The Killing of A Sacred Deer..

Gelelim fasulyenin faydalarına, çıktığı günden beri konuşula konuşula bitirilemeyen filme! Sonunda, uzun bir aradan sonra, gündemdeki bir filmi, zamanında izleyebilme şansına eriştim, çok şükür. Ve iyi ki yapmışım dedim. Çünkü daha çokça konuşulacağı var ve ben yorumları okumayı çok istiyorum.
Neyse efendim durum şöyle ki, filmimizin yönetmeni, geçen senenin Lobster adlı filminin de yönetmeni olan şahıs. Demem de o ki, eğer onu izlediyseniz veya benim vakti zamanındaki yazımı okuduysanız, nasıl bir film izleyeceğinizi, daha doğrusu filmden beklentinizi kestirebilmeniz mümkün. Çünkü tam da o film için yaptığım yorumun aynısını bu film için de yapmam çok yerinde olur:
  1. Sanırım bu film için söylenecek kelimeler: çok ama çok garipten öteye biraz zor geçiyor! İzlerseniz, izleyince anlayacaksınız ancak gerçekten, öyle böyle değil çok ama çok garip. Nasıl bir zihin, nasıl böyle bir konuyu bulmuş, kurgulamış aklım hayalim şaştı. Tabiri caizse apışıp kaldım! 
  2. Neysem siz onu bunu bırakın sırf delicesine orijinalliği, garipliği için kesin izleyin. Gerçekten şaka yapmıyorum, kesin izleyin..

Gerçekten de bu iki yorumum, bu filme de cuk uyuyor. Daha bir önce izlediğim film de Nicole ve Colin ikilisinin filmi idi, hatırlayacaksınız. Ancak nerede oradaki banellik ve -5 seviyesindeki Colin amcanın oyunculuğu, nerede bu! Bir kere aynı Lobster’daki gibi, adam resmen garip filmler için biçilmiş oyuncu! Tam üstüne oturmuş, tipine tam uymuş. Uyuz ötesi bu karakteri, ondan iyi oynayan olamazdı. Nicole gibi de, öylesi soğuk bir karakteri başkası canlandıramazdı! Tam olmuşlar. Çocuklar desen, tabii esas çocuğumuz bu kadar vahim bir tip olamaz! Beni sinir etti ve ne yazık ki çocuk için çok üzgünüm ama karaktere çok yakışmış. Yani hangi ‘casting’ ajansı bulduysa helal olsun, bu kadar olur.
Konu desen, çok rahatsız edici, bir kere. Hele ki kendi durumumu ve geçtiğimiz yaz yaşadıklarımızı düşününce beni bayağı bir rahatsız etti. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim. O yüzden dikkatli izleyin derim. Öyle kolay etkilenirgillerdenseniz (hiç okumadığım için normalde) sinopsis, ne yazıyor bilmiyorum ama bi okuyun ona göre karar verin izlemeye derim.
Sonuç itibariyle çok rahatsız edici bir konuyu, garip çekim açıları, garip ötesi karakterleri ile işleyen gargarip bir film izleyeceğinizi bilerek izleyin ki konuşabilelim a dostlar.. :)
Meraklısına: SPOILER Filmin çok ama çok küçük bir anında Alicia Silverstone’u görmek o kadar keyifliydi ki. Tee orta okul – lise yıllarında Aerosmith klibi ile tanıyıp çok sevmiştim. O yüzden çok eski bir tanıdığı görmek gibi iyi geldi, neden bilmiyorum :) Ama bayağı bir büyümüş, yaş almış, değişmiş. Kız biz de çok yaşlandık amanın diyim :) SPOILER END.

Popular Posts