal ve ekonomik boyutuyla birlikte tabii ki ;)] Hazır 2012-2013 sonbahar/kış modasında da izleri, birçok koleksiyonda da iyice ağırlığı görünen şekilde ilgili dönemin ve hatta açık bir şekilde Downton Abbey modası ilham kaynağı olunca çok da isabetli ;)
Öyle ki 1900’ler, moda tarihinin başlangıcı olarak kabul edilir. 20. yüzyılda;
  • teknolojinin gelişimi, 
  • kentleşme, 
  • toplumsal yaşamın değişimi, 
  • kadınların toplumda daha aktif rol oynamaları, (Downton Abbey’de de çok net bir şekilde yer aldığı üzere)
  • hür ve eşit olma arayışları, 
  • geleneksel tutumlara karşı çıkma eğilimi, 
  • sanatta mekanikleşmeye karşıt görüşler ve 
  • ülkeler arası kültürel etkileşimler
modayı yakından etkilemiştir (1).
20. yüzyılın başlangıcından 1. Dünya Savaşı’na kadar olan zaman süreci, İngiltere’de ‘Edward Dönemi’, Fransa’da ise güzel çağ veya altın devir anlamında ‘La Belle Époque’ olarak adlandırılmıştır. Söz konusu iki ülkede modanın atmosferi benzer özellikler göstermiş, toplumsal faaliyetlerdeki hareketlilik, balolar ve gece hayatındaki kadının şıklığı modayı hareketlendirmiştir. Geçen yüzyıllardaki kadının aksine
1900’lerin kadın imajı; güçlü, yaşama bakış açısı farklı, olgun ve soğukkanlı bir profil çizmiştir. 
Bu paralelde 20. yüzyılla birlikte, gündelik yaşamın her alanında kullanılabilen ve toplumsal faaliyetler için gardıroplar hazırlanmış; partiler, balolar, spor etkinlikleri için farklı giysiler ve aksesuarlar kullanılmaya başlanmıştır.
20. yüzyıl kapsamında öncelikli olarak 1. Dünya Savaşı, moda sanayisini yakından etkilemiştir. Pek çok yazar, ressam ve moda tasarımcısı askere çağrılmış veya gönüllü olarak orduya katılmış, geride kalanlar ise kıtlık ve savaş ortamı içerisinde sanatlarını sürdürmeye çalışmışlardır. [Bknz. Aynı meslekten olmasa da, Downton Abbey’de de Lady Mary’mizin merhum ilk kocası :(]
Yüksek moda için ise durum oldukça farklı olmuştur. Değişen koşulları fazla dikkate almayan yüksek moda tasarımcıları, modayı yaratırken siyasetten ve ekonomik değişimlerden bağımsız kalmaya çalışmıştır. Ayrıca, çoğu erkek üniforma giydiği için erkek modası da değişmemiştir.
Kadın modası ise kısa dönemde çok daha fazla işlevselleşmiş ve ciddileşmiştir. İnce siluetler ve savaşın etkisiyle kısalan etekler, askeri üniformaların etkisinde kalan kadın ceket ve manto tasarımları moda tarihindeki yerlerini almışlardır.
1920’lerde kadın giysilerindeki en belirgin özellik, ‘erkek gibi kadın’ tipinin yaygınlık kazanması olmuştur.
Bunun altında yatan neden; 1914 yılında patlak veren 1. Dünya Savaşı ile birlikte, kadınların çalışma hayatında daha yoğun bir şekilde var olmaya, evlerinden dışarı çıkarak fabrikalardan hastanelere değin her türlü işte aktif olarak çalışmaya başlamasıdır. [Bknz. Downton Abbey’nin bir diğer merhumu (ilk) Lady Sybil :( ve Lady Edith’ımız ;)]
Çalışırken de daha rahat hareket edebilmelerini sağlayacak giysilere ihtiyaç duymaları sonucunda;
korseler kullanımdan çıkmış, saçlar kesilmiş, etek boyları kısalmış, tayyör ve pantolonlar yaygınlık kazanmıştır
Dolayısıyla kadın giysilerinde, daha erkeksi bir görüntü hâkim olmaya başlamıştır. Böylelikle 1910’lu ve 1920’li yıllar kapsamında, modanın tarihi gelişiminde çok önemli aşamalara tanıklık edilmiştir. 
Diğer yandan bu yılların genç kadın moda tasarımcıları, giysilere devrimci bir bakış açısı getirmiştir.
1. Dünya Savaşı'nın bitimiyle Amerikan toplumunun özellikle genç kesiminde özgürlük ve bağımsızlık hareketinin giysi ile moda olgusunu büyük oranda etkilediği görülür. Öncelikle kadın modası açısından 1920'lerdeki giyim tarzında en temel olarak; fırfırların ve farbalaların yerine sadelik ve rahatlık unsurunun ön plana çıktığı dikkat çeker. Bunda, özellikle kadın özgürleşmesine yönelen bir 'flapper' kültürünün ortaya çıkması etkili olmuştur. 
Sözlük anlamı, 'kollarını kanat gibi çırpmak' olan flap, yirmilerin ve ismini verdiği kültürün dansının simgesi olan harekettir. Flapper kültürünün genç kızları, annelerinin uzattığı ve zamanın orta yaş kadın kimliğinin önemli bir parçası olan uzun saçlarını kısacık kestirmişlerdir. Ayrıca dizlerin üstüne çıkan saçaklı etek, bacakların seksapelini artırmak için giyilen file çoraplar ve pudralanmış dizler bir flapper genç kızının dans kulübündeki görüntüsünün ana unsurlarıdır. 
Bu tarzlarıyla bir önceki neslin kadınları tarafından asi, hatta utanmaz diye nitelendirilen flapperların kadın giyim ve davranışlarındaki özgürlük konusunda Amerikan toplumunda bir devrim teşkil ettiklerini ifade etmek mümkündür.
Özellikle kadın moda tasarımcıları, çağdaşlarının eşitlik isteklerini giysilere yansıtmıştır.
Chanel; savaş sonrası dönemin parıltılı lüksüne karşı modaya, ince bir dinginlik ve kibar bir düşkünlük havası getirmiştir (2). Öyle ki, moda sahnesine ilk çıkışı bu yıllara rastlayan Chanel, tasarımlarında ön plana çıkardığı sadelik anlayışıyla modaya yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. İlk bakışta oldukça düz ve kısa bir elbise gibi gözüken küçük siyah elbise  -little black dress- adlı tasarımıyla dikkatleri üzerine çeken Chanel’in, doğumu bu yıllara rastlayan bir diğer ünlü tasarımı ise ‘Chanel takım’ olarak da bilinen tüvit kumaştan, klapasız ceket takımlarıdır.
Bunun yanı sıra 20’li yıllar kapsamında; gençler dışındaki kadın giyiminde, başlarda çoğunlukla bol ve yüksek belli kıyafetlerin tercih edildiği; daha sonraları ise bellerin zamanla kalçaya kadar inmeye başladığı dikkat çeker. 

20’lerin ortalarına gelindiğinde ise dizin biraz altına kadar inen pilili eteklerin ve belsiz giysilerin revaçta olduğu; Giysilerde; yüksek kalitesinden dolayı fiyatı oldukça pahalı olan ipeğin değil daha çok pamuk ve yünün dokuma malzemesi olarak kullanıldığı, dönem içerisinde üretimi başlayan suni ipeğin doğal olanının yerine kullanıldığı bilinir.
20’lerin erkek giyiminde; ceketlerin uzun, yırtmaçlı, sıkı belli ve arkalarında resmi gece kıyafetlerine benzer şekilde uzun kuyruklu -tail coat- olduğu caz takımlar -jazz suit- ise, Caz Çağı’nın* etkisiyle kısa bir süre popüler olup daha sonraları ortadan kalkmıştır.
Sonuç olarak, basit tarzların egemen olduğu giyim tarzları sayesinde endüstri, 1920’lerde büyük bir büyüme kaydetmiş ve böylesi değişimlerle dolu bir dönemi, tüm güzelliği ekrana taşıyan Downton Abbey; başarısını tüketimin çarklarında da devam ettirmek üzere yola çıkmış durumda.
Öyle ki geçtiğimiz aylarda haberi geldiği ve bloga da taşıdığım üzere, Marks&Spencer imzalı Downton Abbey mumları, kolonyaları ve güzellik ürünleri bunun ilk örnekleriydi.
Onun dışında birçok marka tarafından Downton Abbey ev eşyaları, dekorasyon ürünleri (özellikle cam lambalar/abajurlar), duvar kağıtları, mobilyalar, kırtasiye malzemeleri, kozmetik malzemeleri, kitaplar, müzik albümleri de hali hazırda görücüye çıkmış durumda.
Dizinin de aynı zamanda sponsoru olan Ralph Lauren, tamamen Downton Abbey tarzına hitap eden bir koleksiyon hazırladı bile.
Bu giyim ürünlerinin devamı ise bizzat Downton Abbey’nin yapımcıları NBC Universal ve Carnival Films tarafından pazara sunulacak olan ‘resmi Downton Abbey giyim koleksiyonu’ olacak.
(1) Elif Jülide Dereboy; Kostüm ve Moda Tarihi; Özel Güzel Sanatlar Stilistik; Format Matbaacılık; İstanbul; 2004; 96.
(2) Elif Jülide Dereboy; a.g.e.; s. 116.
* Caz Çağı -Jazz Age-; ABD’nin, iki dünya savaşı arasında yer alan toplumsal özgürleşme sürecini simgeleyen ve adını, dönemin popüler müzik türü caz ve cazın önemli bir unsurundan alan, Swing Dönemi -Swing Era- ile birlikte iç içe geçmiş ve Büyük Bunalım ile sona ermiş iki döneminden ilkini ifade etmektedir.

Popular Posts