veee The Girl with the Dragon Tattoo dosyasını açıyorum..

Evet bugün sonunda ne zamandır yazmak istediğim bir filmi yazıyorum: The Girl with the Dragon Tattoo. Ancak hemen belirteyim, Hollywood versiyonu (yeniden çevrimi) değil de 2005 yılındaki ilk o İsveç yapımı olanı.
Neden mi? Bu soruyla da hemen olaya girmem de yarar var.
Bir kere hem başrolümüzdeki kızımız hem de adamımız kesinlikle süpper.. Evet Craig David, nam-ı diğer current James Bond'umuz da (halihazırda hayranlığımız, sarışın sevmesek de, yok canım Pierce abiden başkası hayatta olmaz dememize rağmen bin kat daha iyisi olsa da) olmuş şimdi Allah için ama esas filmdeki adam sanki 'tam' ama tam olmuş, cuk oturmuş. Ve ondan da öte kız kesinlikle Hollywood versiyonunda olmamış. Hiç ama hiç. Öyle dümdüz bir tip olmuş. Ama ilkindeki kızımız öyle mi; o bakışı, tekmesi, konuşması, hacker'lığı bilem bi başka. O da tam ötesi olmuş. Hani kitabı okumuş olsam, kitaptan fırlamış diyeceğim ama ne yazık ki okumadım.
Karakterler-oyuncular dışında (2. ve 3.'sü daha Hollywood tarafından çekilmedi ancak) 1. kitap-film bağlamında konunun işlenişi derseniz; Hollywood abileri yapmış yapacağını, tam bir Hollywood usulü süsleyip püsleyip, eğip büküp bir güzel değiştirmişler ve suratlarına benzetmişler! Eğer ilk filmin önce orijinalini, sonra Hollywood versiyonunu izlerseniz ne demek istediğimi, kör gözün parmağına şeklinde anlayacaksınız. Bu kadar olmaz dedirtecek kadar rahatsız edici oynamalar mevcut. Olaya hiç uymamış, oturmamış bir kere.
Veee gelelim filmi: Film-konu-kitap ne derseniz deyin, bu hikaye muh-te-şem.. Evet ben filmi geçen sene izledim, o zaman için bile çok geç (2005 yapımı olduğu dikkate alınırsa) ama geç olsun güç olmasın, benim gibi belki arada, kıyıda köşede görmeyen, duymayan, okumamış, izlememiş olan varsa diye blogumda yazmak, bir nevi amme hizmeti yaparaktan izlemeyen, bu öyküyü bilmeyen kalmasın istedim.
Zira bu kadar hazin, üzücü bir öykü bu kadar çarpıcı, vurucu, dövücü, şok edici bir şekilde anlatılabilir.
Bir rivayete göre yazar, hikayeyi bizzat yaşamış yani yaşayan kızımızın olayına şahit olmuş ancak yardımcı olamamış. Bu da onun tüm hayatını etkilemiş, hiçbir zaman kendini affedememiş ve hikayesini yazarak onu ölümsüz kılmak istemiş. Ancak bir rivayete göre ise yazar, kendisi değil de bir arkadaşının böyle bir duruma şahit olduğu hikayesini dinlemiş ve ondan esinlenerek kitabı kaleme almış. Benimse tek diyebileceğim; inşallah hiç kimse böyle bir şey yaşamamıştır ve inşallah bu bir yaratıcı zekanın kurgusudur. 
2. ve 3. film o kadar vurmadı beni ancak 1.'nin devamını görmek ve olayı sonuçlandırabilmek adına izlenmesi gerek. Ancak hiç izlenmese bile tek film olarak muhteşem. 
Ve unutmadan; her filmi orijinal dilinde izleme yanlısı biri olarak ilk kez bir filmin dublaj izlenmesini öneriyorum. Zira çok hızlı konuşuluyor, olaylar çok çetrefil ve zaten orijinal dil İsveeççe. İlk izlediğimde (evet 1. filmi iki kez izledim, tonla film olmasa izlencek, utanmaz, oturur bir daha izlerim. O kadar iyi yani) non-dublaj ilkemden dolayı alt yazılı  izledim ve yüz kez durdurup başa aldım, kitap okur gibi alt yazı takip ettim (zira kaçırınca öykünün de ucu kaçıyor, her detay çok detaylı, benzerlerinin aksine) ve noldu, filmi murdar ettim. İkinci izleyişimde aynı hatayı yapmadım ve çoook memnun kaldım. O yüzden dublaj olayı aklınızda olsun.
Ve şimdi hemen ya gidin film izleme sitelerinden yüklemeye başlayın, ya da ilk iş dvd'sini edinin ve bu öyküyü, film-belleğinize heeeemennn ekleyin...
Meraklısına: Devam filmlerinin orijinal isimleri şöyle sıralanıyor bilginize;
The Girl with the Dragon Tattoo (2005)
The Girl Who Played with Fire (2006)
The Girl Who Kicked the Hornets' Nest (2007)

Popular Posts