Gezgin Ruhlar / Cecile Pin..

  • @kentkabilesi online bibliyoterapi atölyesi Şubat 2026 kitabı.
  • Temelde bir göç öyküsü olarak görünse de bir mülteci dramını bize anlatan ve fakat aslında onun üzerinden katman katman açılan bir yas anlatısı.
  • Hele ki Vietnamlı olmayan birinin ağzından tüm sürecin her boyutuyla böylesi ele alınmış olması müthişti.
  • Yazım şekli açısından da inanılmaz yaratıcı buldum. Hem okumak çok keyifliydi hem de 360° olaya yaklaşılması çok etkileyiciydi. 
  • Ve tabi söylemeden geçemeyeceğim ki geçen sene atölye kapsamında okuduğumuz Taşıdıkları Şeyler kitabında Vietnam Savaşı’nı bir Amerikalı asker gözünden ve onun acısı, psikolojik yıkımı bağlamında okuduktan sonra; şimdi bu kitapla diğer tarafın kuşaktan kuşağa yaşadığı tarifsiz acı üzerinden okumak bambaşka oldu.
  • Zincirleme yaşanan yasın gündelik hayata yansıması, ajite etmemesi, zarafetle aktarışı, referanslarla nokta atışı taçlandırması vd. bir harika.

Amerikan Rüyası'nı yaşayamayacaktı ama Beatles'ın, Stones'un, Bowie'nin ve Queen'in ülkesinde olacaktı. Oradaki ilk yıllarında yavaş yavaş adamın verdiği listeyi tamamladı, müzikleri oğlana bir sığınak sundu. Şarkıları dinler, henüz uzanamadığı bu ülkeye, Sopley'deki kampın ve genç yaşının sınırlarının ötesindeki İngiltere'ye ucundan göz atmış olurdu – bir gün bütün dünyası olup çıkacak olan İngiltere'ye.

Bà küçük, tıkış tıkış kulübede sağa sola koşturan çocukları susturmak zorunda kaldı; çocukların ani heyecanı, yarın onları neyin beklediğinden habersiz diğer insanları şaşırttı. Çocuklar son bir yıldır içlerinde biriken tüm gerilimleri koyvermişti. Kayıplarını, karantinaları, kampları, o sabit dehşeti ve tehlikede olma duygusunu, yerini tam bilemeseler de bedenlerinin bir yerinde hâlâ taşıyorlardı çünkü. 
Tek bildikleri, karın heyecan verici bir şeyin simgesi, iklimine henüz vakıf olamadıkları, yeni ve yabancı bir ülkeye ulaşmayı başardıklarının bir işareti olduğuydu.

Bay ve Bayan Evans'ı düşündü. Şimdi hepsinin de yaşlanmış, hatta belki de ölmüş olduğunu, kendisinin hayatta, hayatta ve de sağlıklı olduğunu, kızlarıyla oğlunun kendi hayatlarını kurduğunu, kocasının mangal başında, bahçedeki ailesine dana ve domuz eti pişirdiğini, güllerinin açtığını düşündü. Harika bir şey, diye düşündü, hayatta olmak.

Meraklısına: Ve sıra tabii ki toplantıda sevgili Funda hocanın anlattığı muhteşem notlardan alıntılarda:

  • Göçmenlik, kökler
  • Çok sevilen bir kitap 
  • Lirik temasa: göç ve yas
  • Fakat sadece birkaç romanı değil 
  • Her şeyi etik bir çerçevede anlatıyor 
  • Acıyı estetik olarak da sunmuyor ve ajitasyon yok 
  • Çocuk bakışını özellikle seçiyor 
  • Çocuğun sınırlı bilgisi ile veriyor, bilmediğini de vermiyor = yazar sınırını biliyor. 
  • Ahlaki zemine oturtuyor 
  • Neyi söylemeye hakkının olmadığını biliyor 
  • Travmatik hafıza lineer değil, bunu bir kez daha görüyoruz bu kitapta. 
  • Okul olarak manipüle olmuyoruz, tanık olarak dinliyoruz  (tüketmiyoruz). 
  • Biçimsel zerafeti, o ölçülülüğünden geliyor (bağırmıyor, sessiz kalmayı seçtiğinde de)
  • Yazar kendini geri çekiyor; ‘ben’ yok
  • Tema = tamamen yas üzerine oturtulmuş 
  • Ancak tekil bir duygu olarak değil, katman katman kuşaklarca ilerliyor; bazen sesli bazen de sessiz 
  • Bazen de yas; yarım kalan ihtimaller olarak yer alıyor. -> bir yer değiştirme hali, eksen kayması = yas. 
  • Dramatize etmemiş, zamana yaymış
  • Çocuk bakışı ile düz zeminde veriyor —> ki bu yasın 1. katmanı
  • 2. katmanı —> öfke, utanç (gençlik dönemi) — bu bağlamda yas bugünün ilişkilerine de sızıyor, kayıp kimlik = yas oluyor
  • 3. katmanı —> kuşaksal, kültürel bir kopuş da yaratıyor => böylece burada bireyselden çıkıyor
  • Yas gibi kitabın yapısı da katmanlı


  • 1. kuşak —> kaybı yaşayan kuşak
  • 2. kuşak —> sonuçlarını yaşayan kuşak (gösterişli bir şey değil, gündelik hayata sızıyor)
  • 3. kuşak —> adını koyamadığı bir eksiklikle büyüyen kuşak
  • • taşınan bir miras gibi görünüyor
  • • dayanıklılık da var içinde
  • • çöküş gibi değil
  • • karakter inşasına da mümkün kılıyor
  • Daha önce de demiştik aktif ve pasif travmatik anı/deneyim diye iki durum söz konusu. 
  • • anlatılmazsa pasif oluyor ve korku, endişe olarak diğer kuşaklara aktarılıyor
  • • yani sağaltılamıyor böylece de evriliyor
  • • aktivite ise sağaltılıyor böylece de evriliyor
  • Sayfa 120‘deki makale vd ile kitap -> ahlaki bir bilinç çalışması da oluyor 
  • Yas = kaybın + kaybedilen değerin kaybı
  • Çünkü: Buradaki gibi ebeveyn kaybı sadece bir kişinin değil, ‘dünya güvenli bir yerdir’in de gitmesi demek oluyor. 
  • Ana dil kaybı = ‘ben kimim’in de kaybı. 
  • Her suskunluk, utanç, korku aslında = bir değer kaybı 
  • Duygu: toplumsal değer düzeninin aynasıdır. 
  • Bu bağlamda kitabın bir diğer değeri de -> duyguları ahlaki gösterge gibi kullanmış olması. 
  • Değer verdiklerimiz (ki = dış dünyaya bağlı) yok olunca -> kim oluyoruz? => değerli olanın yitimine tanıklık


İlyada referansı var ki o da bir yas destanı

  • • Patraklos yası -> yası hem insan iyileştirir hem de yıkar
  • • iki düşman yasta eşitlenir
  • • bu destandaki yas = kamusal bir yas
  • Kitaptaki yasta ise göçle kaybolan her şey de (ebeveyn ile) var yas kapsamında -> o yüzden buradaki = sessiz bir yas
  • Bu bağlamda görüyoruz ki modern dönemdeki bastırılmışlık şeklinde tezahür ediyor 
  • Kayıp karşısında herkes kırılgan 
  • Her ikisinde de kimliği dönüştürüyor (geleceği de şekillendiren bir duygu oluyor)
  • Kitapta, Destandaki gibi epik bir yas / kapanış yok 
  • Ancak her ikisinde de sevginin ölçütü. 
  • Ve kitaptaki de antik bir savaş Meydanı’ndaki kadar derin (o çocukların ki)


A. Camu referansı: 

  • Toplum, eylemleri ve duyguları da denetler. 
  • Onun kitabında kişi bilinçli olarak bir mesafe koyar. 
  • Travmaya tepkisi farklı diye (çocukların yas tepkisi) yabancı bize kalıyor (toplum anlamında) 
  • Kitaptaki, varoluşsal sessizliğine paralel (Camu’dakinin) bu anlamda. 
  • Yasın nasıl yaşanacağını toplum nasıl belirliyor?
  • Camu’daki, bilinçli olarak, duygusunu tanımayan kişi
  • Camu’dakinki bilinçli bir seçim iken; buradaki zorunlu, yani zorunlu bir mesafe konması söz konusu -> sosyal olarak tanınmaması ile (yasın) yas derinleşiyor
  • Mesafe derken = duygusunu tanımayan çocuklar var. 


Kitapta Freud’un yas ve melankoli kavramına da kapalı bir referans var: 

  • Yas = Kayıp obje -> dolayısıyla ruhsal bir şeye yatırım yapıp onu geri alamama da yas olabilir
  • Ancak yas soyut da olsa, somut bir şeye dönüşüyor. 
  • Statü kaybı da (göç ile) çok önemli
  • Dilin kaybolması = kaybedilen güvenli benlik 
  • Hüzün + eksiklik (belirsizlik, yasın çözümünü zorlaştırıyor)
  • 3. Kuşakta -> adı konmamış (varoluşsal) yas
  • Sonuç olarak: sadece yas değil, kaybolan kimliğin kitabı.


Comments

Popular Posts