Arsız Yeşillik [Un Verdor Terrible] / Benjamín Labatut..

[ENG in below]

  • @bewaterbookcafe X @fundasakaoglu bibliyoterapi atölyesi Eylül 2025 kitabı.
  • Böyle bir kitap okuduğumu hiç hatırlamıyorum ve bir daha okuyacağımı da hiç sanmıyorum.
  • Böylesi büyük bir hayranlık duydum.
  • Ki yazarın kendisi de kitabını tanımlama konusunda;

“bir deneme değil, bir biyografi değil, bir roman değil; bunların sınırlarında bir kitap” dediği yorumlar yapmış. Bu bağlamda da, eserin türünün tam olarak tanımlanamayışı, eserin çekiciliğini artıran unsurlardan biri olarak değerlendirilmiş.  

  • Oldum olası fizik bana çok büyüleyici bir alem olarak gelmiştir ve fakat onunla ilk tanıştığım okul günlerinden beri de aklım ne yazık ki almakta her zaman zorlanmış, anlamadığım için de her daim hayıflanmışımdır. Bu durum kuantum fiziğinin ortaya çıkışıyla da kendi adıma doruk noktasına ulaşmıştır. Yani anlamayı çok istemek ve fakat anlamamak, (henüz!) anlayamamak durumu hakim kendi adıma.
  • Bu kitap bunları öyle güzel bir şekilde kurgulayıp önüme serdi ki Büyülendim.
  • Tam da Foundation dizisi ve sonunda Tenet filmini izlememle doruk noktasına ulaşan konular zihnimde dönerken )tabii ki de) muhteşem bir eşzamanlılıkla bunu okumuş olmanın hazını yaşadım.
  • Velhasıl hiçbir şey söyleyip sürprizi kaçırmak istemiyorum ancak dünyanın gidişatı ve matematik biliminin ilişkisi üzerine olağanüstü bir kurguya sahip kitap okumak isterseniz acilen elinize almanızı öneriyorum.

Meraklısına: Ve sizi sevgili Funda Sakaoğlu hocanın aktardıklarından bir derleme ile bırakıyorum.

  • Sanayi devriminin uygulanabilmesi için kitlesel ütopyalar inşa edildi, 20. yüzyılda = yani 20. yüzyılda kitlesel bir rüyaya uyandık.
  • Bu durum 20. yüzyılın sonu ile bitti, bireysel rüyalara yöneldik. 
  • Ancak o kitlesel rüya, yıkama sebep oldu.
  • İşte bu kitap -> kitlesel rüya ile hesaplaşmaya yönelik.
  •  O zamana kadar rüya alemi soyuttu.
  •  Öyle ki Walter Benjamin der ki: (analitik kavramı ile) -> artık soyut bir şey değil, rüyayı analitik bir şeye kurgulayabilen 20. yüzyıl ile her şey erişilebilir oldu.
  •  => ancak böyle olunca o aradaki emek, yaratıcı süreç kayboldu.
  •  Kitle egemenliği X düşman imgesi
  •  -> bu ikiliyi yapıp iktidar, gizli bir alanda başka bir şey yapıyor.
  • Kitap da -> o gizli alana = gizli, karanlık alana (kör., terör alanı) gönderme yapıyor.
  • Bu kitap = işte o alanın bir hiper metni (hyper text) => sonsuz ihtimaller zinciri
  • Hipermetin, çok katmanlı bir anlatım biçimi. 
  • Böyle metinlerin bazı temel özellikleri var: 
  • -bağlantılılık-> sonsuz olasılıklar, algoritma~~> artık ihtimal sonsuz.
  • -doğrusal olmama (ilerleme artık doğrusal olamaz)
  • -etkileşim (metin akışını okur kendi yönlendirir)
  • -çok katmanlılık

  • Vahşi iktidar bölgesi 
  • ->yasa üstü (derin devlet)
  • >yasa öncesi (mutlak bir meşruiyet, kabule dönen bile vardı)
  • *hep vardı hep var olacak
  • * devletin meşru şiddeti -> doğasında var.
  • Bu döngü => yasa ve yasa dışı arasındaki ayrımı bulanıklaştırıyor. 
  • Aslında vahşi iktidar bölgesi kendi içinde tutarlı. Ve o gizli savaş olmazsa devletler olamaz. 
  • Devlet -> herkes benim düşmanım => kolektif‘ten atamadığı
  • Arsız yeşillik = kolektif bilinçdışı 


Ona bakılırsa, bunun gerçekleşmesi için yirmi-otuz yıl boyunca dünya nüfusunun modernlik öncesi dönemdeki sayılarına inmesi yeter de artardı - öyle bir durumda, insanlığın sağladığı besleyici gübreler sayesinde dizginsizce serpilip semiren bitkiler yeryüzünün tamamını kaplayacak, diğer bütün canlıları arsız bir yeşillik altında boğacaktı.

… öncelikle sanat ve felsefede gelinen aşamanın bilimde de yakalanması gerektiğine inanıyordu: Çünkü “ancak ve ancak bir azizin, delinin ya da mistiğinki gibi kuşbakışı, bütünlüklü bir yaklaşım bize evrenin düzenleniş biçimini çözme fırsatı sunacak” idi.

Bir matematikçinin gözünde bunlar doğal bir ortam gibi kendiliğinden beliriyordu; çünkü Alexander meselelere kendi iradesini dayatmıyor, onları büyümeleri için kendi hallerine bırakıyordu, ortaya çıkan sonucun organik bir güzelliği vardı; adeta her bir fikir kendi dürtüsünün sonucunda filizlenip boy atmış gibiydi.

Bohr, birlikte yaptıkları dağ yürüyüşleri sırasında, atomlardan söz ederken başvurulabilecek yegâne dilin şiir dili olduğuna genç fizikçiyi ikna etmişti. ….. “Küçücük bir toz zerreciğinin bile milyarlarca atomu varsa,” diyordu, “bu kadar küçücük bir şeyden aklıselimle söz etmek mümkün mü?” Fizikçinin yapması gereken, dünyadaki olayları açıklamak değil, şairler gibi yalnızca metaforlar ve zihinsel bağlantılar yaratmaktı.

De Broglie, Jean Baptiste’in “saf haliyle çıkan yaratıcı enerji” diye tabir ettiği şeyden asla işe yarar bir ürün çıkacağına inanmasa da arkadaşının sanata bağlılığı tıpkı Louis’nin fiziğe olan saplantılı ilgisine benziyordu; ikisi De Broglie Malikanesi’nin sakinlerinden birine kapanıp, dış dünyada olup bitenlere aldırış etmeden, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan huzur dolu bir sessizliğe gömülerek bütün bir akşamı birlikte geçirebiliyorlardı.

Bir parçacığın uzayı kat etmek için pek çok yolu vardı ama birini seçiyordu. Nasıl? Tamamen şansa. … Fizik biliminin, nesnelerin en derin katmanında bulduğu şey, Schrödinger ya da Einstein’ın özlemini çektiği gibi katı ve yanılgısız bir gerçek ya da mantıklı bir Tanrı tarafından ipleri oynatılan bir dünya değil, bir mucizeler ve tuhaflıklar diyarıydı - sayısız kollu ve talihle oyun oynayan tanrıçanın keyfinin ürünü bir diyar…

***


[in ENG] 

When We Cease to Understand the World (Artık Dünyayı Anlamayı Bıraktığımızda) [Un Verdor Terrible] / Benjamín Labatut..

  • @bewaterbookcafe X @fundasakaoglu Bibliotherapy Workshop, September 2025 Book.
  • I don’t remember ever having read a book like this before, and I honestly don’t think I’ll ever read one like it again.
  • That’s how deeply fascinated I was.
  • The author himself has said of his book:
  • “it’s not an essay, not a biography, not a novel; it’s a book on the borders of all these.”

In this sense, the very impossibility of neatly defining its genre has been regarded as one of the elements that heightens its appeal.

  • Physics has always seemed to me like an utterly enchanting realm, and yet, ever since my very first encounters with it at school, my mind has unfortunately always struggled to grasp it. I have always regretted not being able to truly understand it. This difficulty reached its peak, for me personally, with the advent of quantum physics. In other words, wanting so badly to understand but not understanding (not yet!) being unable to understand has always been the prevailing state for me.
  • This book wove all of that together and laid it out before me in such a beautiful way that I was spellbound.
  • Just as my mind was revolving around themes that had culminated with my watching the Foundation series and finally the film Tenet, I happened (of course) to read this book at exactly the same time, a magnificent synchronicity that brought me immense joy.
  • In short, I don’t want to say too much and spoil the surprise, but if you’d like to read a book with an extraordinary narrative about the course of the world and its relationship with the science of mathematics, I urgently recommend you pick this one up.

Comments