Medusa / Özlem Ertan..

[ENG is below]

  • İnanılmaz güzel ve çok iyi düzenlenmiş bir kitap.
  • Zaten yazarım bir önceki kitabı Hekate’den o kadar etkilenmiştim ki yeni bir Tanrı’yı yazdığını duyar duymaz aldım
  • Bu bağlamda söylemek isterim ki hiçbir tanıtımını karşıma çıkmaması ve tesadüfen varlığından haberdar olman çok üzücü. Bu tarz kitapların en azından ilgililerin mutlaka duymasını sağlayacak şekilde tanıtılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü çok kıymetli bilgileri büyük bir emek ve zaman karşılığında bizlere sunduklarını tahmin edebiliyorum.
  • Kitabın en güzel özelliği; Medusa mitini olası tüm diğer anlatılarını da aktararak bize sunmasının yanı sıra
  • Tüm ana öyküyü ve Perseus özelindeki yan miti de; biz insanoğlunun kendi hayatının kahramanı olması noktasındaki sonsuz yolculuğu üzerinden psikoloji perspektifinden de sunmasaydı.
  • Bu açıdan büyük bir keyifle okuduğumu söylemeliyim.
  • Kitabın sanatın her dalındaki Medusa karşılıklarını da ekleyerek sonlanması ayrı bir leziz idi.
  • Kısacası ben çok mu çok sevdim ve büyük beğeniyle okudum. 
  • Her şeyi toparlayacağım ve önemli bir referans/kaynak kitap olduğu kanaatindeyim.


İnsanlık tecrübeleri sembol diliyle mitoloji ve masal gibi kadim metinlere dönüşür. Bu anlayışa göre, insanın ölümlü olan tek kısmı "ego"sunu da içeren bilinci ya da bilinçli kimliğidir. Kişi ölünce bilinci de ölür, ama deneyimleri kolektif bilinçdışına aktarılıp yaşamayı sürdürür. Üç Gorgon'un tek bir kutsal dişinin farklı yönlerini simgelediği düşüncesine dönecek olursak, ölümsüz Gorgonların bilinçdışını, ölümlü Gorgon Medusa'nın ise bilinci temsil ettiğini söyleyebiliriz.

Buna göre, Gorgon maskesi bu kültün rahibeleri tarafından tanrıçanın gizemlerine inisiyes olmayanları kutsal alandan uzak tutmak için bir uyarı olarak kullanılmıştır. Başka bir deyişle Medusa, Euryale ve Sthenno'nun yılan saçları, patlak gözleri, domuz dişleri, dışarı çıkmış dilleri kadim zamanlarda Hellen öncesi bir tanrıçanın rahibelerince yabancıları ilahenin kutsal alanından ve gizemlerinden uzak tutmak maksadıyla kullanılan bu maskenin izlerini taşır. Bu durumda Perseus'un Gorgon Medusa'nın başını kesmesi, Perseus'un kişiliğinde ifadesini bulan eril gücün ya da erkek egemen yapının kadim dişinin gücünü elinden alması anlamına gelir.

Burada Diktys'in balıkçı olması da sembolik bakımdan önemli bir ayrıntıdır. Çünkü balık daha sonra Hıristiyanlığa da geçmiş olan kadim bir pagan sembolüdür ve denizden yani bilinçdışından gelen bilgiye karşılık gelir. Jung, kimi kültürlerde yeniden doğuşu da simgeleyen balık hakkında şöyle demiştir:

“Balık, mütevazı bir besin kaynağını simgelemesinin yanında bilincin bütün gücünü aldığı besleyici bir kaynak olan bilinçdışının da köküdür.”

Kafa kesme sembolünü de eski Medusa kimliğinin ölüp yeni Medusa kimliğinin doğması bağlamında değerlendirmek gerekir. Burada da Medusa'nın kafasının kesilmesi, mevcut halden kopuşunun ifadesidir. Medusa'nın kesik kafasının konduğu kibisis denen sihirli torba ise eski halden kopan kimliğin yeniden doğmak için hazırlandığı alandır.

Medusa, sağlıklı eril yanını temsil eden Perseus tarafından eski yaralı ve canavar halinden koparılmış ve sağlığına kavuşmuş bir biçimde yeniden doğması için rahmi sembolize eden kibisise konmuştur. Öykünün devamında Perseus elinde kibisisle uçar ve uzun bir yol kat eder. Ta ki Etiyopya kı- yılarında zincire vurulan kızı görünceye kadar... Etiyopya prensesi Andromeda (Ἀνδρομέδη), zincirlendiği kayada bir deniz canavarı tarafından yutulmayı beklemektedir. Kızın böyle acı bir sonla yüz yüze gelmesine annesi Kraliçe Kassiopeia (Κασσιέπεια) neden olmuştur. Tanrıçalardan bile güzel olduğunu söyleyip, böbürlenerek ölümsüzleri kızdırmıştır. Bu büyük suçun karşılığında prensesin deniz canavarına kurban edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde deniz canavarı ülkeyi yok edecektir.

Medusa'nın başıyla yok edilen deniz canavarı, Medusa'nın annesiyle aynı ismi paylaşır. Burada annesinin (Keto) bir tezahürünü öldürmek için kızı (Medusa) kullanılmıştır.

Andromeda'nın kayaya zincirlenmesi de önemli bir detaydır. Hatırlarsanız kayanın Toprak Ana ile de ilişkili dişil bir sembol olduğunu belirtmiştik. Bu mitolojik öyküde kayaya bağlanmak, kötücül anne imgesince esir alınmak anlamına gelir. Andromeda'nın annesinin günahı yüzünden kurban edilmesi de bunu destekler niteliktedir.

Mitolojide, masallarda, efsanelerde kahramanın ejderhayı ya da canavarı öldürüp kızı kurtarması yaygın bir temadır ve erkeğin kendi içindeki negatif dişil tarafını bertaraf edip, sağlıklı animasıyla buluşmasına işaret etmektedir. Batı dünyasında Aziz George olarak tanınan Hıristiyan azizi Aya Yorgi'nin öyküsü de buna örnek gösterilebilir.

Tapınak sembolizmini bu kadim öyküye uyarladığımızda, Medusa'nın korunaklı olduğunu düşündüğü bir alana sığındığı ve içsel yolculuğuna çıkmaktan kaçındığı sonucuna varırız. Burada tapınak Joseph Campbell'ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu şemasında “Balinanın Karnı" olarak tanımladığı alana tekabül eder. “Balinanın Karnı", kendini gerçekleştirme yolculuğuna çıkan kahramanın değişmiş, dönüşmüş, tamamlanmış bir insan olarak yeniden doğmaya hazırlandığı yerdir. Ancak kahraman sonsuza dek Balinanın Karnı'nda kalamaz. Hazır olduğunda eyleme geçmesi ve yolculuğunu tamamlaması gerekir.

Poseidon arketipi, bu öyküde negatif animustur, yani Medusa'nın bilinçdışındaki şiddete eğilimli, baskıcı, saldırgan eril yanının sembolüdür. Daha net söylemek gerekirse Medusa'nın sağlıksız bir animusu vardır. Medusa'nın kendini iyileştirmek için bu hastalıklı animusu ile yüzleşmesi gerekir, ama kendini tapınağa kapatır ve hastalıklı eril yanını dışarıda tutup yok sayar. Negatif anima-animus da aynı gölge kişilikler gibi görmezden gelip bastırdıkça büyür ve kontrolden çıkar. Poseidon'un durumu da tam anla- mıyla böyledir: Yeri sarsan denizler tanrısı, sığındığı yeri işgal edip, Medusa'yı ele geçirir. Poseidon'un tecavüzüne uğraması, Medusa'nın benliğinin negatif animusu tarafından ele geçirilmesi anlamına gelir. Ne güvendiği tapınak onu koruyabilir ne de Athena yardım çağrılarına olumlu yanıt verir.

Tecavüze uğrayan rahibesini canavara çevirip tapınaktan süren Athena ise Medusa'nın gölge kişiliğidir. Mabede sığınma metaforu da anne karnına dönüş arzusuna karşılık gelir. Bu durumda Athena Medusa'nın gölge yanı olarak baskıcı, zarar veren, cezalandıran, yutan, yok eden anne imgesine karşılık gelir. Tam da bu yüzden Medusa'ya karşı son derece acımasızdır.

Medusa, Athena tarafından uzak bir yere sürülür. Artık kimsenin yanına yaklaşmadığı, gözüne bakanı taşa çeviren bir varlıktır. İzole edildiği yerde kendine döner ve içindeki parçaları sağaltmaya çalışır. Bunu nereden mi anlıyoruz?

Medusa'nın kafasını kesmesinden tabii ki. Perseus dışarıdan biri değildir. O, Medusa'nın bilinçdışından bulup çıkardığı sağlıklı animusudur. Perseus'un Medusa'yı hastalıklı bir bilinç durumundan koparıp farklı bir bilinç haline taşıması ise kafa kesme sembolizminde ifadesini bulur.

Öyküde Medusa başının koruyucu bir tılsım haline gelmesinin manası da budur. Önceki bölümlerde de okuduğunuz gibi Medusa canavar olarak ölmüş ve koruyucu olarak yeniden doğmuştur. Bunu da nihayet erginlenme yoluna girip içindeki sağlıklı erili yani Perseus'u bulduktan sonra başarmıştır.

Perseus'un son noktada Medusa başını Athena'ya götürmesinin ve tanrıçanın kesik kafayı kalkanına yerleştirmesinin de anlamı büyüktür. Neticede Medusa, gölge yanı Athena ile buluşmuş, ondan güç almış ve ona güç vermiştir. Medusa artık erginlenmiş ve tüm parçalarıyla birleşmiştir.

Khrysaor'un en önemli özelliği ise Hesiodos'un anlatımına göre, altın kılıçla doğmasıdır. Kılıç sembolizmine Perseus'un öyküsünü yorumlarken değinmiş ve kılıcın ebeveyn tahakkümünden kurtulan kahramanın, gücünü elde edip, kendini bulma yolculuğuna başlamasına işaret ettiğini belirtmiştik. Aynı zamanda fallik bir sembol durumundaki kılıcın altın olması ise Khrysaor'un kahraman kimliğiyle doğduğunu ya da sembolik manada annesinin etkisinden çıkarak kendi yolculuğuna başladığını gösterir.

Diğer adı Beta Persei olan Algol, sanılanın aksine tek bir yıldızdan ibaret değil. Aal, Aa2 ve Ab denen üç yıldızın oluşturduğu çoklu bir yıldız sistemi. Bunlardan Aal ile Aa2 birbirini örten iki yıldız. Biri diğerinden daha parlak olan Aal ile Aa2, birbirinin çevresinde hareket ederken sönük olan yıldız, parlak olanın önüne geçip, ışığını büyük oranda keser.

***


[in ENG]

Medusa / Özlem Ertan..

  • An incredibly beautiful and very well-structured book.
  • I had been so deeply impressed by the author’s previous book Hekate that the moment I heard she had written about a new Goddess, I bought it immediately.
  • In this regard, I must say it is very unfortunate that I came across this book purely by chance and not through any announcement or promotion. I truly believe that books of this kind should be promoted in such a way that at least those interested will definitely hear about them. Because I can imagine that such precious knowledge is offered to us with great effort and time.
  • The best part of the book is that, in addition to presenting us with all possible versions of the Medusa myth, it also reflects—through the side narratives about the main story and characters—our own endless human journey of becoming the hero of our own life, from a psychological perspective.
  • From this angle, I must say I read it with great pleasure.
  • It was also delightful that the book concluded by including Medusa’s representations in every branch of art.
  • In short, I absolutely loved it and read it with great admiration.
  • I will be compiling everything, and I truly believe this is an important reference/source book.

Comments