Özür Dileriz / Lee Ki-Ho..

  • @bewaterbookcafe X @fundasakaoglu bibliyoterapi atölyesi Şubat 2026 kitabı.
  • Öncelikle okunmasının, kendi adıma en azından, hiç de kolay olmadığı bir eser.
  • Kendine özgü absürt mizah anlayışının arkasından bir hüzün olduğunu sonuna kadar hissettirmişti ki bunun, bir toplumun kolektif yasından kaynaklı olduğunu öğrendik.
  • Dinin baskın olmasından dolayı Latin dünyasında hikayelerle o ağır gelen gerçeklik sağaltılmaya çalışılırken;
  • doğu dünyasında yönetim biçiminin baskın olmasından kaynaklı olarak gerçekliğin ağırlığını taşımak için  mizah ve trajedinin iç içeliği üzerinde durduk.
  • Anlatıyı bozmadan yapıyı esneterek yapıbozum /yapısöküm yaparak yazarın gerçekliği tamamen eritmesini okumuş olduk.
  • Bu bağlamda kitaba ismini veren özür dileme ediminin (ahlaki niteliğini yitirmiş) bir toplumsal savunma refleksi olarak (cezalandırılmamak için) karşımıza çıktığını gördük.
  • Uzun süre hiyerarşik baskıya maruz kalan bireyin bu tip özür geliştirdiğini çünkü kollektif bölge bağlamında (öyle bir sistemin içinde yaşamak suç ortaklığı yaratması) topluma yapışmış bir duygu olarak ortaya çıkan, utancın bir arınma ritüeli olarak somutlaştığını öğrendik.
  • Soytarı arketipi bağlamında gülme alanlarının da, travmatik toplumda bastırılmış öfkeye denk gelen mizah olduğunu:(

Bir toplum ekonomik olarak çöktüğünde ~> psikolojik kırılma yaşar=> böylece bu da büyük bir (toplumsal) yas sürecini başlatıyor.

  • Dolayısıyla 97 Asya krizine atıflar -> IMF’e eleştiri bağlamında bir siyasi eleştiri kitabı da.
  • Devlet baba konumundaki devlet baba’nın artık bir iç sese dönüşmesi nedeniyle kitaptaki baba figürünün işlevsiz+satirize hâle getirilmiş olması söz konusu.
  • Sonuç olarak artık böyle bir ortamda aidiyetin özgürlükten daha değerli olduğunu üzülerek okuduk ve bu nedenle sistemden çıkmak için tek çözümün bireyin öz disiplinini sağlaması  gerekliliği noktasında durduk. 

"İleride bir gün benden özür dilemeye niyetlenirsen..."

"Eee...?"

"Kendinden dile gitsin."

"Kendimden mi? Senden dileyeceğim özrü?"

Gülümseyerek "Evet," dedi.

"Neden?" diye sordum.

"Çünkü benim adıma sen affetsen de olur."

Son günlerde yağmur yağmamıştı fakat yine de toprak nemliydi. Bu yüzden ayakkabılarımızın tabanları çok geçmeden çamura bulanmıştı. Her adımımızda çam yapraklarının kokusu yayılıyordu ve bir yerlerden ağustos böceklerinin vızıltısı duyuluyordu. Tesisin ana kapısının ötesinde kör bir sabah güneşi yükseliyordu.

Meraklısına: Ve sıra tabii ki toplantıda sevgili Funda hocanın anlattığı muhteşem notlardan alıntılarda:

  • Her toplumun yas tutuşu farklıdır:

-Latin dünyasında -> hikayelerle ~> çünkü din baskın

-Çin, doğu dünyasında -> mizah ~> çünkü yönetim biçimi baskın

  • Bu kitapta da bir Güney Kore kitabı olması bağlamında mizah ile yas kavramı işleniyor ->  gerçekliğin ağırlığını taşımak için 
  • Mizah ve trajedi iç içe 
  • Sınırlarla oynayan bir eser yani türler arası yeni bir tür yaratmış. Çünkü ne mizah kitabın ne trajedi kitabı 
  • Ve tüm bunları anlatıyı bozmadan yapıyı esneterek yapıyor = yapıbozum /yapısöküm 
  • Gerçeklik tamamen erimiş 
  • Özür dilemek = toplumsal savunma refleksi  (hiyerarşik düzen ve askeri düzen bağlamında)
  • İçsel kırılganlık ve absürt mizah var 
  • Okuru güldürüp utanç duygusu ile baş başa bırakıyor 
  • Utanç duygusu 

-kilit duygu

-topluma yapışmış bir duygu

  • 97 Asya krizine atıflar var -> IMF’e eleştiri bağlamında bir siyasi eleştiri kitabı da
  • Bir toplum ekonomik olarak çöktüğünde ~> psikolojik kırılma yaşar=> böylece bu da büyük bir (toplumsal) yas sürecini başlatıyor.
  • Travma ve yas -> parçalı yapıyı oluşturuyor
  • Kurumsal sadakat bitiyor 
  • Suç ve masumiyetten ziyade, aidiyet ve dışlanma ekseninde okunmalı kitap.
  • Jung - kolektif gölge ile özür diliyor
  • Hitler = kolektif gölge ~> yahudiye ispiyonlamayınca suçlu hissettiriyor o kolektif gölge
  • Uzun süre hiyerarşik baskıya maruz kalan birey bu özrü geliştiriyor 
  • Ancak bu özür ahlaki değil (ahlaki niteliğini yitirmiş), bir savunma (kaba tarafından, cezalandırılmamak için)
  • Kitapta baba otoritesinin içselleştirilmesi de var 
  • Dış baba = devlet baba  => öylece dış baba iç sese dönüşüyor
  • Ki işlevsiz baba figürü ile bu satirize hale getirilmiş. 
  • Soytarı arketipi de var kitapta -> gülme anları, bilerek uyanış -> çünkü travmatik toplumda mizah = bastırılmış öfke vd. 
  • Özür = arınma ritüeli 
  • Yüklenmiş suçluluk olur => o zaman da kimlik erir (suçun karşıtı masumiyet değil, özür.)
  • Sistemin içinde yaşamak suç ortaklığı yaratır 
  • Masumiyet kararımız -> bir gerçeklik değil artık, nostaljik bir ritüel 
  • Aidiyet, özgürlükten daha değerli 
  • Öz disiplin = tek çözüm 
  • Dış disiplin ile kendini ayarlama oluyor 
  • Sistemden çıkmak için öz disiplini sağlamalıyız.

Comments

Popular Posts