Kar ve İnci / Nihan Kaya..

  • Kent Kabilesi’nde önce kar ve ardından inci temalı muhteşem trilojilerini yapmamız paralelinde sevgili Funda’nın önerisiyle yan okuma olarak elime aldım ve ilk Nihan Kaya kitabım oldu. 
  • Evet daha önce psikoloji literatürü kapsamındaki kitaplarından birini de okumadım. Dolayısıyla onun metinlerine bir kurgu roman üzerinden giriş yapmış bulundum. 
  • Bilinç akışı tekniğini böylesi yoğunluklu bir öykü üzerinden, bir çok travmatik durumun anlatısı bağlamında okumak itiraf etmeliyim ki çok ama çok zorlayıcıydı. 
  • Ne mutlu ki okuma sonrasında bize Kent Kabilesi Akademisi’nin ilgili dersine konuk olma şansım oldu. 
  • Toplantıdaki aktarımlar vesilesiyle donma tepkisi temelinde ilerlemesi başta olmak üzere, bedene dair yas özelinde güç azalması ve değişimlerim kapsamındaki tetiklemeleri nedeniyle okumada zorlandığımı anlamış oldum. 
  • Velhasıl kelam okuduğunuz bir roman da olsa psikolojik bağlantılarının üzerimizde yarattığı ağırlığı azaltmak adına kendimizi regüle edebildiğimiz ölçüde ve kendi hızımızda okunabilecek kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. 
  • O yüzden siz de kendi ritminizde ve kendinize özgü durumlarınız paralelinde ilerleyebilirsiniz diye düşünüyorum.

Meraklısına: Ve sıra tabii ki toplantıda sevgili Funda hocanın anlattığı muhteşem notlardan alıntılarda:

  • Kar ve karanlık (yara da gece de) tüm kitapta yan yana
  • Donma = çocukluktan gelen travmalar
  • O yüzden donuk bir karakter
  • Donuk olduğu için de bir şey yapamadı 
  • Katman katman derine varmadan anlayamıyoruz olayı = inci 
  • Kar hem kapanma hem arınma metaforu kitap 
  • Her şey yas - biçimini veriyor. 
  • Kendini gerçekleştirmeyen birinin bir yanı hep yasta
  • Hep yardım isteme durumunun da bir yası var 
  • İyileşmiyor ancak hastalığı yönetiyor artık 
  • Yas akutken zaten bir şey yapamıyorsun 
  • Kar ve inci karşıtlığı = kitabın dinamiği 
  • Freud’un bastırma kavramı da kitapta var 
  • Kar = aynı zamanda sansürün dışa vurulmuş hali 
  • Bknz. Anna Freud ve Hartman
  • Donma tepkisi = kar — ego destekli buzlanma, kapanma 
  • Bağ kuramayan bir anne var 
  • Bknz. Bion’un kuramları ->  işlenmemiş duygu = beta = hammadde —> işlemeye çalışan beyaz gürültü alanı (ki journaling’te yaptığımız)
  • Bknz. Winnicot -> gerçek ve sahte benlik 
  • -ikisinin arasında kendilik arası bir yüzey
  • -kar —> sahte benliğin sessizliğini çağrıştırıyor
  • Bknz. L. Terr ve C. Van der Koll - duyguların havada kalmışlığı -> akut bir şey varken yas askıda kalmış gibi kitapta — ayrıca Deniz’in yaptığı babasının yaptığını çağrıştırıyor
  • Kar = ruhsal immobilite’yi de temsil ediyor 
  • Zamanım kırılması 
  • Düşünce, duyguyu işlediğimiz zaman başlıyor (Bion - numbness)


… öykümüzü bizim öykümüz yapan, onun için çektiğimiz acı değil. O acıyla ne yaptığımız. Bir şey sırf içinde acı var diye öykü olamıyor yani. Yaşananlardan bir şey yaratabilmek mesele.

"inciyi değerli yapan şey, dış etkenlere karşı dirençsiz olmasından geliyor;' dedim; "inci bu kadar savunmasız olmasaydı, elmastan daha değerli olamazdı:'

Önemli olan, sadece zafer kazandığımızda değil, yenildiğimizde de başarılı olabilmek. Zaferlerimizde de yenilgilerimizde de başarılı olabilmek esas mesele. Acı mı çekiyorsun? Savaşma o acıyla. Kabul et onu; al, olduğu gibi kabul et; sorgulamadan, neden böyle oldu demeden has bağrına. Onunla uzlaş, onu evcilleştir. Evcil bir hayvan gibi eğit onu; yönet. Seninle beraber gelsin, yanında olsun, ama sen özgürce hareket etmeyi öğren o senin yanındayken. O kısıtlamasın seni. Savaşırsan zafer kazanırsın belki, ama alt edemezsin onu. Aslında ne zafer diye bir şey var ne de yenilgi. Her ne gelirse kollarını alabildiğince açıp kabul edebilmek; bu olmalı senin yapmaya çalıştığın şey. 'İnsan, suya girdiği için boğulmaz; o sudan çıkamadığı için boğulur'; doğru. Ama suyla savaşarak çıkamazsın sudan. Onunla savaşırsan su alt eder seni. Çektiğin acı çaldığın parçadan daha mı baskın? O acıyı kullan ve çaldığın parça gerçekten güzel çalınan bir parçaya dönüşsün. Parça kazansın zaferi; sen değil. Kaybetmeyi güzel kabul etmeyen, güzel kaybetmeyen kişi hiçbir şey kazanamıyor aslında. Gerçek zaferler öyle şeyler ki içinde düşman, rakip kavramları barınamıyor. Muzaffer yenilgilere dönüşüyor, düşman ya da rakipleri alt ederek başarılan şeyler.

Comments