The Gatekeepers vs 5 Broken Cameras..

The Gatekeepers ve 5 Broken Cameras adlı belgesellerin, geçtiğimiz 2013 Oscarlarında aynı anda en iyi belgesel film kategorisinde yer almaları bence kesinlikle tesadüfi değildi. Zira ben de Oscar maratonumda bilerek ikisini arka arkaya seyrettim. Eğer sadece biri aday olsaydı, karşıtı görüşlerin çok büyük tepkisiyle karşılaşılırdı bence.
Ancak aralarında belirgin farklar olmasına rağmen ikisi de şiddetin o kötücül yüzünü, orantısızlığı ve anlamsızlığı sergiliyor.
Öncelikle The Gatekeepers teknik açıdan çok iyi. Fotoğrafların canlandırıldığı sahneler, yani computer-animated technology inanılmaz iyi kullanılmış. Aynı şeyi 5 Broken Cameras söylemek mümkün değil. Zira halktan birinin elindeki kırık kameralarla çekilmiş görüntülerden oluşmuş.
Her ikisi de o döneme uzak kitleye ve hiç farkında olunmayanlara; bilinmeyen örgütleri, ilişkileri, dönüm noktası toplumsal olayları anlatıyor ve bir kez daha hatırlatıyor. Bu açıdan bence her ikisinin de Oscar adaylığında bulunması, farkındalık açısından çok değerli ve iyi.
Benim açımdan ilk filmdeki gizli örgüt yapısını hiç bilmemem noktasında çok bilgilendirici oldu. Ancak benzerleri nezdinde bir kez daha, üyelerinin acımasızlıklarını bu kadar kolay dillendirdiklerini görmek korkutucuydu.
Ayrıca ikincisinin de ilki kadar etkileyici olmasını dilerdim, çünkü o da durumun öbür tarafını betimlemesi açısından eşit bir görsellikte olmalıydı. Bu kadar sıkmamalı insanı. İlkini İngilizce altyazıyla izlememe ve çoğu askeri-politik terimi anlamamama rağmen hiç sıkılmadım ve merakla izledim. Ancak aynı şeyi diğeri için asla söyleyemem. 
Sonuç olarak bir kez daha böylesi önemli dünyasal olayların bilinirliği arttırmak adına izlenilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Popular Posts