Kefaret / Eliza Clark..

  • @MugaMag kitap kulübü Ocak 2026 seçkisi.
  • Yıllar önce Skins diye İngiliz gençliğine dair bir dizi seyretmiştim sanırım sadece bir sezon dayanabildim; gözlerime inanamamıştım şoklar içerisinde bırakmıştım daha fazla dayanamayarak. Bu kitap onun fersah fersah üzerinde. 
  • Dolayısıyla öncelikle anne olanların ve özellikle HSP annelerin dikkatle ilerlemeleri gerektiğini düşünüyorum. Teyze olmama rağmen büyük tetiklendim. Böğrüme oturdu. 
  • Sadece gençlerin yaşadıkları değil, 
  • onları o noktaya getiren ailelerin yaşadıklarına ve 
  • tüm bunlardan hem ailelerinin hem de hiç ilgisi olmayan üçüncü şahısların kendi çıkarları doğrultusunda faydalanma çabalarının büyük hüzünle okudum. 
  • Hatta son bölümü inanılmaz atlayarak adeta okumadan geçtiğimi itiraf etmeliyim. Bünyem kaldırmadı. 
  • Tam da bu ay bibliyoterapi atölyesinde kötülüğün sıradanlığını ve meşrulaştırılmasını ela almışken; bu kavramın çağımızdaki karşılığını okumak çok hazindi. 
  • İlgili yeni neslin yaşam tarzın, onların tükettiği internet camiası ve kullandığı kelimelere dair milyonlarca şeyi bilmediğimi bir kez daha gördüm.
  • Son kertede vakti zamanında HomoLudens, Öküzün A’sı kitaplarında oyun kavramına dair şeyleri okuduğumdan beri bunda video oyunları üzerinden iyice çağcılını okumak feciydi. 
  • Kısacası okuması inanılmaz zor bir eser var karşınızda. Hem anlatılanlar hem de bence yazım stili* açısından çok zorlayıcı. 

* çok fazla detay, konu, kişi vb; yazı stili -paragraflar, tırnak işaretleri, anlamsız başlıklar, bölümler; italik yazılar-; bu bağlamda sürekli bunu kim anlatıyordu diye geri dönüp kontrol etme mecburiyeti.


Fransız sosyolog Roger Caillois, 1961 tarihli ….. kitabında “oyun”u eylem olarak şu şe- kilde tanımlar: "(1) özgür, (2) ayrı, (3) belirsiz, (4) verimsiz, (5) kurallı ve (6) kurgusal. Oyun, yozlaşmaya açık bir şeydir: “Gündelik hayatın her türden bulaşı, onun özünü yozlaştırma ve yok etme riski taşır." Gerçek hayat ile oyun arasındaki sınırlar bulanıklaştığında, oyunun saflığı gündeliğin sıradanlığıyla kirlenir. Artık oyun olmaktan çıkar.

…..aklıma gelmezdi ama artık kitap okumayı bırakmalısın' dedi." Lauren burnundan soluyarak güldü. "Sanırım şey gibiydi... yani, sağlıklı olduğunu düşünmüyorum ama kötülüğün sıradanlığı fikrinde bir tür teselli buluyordum galiba. İkinci Dünya Savaşı sonrası döneme bu kadar kafayı takmamın sebebi büyük ihtimalle, Crow'un kendi küçük nükleer bombasının enkazında yaşıyor olmamdı. Nankin Katliamı gibi bir şeyden sonra hayat nasıl devam eder ki? İnsan böyle bir şey yaşadıktan sonra gündelik hayatına nasıl döner? Bilmiyorum, sanırım bu korkunç şeyler hakkında okumak, hayatın devam ettiğini ve dünyanın dönmeyi durdurmadığını bilmek... Bu gerçekten inanılmaz moral bozucuydu ama bir yandan da... garip bir şekilde rahatlatıcıydı. İç karartıcı olsa da."

Comments