Triloji Atölyesi / kalp..
- İlk kalp temsilleri 15.000 yıl önce
- Körüktepe ->bir kemik bilinçli olarak kalp şeklinde mezara konmuş = ritüel bağlamında = 10.000 yıl önce => bu da bize anatomik değil, simgesel düzeyde de kalp temsilinin o dönemde var olduğunun kanıtı
- Mısır’da:
+ bunun yanı sıra bilgelik, kozmik düzey ile de yer alıyor
+ Etik ve kozmik kimliğin de ölçütü kabul ediliyor
- yaşamı somutlaştırma eyleminin bir parçası
- sonrasında ahiret inancı ile de özdeşleştiriyor
- anlam taşıyıcılığının merkezi
- =>Yani hem biyolojik hem metafizik bir arketip olarak ortaya çıkıyor
<•>Mısır mitolojisi için kalp = ib
- Ruhun dünyayla temas noktası
- Kalp ile düşünüldüğüne inanç
- Kişinin hakikî özü
- Bknz. Maat (tanrı)
- Hafıza, irade, karakterin mekanı
- Duygusal + Etik bir organ
- Bknz. Duat (Mısır mitolojisinde yeraltı dünyasının tanrısı)
- Bknz. Osiris
- Bknz. Ammit
- Anubis’in kalbi tartılıyor
- Bu tartılma, sembolik ve ontolojik bir tartılma
- Hafifse -> ölümsüz yaşama kabul = Maat ile birleşme
- Yani söz değil niyet önemli olan; kalbin ağırlığının tartılması konusunda
- Mısır’da ruh, tek parçalı bir şey değil
- Tüm bileşenlerin merkezi = ruhsal bütünlüğünün kilidi = kalp
- Kalp böceği muskaları dağıtılıyor ki üzerlerinde ‘ey kalbim yargı önünde beni ele verme’ yazıyor
- Her şeyi kaydeden
- Kişiden bağımsız bir hakikat taşıyıcısı
- Etik bir tanık (sahibinin bile kontrol edemediği)
- Varoluşun tanıklığı (daha sonra geçide dönüşecek)
- Duygunun değil; etik ağırlığın, hakikatin merkezi
- — Mısır mitolojisinde aynı zamanda travmanın ağırlığını taşıyan kalbin zihinsel rahatsızlığa sebep olduğu da bulunmuş
<•> İbrani mitolojisi için kalp = lev, leval
- Düşünmenin, tanrı ile ilişkinin merkezi
- Duygusal değil, etik bir organ
- Ahlaki zeka
- Doğruyu seçme kapasitesi
- Duygunun değil, seçimin ağırlığı önemli olan
- İrade ile yönelme, sevginin itaat ile somutlaşması (tanrıya)
- Sünnetsiz kalp->içsel ritüel olmadan, dışsal ritüel olmayacağı
- Pasif bir duygu alanı değil (Noel Şarkısı Scritch gibi karakterler özelinde örneklendiği gibi)
- Yani sertleşen, kapanan, direnen bir organ
- İyilik kadar isyanın da merkezi
- Velhasıl romantizmi edilmiyor bu mitolojide de
- Duygusal yumuşama değil, ahlaki duyarlılık söz konusu
- ~Mısır mitolojisinden farklı olarak burada kalp = eğitilebilir, değiştirilebilir bir şey (Mısır mitolojisinde: dogmatik, kozmik düzene uyan iken)
- ~>Yani burada psikolojiye yakın bir yerden ele alınıyor
- ~Kalp, çağrılan bir şey (öbüründe tartılan)
- İlahi buyruğa, Tanrı’ya cevap
- ~Kalp, sorumluluk alan (öbüründe tanık) -> ki sorumluluk alarak yumuşuyor
- Bu sorumluluk = bu dünya için ne yapıyorsun? demek -> herkesin yaşama geliş amacı
- Yargı nesnesi gibi değil, sorumluluk
- Hem direnişin hem dönüşümün alanı
- Tanrı ile insan ilişkisinin ilk formu gibi burada
- Daha gerçekçi bir ilişki olarak ortaya konuyor kaldı ki
- Hisseden değil; direnen, karar veren bir merkez
<•> Olmekler - MÖ 1500-400, Mezzo Amerika, Meksika sınırı
- Kanın kaynağı
- Yaşam gücünün taşıyıcı
- Kozmik döngünün merkezi
- Evrenle yapılan etik anlaşmanın bedensel sembolü
- ->dolayısıyla ontolojik, etik ve kozmolojik bir sembol
=> öne çıkan tüm bu üç uygarlık bağlamında ortak olarak görülüyor ki:
- Ahlaki olanın bedendeki karşılığı
- Varoluşsal bir hakikat sembolü
- Aşkına /yüce olana açılan bir boyut kapısı
- Sırf sezgisel değil, somut da bir şey
- Çünkü ona ulaşmak için yapılan pozitif bir hareket olması gerekliliği mevcut
- Kalbe duygunun sonradan eklenmesi onu pek çok arketipten farklılaşır ki normalde önce soyutturlar sonra somutturlar. Oysa kalpte önce somut olarak varlık bulma söz konusudur; soyut anlamlar sonra onun üzerine eklenir.
- “Silphium” bitkisi (antik yunan ve Roma) -> Kalp demeden bitkiye ithaf la böyle bir şekil söz konusu olmuş. => doğurganlık, cinsellik, yaşamın düzenlenmesi
* https://www.zmescience.com/feature-post/history-and-humanities/history/silphium-first-birth-control/
- Bedenin bedelini belirleyen bir sembol
- Tıbbi ve felsefi metinlerde görülmeye başlıyor artık Orta Çağ öncesinde
- Dolayısıyla akış = önce kalbin insanın kendini anlama çabası olarak var olmasında görülüyor (aşk daha yüklenmemiş)
- Orta Çağ / 13. yy sonu -> Aşk, kalbin beklediği bir sembol gibi ona yükleniyor = soyut aşkla bağlantılanıyor.
- Roman de la poire ~>> isimli bir minyatür ilk kez kalbin tatlı bakış olarak alkolik anlamda görüldüğü yer.
- Aşk bağlamında kalbin kullanıldığı ilk görsellerden biri bu
- Yani ara geçit olarak bu minyatürü görüyoruz.
* https://news.artnet.com/art-world/heart-as-symbol-love-medieval-illustration-1464961?amp=1
- Orta Çağ; insanın iç dünyasının da artık görüldüğü bir zaman. Yani kalp sadece arzu değil, sadakat ve benzeri duygularla da bir araya getiriliyor.
- Öylece artık sadece hayatın özü değil. Özün karşıdaki bir başka kişiye döndüğü dönem.
- Bu nedenle 14. yüzyıl ile birlikte aşağı doğru sivrileşen bir şekle evriliyor bu da aşkın dünyevileşmesinin bir sembolü.
- Öyle ki 14. yüzyıl, çok fazla duygunun olup bunların anlatılamadıkları bir dönem. (bir anlamda konfor arttıkça anca diğer duygular ortaya çıkmaya başlıyor, fark ediliyor)
- Sacred Heart kavramı da Rönesans’la birlikte hızlanıyor.
- Bir metafor olarak gittikçe sadeleştiği görülüyor.
- Rönesans, kalbi duygusal olarak açık bir kalp haline getiriyor
- Kalp bireyselleştikçe sadeleşiyor ki içini istediğimiz gibi doldurabilelim bireyler olarak.
- 17. yüzyıl ve Victoria ile birlikte artık aşkla birleşiyor.
- Ki aşk; yaşanan, kodlanan bir şey bu dönemle birlikte ve kalpte bunun merkezine konuyor. =>
- Aşk, bedeli olan bir bağlılık. Kalp de bedelin ödendiği yer.
- 18. yüzyıl ile birlikteyse kalp edebiyatta konuşan bir şey oluyor
- Aşk; bir heves değil, karakter sınavı gibi görülüyor.
- Duygu önce kalpte hissedildiği için.
- 19. yüzyıl ile birlikteyse duygunun endüstriyel dili haline geliyor.
- Artık bizim için kırılgan bir şey
- Histen çok, tepkiselliğin sembolü.
- Göstermeye odaklı olduğu için önde.
- İçsel bağlanma eylemi olmaktan çıktı
- Acıdan ayrılmış olarak yer alıyorsa bugüne kadar hep onunla bütündü.
- Böyle olunca da yani acıdan ayrılınca da derinliğini kaybediyor. Ancak yok olmadı. Biçim değiştiriyor.
Psikolojik olarak asırlarca farklı anlamlara gelmiştir.
- Bu bağlamda bunlara sıralayacak olursak:
1. Duygulanım
- En temel karşılığı fizyolojik uyarım
- Bedende yaşanan duygunun deneyimi
- Yani duygulanım bedende
- Bedenle kurulan ilk bağ
- Bir şey hissettiğimizde çoğu zaman duygu sanıyoruz ama altında daha sessiz bir katman var = duygulanım
- Önce bedende duygulanım olur; sonra zihinde duygu.
- Duygu zihninde olur (zihin sonra bir isim verir)
- Bir anlamda kalbimi dinliyorum = duygulanım
- Bilinçli bir seçim değildir; en ilkel temas
- Bu his ilk kalp ile ilişkilendirilmiştir çünkü ilk kalp atışı vd ortaya çıkar
- Duygulanımlar fark edilmezse doğru anlamlandıramayız yani duyguyu doğru tanımlayamayız
- Fark edilirse de doğru anlamlandırırız böylece duyguları dürüst yaşarız
2. Bağlanma
- İlk ilişkilenme biçimidir
- Yaşam boyu ilişki kalıplarının temelidir
- Hayatta kalmanın ön koşuludur
- Medeniyetin gelişimi ile çeşitleniyor
- Medeniyeti kurunca bağlanmak zorunda kalıyoruz
- Kişinin kendisiyle kurulan ilişkide de izlerini görüyoruz
• Duygusal düzenleme
- Duygunun şiddetini ayarlamak = volume’ünü düşürmek
- Bazen hissetmeye izin vermek de (bedende sıkışmasın)
3. Vicdan (antik Mısır’daki haliyle)
- Vicdan ve arkasındaki yön duygusu da var
- Bir kırılma anı çoğu zaman yani çok daha derin bir şey aslında burada anlatılmak istenen, vicdan ile.
- Kendi iç bütünlüğünü koruma çabası =
- “Çekirdek benlik”
- Kişinin varoluşsal yönünü belirleyen içsel bir pusulaya karşılık gelir
- uyum (dinginlik) - huzursuzluk (çatallama) -> Hissediliyor
- Doğuştan gelen bir şey olsa da ilişki içinde şekillenir
- Güvenli ilişkiler ile kişi iç sesine güvenmeyi Öğrenir
- İyi olmaya değil, kendimizle uyumlu olmaya çağırır
- Bir içsel ahlak pusulası değildir
- Küçük tercihlerde daha çok ortaya çıkar
4. Sezgi
- Öznel bir iç deneyim demektir
- İçten gelen sessiz bir emin olma durumu
- İlk öznel deneyimimiz, dil
- Dışarıdan gözlemlenemez
- Çoğu zamanda bedende başlar
- Erken uyarı sisteminin fark edilmesi = Sezgi
- Beden sürekli data toplar, bilinçli ve bilinçsiz olarak.
- Sezgi ~> hızlıdır ama nedensiz demek değil
- Fazla bilginin çok kısa sürede işlenmesi söz konusudur
- Herkes aynı şekilde temas kurmaz
- Bibliyoterapi gibi yöntemlerle öğrenilir
- Dürtü ~> acelecidir, bağırır
- Sezgi ~> nettir, fısıldar, ani değildir, uzun vadede tutarlıdır
- Sezgi = Çekirdek benlik ile temasta olduğunun en güzel ifadesidir
- Mantığın daha erken çalışan kardeşidir = içime doğdu
- Özetle kalp romantik bir çağrı değildir; iç dünyamıza kulak vermek demektir, sezgilerle alakalı bir arketiptir.



Comments
Post a Comment