Miras / Miguel Bonnefoy..
- @bewaterbookcafe X @fundasakaoglu bibliyoterapi atölyesi Ocak 2026 kitabı.
- Bir Güney Amerika romanı olarak büyülü gerçekliğin güzel örneklerinden birini bize sünüyor.
- Ve fakat öğrendiğimiz üzere, büyülü gerçekliğim, travmanın ağırlığını sağaltma, gerçeklikle bir başa çıkma yolu olarak kullanılan bir yöntem olması bağlamında göç ve savaş olgularının yaşattığı o ağır duyguları bu yolla bize aktarıyor.
- Katman katman açılan örgüsüyle neredeyse üç kuşağın yaşadıklarını tüm bağlantılarıyla önümüze seriyor.
- Böylece de kolektif hafıza ve kültürel bellek kavramlarını ince ince işliyor.
- Aile travmalarının bir araya gelip ulusal travmaya ve bunun da kısal belleğe dönüşümünün büyülü bir örneği olarak somutlaşıyor.
- Çünkü göç ile kırılan hafızanın ve savaşla travmatize olan belleğin tüm kopukluklarını büyülü gerçeklik anlatımı yoluyla dikimini sağlıyor.
- Böylece para, mal ya da mülk değil eserde hafızaya karşılık geldiğini öğrendiğimiz miras olgusunun,
- belleğin aktarım aracı çocuklar üzerinden serpilerek değişimini ve ailenin kültürel belleğini uzaklaştığı topraklara geri dönme çabasına tanıklık ettiriyor.
İkisi de bir başka ülkeyi, bir başka bayrağı savunmak uğruna okyanusları aşma çağrısına boyun eğmişti ama şimdi, doğumlarına tanıklık etmiş kaynaktan su almak için sessizce geri dönmüşlerdi o kuyunun başına.
Gizli yaralarla dolu beceriksiz sessizliği içinde onu keşfetmeye çalışıyordu. Savaş acılarını ve sıkıntılarını yaşamadıysa da, eşiyle muhtemelen aynı fedakarlıkları, aynı huşuyu yaşadığını düşünüyordu.
"Bütün ırkların birlikte var olabildiği bir dünyada yaşamadığımız ayan beyan ortada."
Yazmaya başlar başlamaz, zihninin katedrali bayram havasında beliren masallar ve mücadelelerden oluşan eksiksiz bir evren oluşturan kahramanlarla doluverdi; öyle bir heyecan, öyle bir rahatlıkla zenginleştiriyordu ki kahramanlarını, birini bitirmeden diğer sayfaya başlıyordu.
….. büyük harfler ince ve uzundu, yazanın içindeki ateşi mürekkebin hızına ekler gibi, sivriliyor ve kesişiyordu.
Meraklısına: Ve sıra tabii ki toplantıda sevgili Funda hocanın anlattığı muhteşem notlardan alıntılarda:
- Büyülü gerçeklik neye hizmet ediyor? Bazen bir travmanın ağırlığını sağaltmak için kullanılan bir yöntem çünkü. Dolayısıyla gerçeklikle bir başa çıkma yolu olarak kullanılıyor büyülü gerçeklik
- Kitapta tüm konu olan olgular katman katman otururken öne çıkan birtakım kavramlar var:
•Kollektif hafıza -> ait olduğumuz grup ne anlatıyor?
- Ki bu belleğin sadece bireysel bir şey olmadığını bize gösteriyor
•Kültürel bellek / kültürel miras -> geçmiş sadece hatırlanmaz; Nesneler, mekânlar, ritüeller ve bedenler aracılığıyla bugünde yeniden üretilen bir anlam alanıdır
- Ki bu bağlamda kültürel bellek, kültürel hafızadan çok daha önemli bir konumdadır
- Kitap da aslında bir kültürel bellek romanı olarak yer alır.
- Ancak ne yazık ki kültürel bellek kesintiye uğrar, çünkü büyük şehirlerde yaşamak zordur.
- Dolayısıyla ritüelleri devam gücü pek olmuyor
- Bu kopukluğu yaşayınca da iyi hissetmiyoruz.
•Travmatik bellek -> aktif ve pasif hafıza (travma bastırılınca ortaya çıkan) diye iki kavram vardır
- aktarım olmayınca yani travma aktarılmayınca sağaltım da olmuyor ki bu pasif hafızaya karşılık gelir.
- Dolayısıyla pasif hafıza söz konusu olduğunda susarak aktarılır travma.
•Hafıza mekanları -> belleğin taşıyıcıları
- ör. Kuşhane = tüm kuş türlerinin aynı potada eriyemediklerini göstermekle birlikte Latin Amerika’nın geleneği gibi somutlaşan bir örnektir.
- Zira kıtasal belleği çok karmaşık idir. Zaten hepsi birbirini etkiliyor.
- Yani pek çok kültür vardır ve bunlar bir arada olamaz.
- Sağaltılmadılar, orada kaldılar.
- Bu bağlamda roman, kültürel belleğin taşıyıcısı olarak kurgulanmıştır. Tüm travmatize olayları görürüz.
- Ailevi travmalar bir araya gelir ve -> ulusal travmaya dönüşüyor. -> kıtasal belleğe dönüşüyor.
- Aile = kültürel bellek
- Çocuklar = belleğin aktarım aracı
- Göç = hafızanın kırılması
- Savaş = belleğin travmatize olmuş hali
- Alman asker örneği = büyülü gerçekliğin tam karşılığıdır. Zira bir alman askerin tecavüzüne uğramıştır ancak çok ağır geldiği için bunu fantastik bir şekilde ancak aktara bilmektedir.
- Göç eden birey, hafızasının sürekliliğini de kaybeder
- Kopmuş belleği anlatı yoluyla dikmek = bu romanın amacıdır (büyülü gerçeklik ile o dikim sağlanır)
- Bu bağlamda metnin estetik, mitik Bir tarza kaçışının sebebi, travmatik durumlardır.
- Kitapta hiçbir şeyin yası tutulmuyor.
- Miras => (burada) hafızaya karşılık gelir (para, mal, mülk değil)
- Çünkü yük -> bazen bir lanettir, bazen de bir hafıza kapısı.
- Bu bağlamda yük sürdürülebilir de, şifalandırılabilir de.
- Kitap = uzaklaşmış hafızanın geri dönme çabası



Comments
Post a Comment