Dip Akıntıları / Kirsty Bell..

[ENG is below]

  • Kitaptan haberim tabii ki @kentkabilesi vesilesiyle oldu. Ancak yetiştiremediğim için dijital kitap kulübü buluşmasına katılamadım. Ve fakat kendisine okumaya aşırı aşerdiği için katılamasam da bitirdim ve bitirdiğime çok mu çok mutlu oldum. 
  • Zira inanılmaz beğendim ve çok etkilendim. 
  • Bildiğiniz üzere Almanya’yı sevgili Funda’nın aktardıkları vesilesiyle sevmeye başladım. Bu kitap da onun doruk noktası oldu.
  • Yani öyle enteresan, öyle farklı, öyle orijinal ve öyle yaratıcı bir eser ki hakkıyla aktarabilir miyim emin değilim. 
  • (Bina bölümlerine dair şahane tespitler, ağzımın suyunu akıtan tamlamalar, leziz ötesi alıntılar, tarihin böylesi güzel toparlanık aktarılışı ve nicesi…)
  • Bir şehir; toprakları, yaşadığımız mekânlar ve kişisel travmalar vesilesiyle üzerinden aktarılanlar, bunların birbiriyle bağlantısı ve o çok sevdiğim kişisel arşiv düzleminde ilerleyişi beni çok etkiledi. 
  • İnanılmaz bir emek harcanmış bir metin var karşımızda öncelikle. 
  • O hepimizin Almanya topraklarında hissettiği bizim ülkemizden çok farklı olan enerjinin diplerinde yatak yatan akıntıları bire bir bize anlatıp, 
  • her düzlemde yaşanan travmanın taşlarını taşlarının birbiriyle bağlantılı olarak örülmesini öyle güzel açıklıyor ki hayran kalmamak elde değil. 
  • Son kertede bunu kendimi de yakın hissettiğim spiritüel konular üzerinden de değerlendirilmesi ayrıca beynime kazandı. 
  • Vaktiniz olursa mutlaka bakmanızı ancak sindirerek okumak adına iyi bir vakit ayırmanız gerektiğini önemle belirterek şiddetle tavsiye ederim.

Meraklısına:

~ Kitap boyunca Bell, Berlin’in yüzeydeki değişimini anlatırken, yeraltındaki akıntıların (nehirler, sular, kanalizasyon sistemleri) aslında şehrin travmalarının metaforu olarak kullanıldığını ima ediyor. Bu bağlamda, suyun görünmeyen ama her şeyi şekillendiren gücü, bireysel ve kolektif hafızanın da bir yansıması oluyor.

~ İngilizce adı Undercurrents: A Story of Berlin olan kitap, Türkçeye Dip Akıntıları olarak çevrildi. Ancak “undercurrents” kelimesi, sadece su altındaki akıntıları değil, aynı zamanda gizli etkiler, hissedilen ama görülmeyen tarihsel ve duygusal güçler anlamına da geliyor. Bu anlam çok katmanlı olduğu için çeviride bazı alt anlamlar kaybolmuş olabilir.


  • ….. fakat anlatı tek bir yoldan ya da adım adım ilerlemiyor. Bir yerin hafızası düz bir zaman çizgisi boyunca dümdüz uzanmıyor; ayrı şeyleri birbiriyle bağdaştıran, ayrı şeyleri andaş kılan bir yanı var, olup bitenlerden ve geçip gidenlerden, yaşantılardan ve mizaçlardan geriye kalanların ince katmanlar halinde üst üste gelmesinden oluşuyor. 
  • Tekrarlana tekrarlana sokakların ve evlerin harcına karışan veya zaman içinde çoğalıp biriken kelimeler ve imgelerle kayda geçirilmiş edimlerin bir bileşkesi bu; ya da hiçbir somut şekli yok aslında, sezgilerle yoklanması, yeni baştan hayal edilmesi gerekiyor.
  • Yaşadığım yer hakkında yazmak ise demir atmanın ve sürüklenmeye karşı koymanın bir yolu olabilir Özellikle de, yazdığım şeyler bizatihi akıntının sürükleyip getirdikleri -geçmişin bilincin kıyılarına vuran enkazı- ise şayet. Fakat bu konu -bu şehir- belli sınırlar içinde zapt edilmeyi reddediyor. Yazdığım metin giderek yayılan, ele avuca sığmaz bir hal aldı, böylelikle de belirgin kenarları olmaksızın genişleyip yayılan şehrin kendisine, Berlin'e benzemeye başladı.
  • Yürümek, bir yerden bir yere gitmenin özellikle de at, tren ya da otomobil araya girip bu işi hızlandırmadan önceki pratik değerinin yanı sıra, farklı kültürel düşünce cereyanlarına erişebilmenin ve tarihin, çevrenin, toplumun, sanatın ya da siyasetin zihinsel haritasını sokak sokak çizebilmenin de bir yolu aynı zamanda. 
  • Solnit açısından bu, "bölük pörçük izlerine kitapların kıyıda köşede kalmış binlerce pasajının yanı sıra, şarkılarda, sokaklarda ve hemen herkesin başından geçen maceralarda rastlanan gizli bir tarih" sunuyor.
  • İtiraf edenin suçlarının bağışlanmasını sağlayan günah çıkarma pratiğinden farklı olarak, utanç duygusunun terapisi ruhsal iyileşme vadeden bir anlatma ediminden değil, hayatın kendisine karşı daha kapsayıcı bir açıklığı benimsemekten geçiyor. Utanç, insanın kendisini suçlamasını içeren bir duygu ve kişinin benlik algısını doğrudan ilgilendiriyor. 
  • Korkuyla sıkı sıkıya ilişkili ve korkuyla pekişen bir duygu olduğu için, utancı itiraf etmek ondan kurtulmak kadar zor. Keşfedilme tehlikesini ve aforoz edilme olasılığını göze almaktansa sorumluluktan kaçınmaya ve bastırmaya yönelik refleksler öne çıkıyor: saldırı, savunma, geri çekilme. Açıklıktan yana bir tavır hepsinin en zoru.
  • Ev bana bir yerde yaşama sanatını öğretiyor, hem bu dairenin kendisinde hem de bu şehirde, bu zamanda, bedenimde, hayatımda yaşamayı öğretiyor. 
  • Bir yerde yaşamanın, sorumluluğu da beraberinde getirdiğini hatırlatıyor bana: tanıklık etme, belgeleme, eyleme geçme sorumluluğunu.


[in ENG]

The Undercurrents / Kirsty Bell..

  • Of course, I first heard about the book through @kentkabilesi . However, I couldn’t attend the digital book club meeting because I didn’t finish the book in time. But, I was so eager to read it that even though I couldn’t attend, I finished it and I’m so, so happy that I did.
  • Because I absolutely loved it and was deeply moved.
  • As you know, I started to love Germany through the experiences shared by my dear Funda. This book became the peak of that journey.
  • It’s such an interesting, different, original, and creative work that I’m not sure if I can do it justice in sharing.
  • (Amazing insights into the building sections, phrases that made my mouth water, quotes that were beyond delicious, the beautifully structured narration of history, and much more…)
  • A city; its lands, the spaces we live in, and the personal traumas conveyed through them, their connections, and the progression in that personal archive layer deeply affected me.
  • There’s an incredible amount of effort put into this text, first and foremost.
  • It beautifully explains the hidden currents lying beneath the energy of Germany that we all feel in its lands, so different from our own country, and how the stones of trauma experienced on every level are woven together in a connected way.
  • Finally, it also resonated with me in spiritual matters, which I personally relate to, and that made it stick in my mind.
  • If you have time, I strongly recommend you read it, but be sure to dedicate enough time to read it thoughtfully, as it requires careful digestion.

For those curious:

~ Throughout the book, Bell suggests that the underground currents (rivers, waters, sewage systems) metaphorically represent the city’s traumas, while describing the surface changes in Berlin. In this context, the unseen but shaping power of water also reflects both individual and collective memory.

~ The English title is Undercurrents: A Story of Berlin. The term “undercurrents” not only refers to underwater currents but also to hidden influences, historical and emotional forces that are felt but unseen.

Comments